Birleşik Krallık ve Avrupa’nın Tercihi: Teknoloji Ortaklığı

🔴Birleşik Krallık ve Avrupa, ticaret ilişkilerini yeniden şekillendirirken iş birliğinin en dinamik alanlarından biri olarak teknoloji öne çıkıyor.
 
Birleşik Krallık, pek çok açıdan Avrupa’nın “inovasyon motoru”dur. Ve tüm bunların merkezinde bol sermaye kaynakları, akademi ile iş dünyası arasındaki canlı bağlar ve hükûmetin inovasyon ve iş dünyasını destekleyen yeni politikalarıyla desteklenen sınır ötesi iş birliği yer alıyor.

Dünya çapındaki şirketler, dijital teknolojileri geliştirmek ve yaygınlaştırmak için yeni yollar arıyor; yaklaşık 1,2 trilyon dolarlık teknoloji sektörüne sahip Birleşik Krallık ise bu alanda giderek daha merkezî bir rol üstleniyor. Avrupa’nın en büyüğü ve dünyanın en değerli üçüncü şirketi.

Bu sektör 160.000’den fazla şirketi barındırıyor ve 185’ten fazla “unicorn” şirketi ortaya çıkarmıştır. Bu sektör yapay zekâ, telekomünikasyon, siber güvenlik, kuantum teknolojileri ve dijital hizmetleri kapsıyor ve Avrupalı şirketlere geniş bir tedarikçi ve yenilikçi havuzu sunuyor.

Ticaret rakamları, Birleşik Krallık ile AB arasındaki dijital ilişkinin ne kadar iç içe geçmiş olduğunu ortaya koyuyor. Günümüzde hizmetler modern ticaretin ağırlığını oluşturuyor ve Birleşik Krallık’ın AB’ye yaptığı hizmet ihracatının yaklaşık yüzde 72’si dijital olarak gerçekleştiriliyor.

Sadece 2024 yılında Birleşik Krallık, telekomünikasyon, bilgisayar ve bilgi hizmetleri dâhil olmak üzere yaklaşık 21 milyar sterlin değerinde dijital teknoloji hizmetini Avrupalı ortaklarına ihraç etti.

Hükûmetin politikası bu ivmeyi daha da güçlendiriyor. Birleşik Krallık’ın Sanayi Stratejisi, dijital teknolojileri uzun vadeli ekonomik büyümenin merkezine yerleştiriyor. Programlar arasında yapay zekânın geliştirilmesini hızlandırmaya yönelik finansman, kuantum bilişim gibi öncü teknolojilere destek ve dünyanın en yetenekli kişilerini çekme çalışmaları yer alıyor.

Bu yaklaşım, yapay zekâ geliştirme çalışmalarını hızlandırmaya yönelik tedbirleri belirleyen Birleşik Krallık Hükûmeti’nin Yapay Zekâ Fırsatları Eylem Planı’na dayanıyor.

Hûkümet ayrıca bilgi işlem kapasitesini artırmak ve bölgesel yapay zekâ inovasyon kümelenmelerini desteklemek amacıyla ülke genelinde “Yapay Zekâ Büyüme Bölgeleri” oluşturuyor.

İnovasyon ve güvenlik üzerine kurulu bir ekosistem

Gelişmiş dijital çözümler arayan Avrupalı şirketler için avantajlar ortada. Birleşik Krallık’taki teknoloji sağlayıcıları, uyumluluk, şeffaflık ve veri güvenliğini sağlayan sağlam bir düzenleyici çerçeve içinde faaliyet gösteriyor.

Hukuk alanında yapay zekâ teknolojisi geliştiren Luminance şirketinin CEO’su Eleanor Lightbody, ülkenin araştırma altyapısını temel bir dayanak olarak gösteriyor. “Birleşik Krallık son derece sağlam bir temele sahip; bu da onu Avrupalı şirketler için doğal bir ortak haline getiriyor,” diyor ve ekliyor. “Her şeyden önce Birleşik Krallık’ın dünya çapındaki üniversiteleri ve araştırma alanındaki yetenekleri, işletmelerin yararlanabileceği geniş ve nitelikli bir kaynak havuzu olduğunu gösteriyor.”

Luminance, Cambridge Üniversitesi’nde yürütülen araştırmalardan doğdu ve şu anda 70’ten fazla ülkede 1.000’den fazla kuruluşla çalışıyor. Lightbody için Birleşik Krallık’ın Avrupa pazarlarıyla olan bağlantısı özellikle önemlidir.

“İngiliz şirketler tek başlarına çalışmıyorlar – AB’deki farklı yargı bölgelerinde, düzenleyici çerçevelerinde ve hukuk sistemlerinde faaliyet gösteren müşterilerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş ürünler geliştiriyorlar,” diye açıklıyor. “Bu coğrafi ve ticari yakınlık, Birleşik Krallık’ta geliştirilen yapay zekâ sistemlerinin, Avrupa’daki işletmelerin karşılaştığı gerçek karmaşıklığa uygun olarak tasarlanma eğiliminde olduğunu gösteriyor.”

Uyarlanabilir çözümler için ortak kalkınma

Sınır ötesi iş birliği, Birleşik Krallık’taki birçok teknoloji şirketinin ürünlerini geliştirme sürecinde de merkezî bir rol oynuyor. Veri analizi şirketi Quantexa’dan Michael Lane, Birleşik Krallık ve AB ekipleri arasındaki iş birliğini hayati önemde olarak nitelendiriyor. “Birleşik Krallık ve AB ekiplerimiz arasındaki sınır ötesi iş birliği, ürünlerimizi geliştirme sürecimizin temelini oluşturuyor,” diyor ve özellikle finansal suçlar, mevzuata uygunluk ve veri yönetimi gibi alanlarda müşterilerin karşılaştığı birçok sorunun doğası gereği uluslararası nitelikte olduğuna dikkat çekiyor.

Kalkınmaya yönelik bu ortak yaklaşım, farklı güçlü yanları bir araya getiriyor. Lane, Birleşik Krallık’ın finansal hizmetler alanındaki inovasyon ve veri analitiği konusundaki uzmanlığını, Avrupa’nın karmaşık düzenleyici ortamlardaki deneyimiyle birleştirmenin, daha uyarlanabilir çözümler üretilmesine yardımcı olduğunu açıklıyor.

“Çok farklı yerlerde bulunan ve farklı disiplinlerden oluşan ekipler, farklı bölgelerdeki uygulamalardan elde edilen gerçek dünya deneyimlerini paylaşarak inovasyonu hızlandırıyor ve ölçeklenebilirliği artırıyor,” diyor.

Birleşik Krallık’taki genel teknoloji ortamı da bu konuda bir rol oynuyor. Merkezi İngiltere’de bulunan Quantexa, ülkeyi uluslararası ölçekte genişletilebilen çözümler geliştirmek için sağlam bir üs olarak görüyor.

“Birleşik Krallık, iş yapmak için hâlâ cazip bir yer olmaya devam ediyor,” diyor Lane. “Fintech alanında sağlam bir temele, yapay zekâ uzmanlığına ve dünya çapında üniversiteler tarafından desteklenen yüksek kaliteli bir yetenek havuzuna sahip.”

QS Dünya Üniversite Sıralaması’na göre dünyanın en iyi on üniversitesinden dördü Birleşik Krallık’ta bulunuyor. Bu akademik güç, ülkenin teknoloji sektörüne doğrudan katkı sağlıyor: Birleşik Krallık her yıl 52.700’den fazla nitelikli yapay zekâ mezunu yetiştiriyor; bu, Avrupa’daki en yüksek rakam.

İleri teknolojide güven inşa etmek

Güven, bu ortaklıkları şekillendiren bir diğer önemli faktördür. Kuruluşlar, yapay zekâ ve gelişmiş analitik araçlarını giderek daha fazla benimsedikçe, bu teknolojilerin nasıl yönetildiğine dair güven hayati önem kazanıyor.

Lane’e göre uygulamanın başarılı olması, şeffaflık ve hesap verebilirliğe bağlıdır. “Güven, gelişmiş analitiğin temel şartıdır,” diyor. “Kuruluşlar yapay zekâyı benimsemekte tereddüt ediyor; bunun nedeni teknolojinin henüz olgunlaşmamış olması değil, şeffaf olmayan modellerin açıklanması, yönetilmesi ve savunulmasının zor olmasıdır.”

Teknoloji ortaklarını değerlendiren Avrupalı şirketler için Birleşik Krallık’taki düzenleyici ortam, bu güveni pekiştirmeye yardımcı oluyor. Lightbody, ülkenin düzenleme konusundaki yaklaşımını önemli bir avantaj olarak öne çıkarıyor. “Birleşik Krallık’ın orantılı ve sonuç odaklı düzenlemelere verdiği önem, teknoloji şirketlerine şeffaflık konusunda yüksek standartları korurken yenilik yapma imkânı tanıyor,” diyor.

Birleşik Krallık, sorumlu yapay zekâ yönetişiminin şekillendirilmesinde uluslararası alanda da öncü bir rol üstlenmiş durumda. 2023 yılında Bletchley Park’ta düzenlenen Küresel Yapay Zekâ Güvenliği Zirvesi’ne ev sahipliği yaparak hûkümetleri, teknoloji şirketlerini ve araştırmacıları bir araya getirerek gelişmiş yapay zekânın güvenli bir şekilde geliştirilmesine yönelik yaklaşımları koordine etti.

Ticaretin yeniden şekillenmesinin merkezinde teknoloji

Bu iş birliklerinin etkisi, gerçek hayattaki uygulamalarda şimdiden görülmeye başlandı. Birleşik Krallık’ta geliştirilen teknolojileri kullanan Avrupa kuruluşları, verimliliği ve karar alma süreçlerini iyileştirmek için yeni yollar buluyor.

Lightbody, karmaşık sözleşmeleri daha hızlı incelemek için Luminance’ın yapay zekâ platformunu kullanan küresel enerji şirketi Total Energies’in deneyimine dikkat çekiyor. Sistem, belge analizini otomatikleştirerek ve dikkat edilmesi gereken alanları öne çıkararak, hukuk ekiplerinin manuel inceleme yerine stratejik çalışmalara daha fazla zaman ayırmalarını sağlıyor.

Teknolojik iş birliğine verilen bu önem, hûkümetler arasındaki daha geniş kapsamlı ikili ortaklıklara da yansıyor. Örneğin Birleşik Krallık-Fransa Endüstriyel Strateji ortaklığı teknoloji, inovasyon ve dijital dönüşüm gibi alanlarda iş birliğini kapsıyor ve iki ülkenin araştırma ve endüstri ekosistemleri arasındaki yakın bağları güçlendiriyor.

Sonuç olarak Birleşik Krallık ile Avrupa arasındaki ticaretin yeniden yapılandırılmasının teknolojik boyutu, küresel ticaretteki daha geniş kapsamlı bir dönüşümü yansıtıyor; bu dönüşümde inovasyon, veri ve dijital hizmetler ön plana çıkıyor.

Birleşik Krallık’ın güçlü araştırma kurumları, sağlam düzenlemeler ve Avrupa pazarlarıyla olan yakın bağları, gelişmiş dijital çözümler arayan uluslararası şirketler için bu ülkeyi doğal bir ortak haline getiriyor.

Bu iş birliği, bu yılın Haziran ayında yüz yüze de gözle görülür hale gelecek; zira Birleşik Krallık, küresel teknoloji sektörünün önde gelen etkinliklerinden biri olan Londra Teknoloji Haftası’nda Avrupalı inovasyon uzmanlarını, yatırımcıları ve teknoloji liderlerini ağırlayacak.

İş birliği derinleştikçe, bu ortaklıkların önemi daha da artacak. İngiliz inovasyonu ile Avrupa pazarının büyüklüğünün birleşimi, kıtadaki dijital büyümenin bir sonraki aşaması için sağlam bir temel sunuyor.

 

/Kaynak: Euronews/

İlginizi Çekebilir

Trump’tan kendilerine destek vermeyen NATO ülkelerine tepki
Netanyahu: ABD’nin işbirliği ile İran’a yönelik saldırılarımız sürecek

Öne Çıkanlar