Sinan Dedeoğlu: Amedspor’un kırılganlığı sadece teknik değil, aynı zamanda psikolojik bir mesele

Yazarlar

Bu hafta tüm gözler Amedspor Stadı’ndaydı, kulaklar ise İstanbul’daydı. Son iki haftada gereksiz puan kayıplarıyla yükselme şansını tamamen rakibi Erokspor’un inisiyatifine bırakmıştı. Amed’de tüm tribünler tıklım tıklım dolmuş, takım dışında herkes inanmıştı. Evet, eleştiriye açık olmalılar. Takım mental anlamda maça hazırlanamamış, sanki ligi erken bitirmiş bir havadaydı.

Maç başladığında Amedspor çok hızlı başlamıştı. Ancak bu başlangıç saman alevi gibi sadece göz boyuyordu. Beşinci dakikada Bodrumspor’dan takım kaptanı Ali Aytemur’un gördüğü kırmızı kart Amedspor tribünlerini yeterince ateşlemişti. Artık kulaklar tamamen İstanbul’daydı. Ama Amedspor’un ne taktiksel anlamda ne de ruh ve yürek anlamında hiçbir şeyi yoktu. Murat Uçar’ın takım için ne kadar önemli bir futbolcu olduğu en bariz şekilde hissedildi. Mbaye Djiagne iyi markaja alınmış, sadece kanatlardan Moreno ve Dimitrov’un kaleciye adeta antrenman yaptıran atakları dışında, göbeği tamamen kapatmış Bodrumspor karşısında bireysel birkaç varyasyon dışında organize hiçbir şey yoktu. Verdikleri geçiş hücumları kaleci Erce’den geri dönüyordu. Amedspor’un gol atamaması Bodrumspor’un oyundaki motivasyonunu da artırıyordu.

İlk yarı golsüz bitmişti. Ancak Erokspor maçından da gol sesi çıkmamıştı. Tribünler bu sezon çantada keklik görülen maçlarda kaybedilen puanları hatırladıkça tedirgin bir bekleyiş içindeydi.

İkinci yarıya Amedspor kısmen iyi başlamıştı ama bir türlü Djiagne’yi topla buluşturamıyordu. Rakip teknik adamın maçı çok iyi analiz ettiği belliydi. 64. dakikada Moreno’nun attığı gol, tribünlerde büyük bir sevinç yarattı. Ancak o anla birlikte tribünlerdeki tüm akıllı telefonlar Sarıyer–Erok maçına çevrildi. Bu durum hem tribün desteğinin organizasyonunu zayıflattı hem de saha içindekilerin dikkatini dağıttı.

Amedspor golden sonra oyunu domine etmek yerine geriye çekilmeyi tercih etti. Rakibi bekleyen, sahasına gömülen bir görüntü ortaya çıktı. Oysa böyle anlarda yapılması gereken, oyunu koparmaktır. Evet, o gün şans Amedspor’dan yanaydı. 74. dakikada Sarıyer’in öne geçmesiyle birlikte her şey Amedspor’un lehine ilerliyordu.

Ama futbol korkak oyunu çoğu zaman cezalandırır. 10 kişi kalan Bodrumspor, buna rağmen daha fazla üretmeye başladı. Sanki sahada eksik olan taraf Amedspor’du. Geriye yaslanmanın ve gol yemekten korkmanın bedeli ağır oldu. 90+4. dakikada duran top sonrası savunmadan çıkan İsmail Tarım golü buldu ve Amedspor için bir deja vu daha yaşandı.

Bu artık tesadüf değil, bir alışkanlık. Amedspor’un son dönemlerde yaşadığı bu kırılganlık, sadece teknik değil, aynı zamanda psikolojik bir mesele. Bu durumun gerçekten uzmanlar tarafından değerlendirilmesi gereken bir boyutu var.

Yine de şans Amedspor’un yanındaydı. Diğer maç Sarıyer’in galibiyetiyle sonuçlandı. Artık her şey son maça kaldı. Iğdırspor karşısında alınacak galibiyet, ikili averajla Süper Lig kapısını açacak. Ancak açık söylemek gerekirse, bu futbolla işin oldukça zor olduğu ortada.

Mesut hocanın kötü oyunu kabullenmesi ve açıkça ifade etmesi ise önemli bir kazanım. Bu yaklaşım hem taktiksel hem de mental anlamda değerli. Önümüzdeki hafta Iğdır’da sadece bir maç değil, iki teknik direktörün zihinsel mücadelesi sahne alacak.

Erokspor Teknik Direktörü Osman Özköylü’nün maç sonu açıklamaları ise tartışma yarattı. Sarıyer’in oynadığı futbolu eleştirmesi, ligin kalitesi adına düşündürücüydü. Oysa Servet Çetin geldikten sonra Sarıyer’in oyunundaki değişim oldukça net. Rakibini doğru analiz edemeyen bir teknik direktörün bu tür açıklamalara sığınması çok inandırıcı durmuyor. Amedspor’un oynadığı maçlarda hiçbir rakip bahane üretmezken, bu tür söylemler futbolun ruhuna da pek uymuyor.

Finale bir maç kaldı. Bu hafta her şey Amedspor’un elinde. Bölge taraftarının kalbi ve aklı Iğdır’da olacak. Sonu da inşallah şampiyonluk olacak.

Vanspor cephesinde ise sezon hedefler doğrultusunda tamamlandı. Son haftalara daha rahat, daha formalite havasında girildi. Ancak sahadaki performanstan çok saha dışındaki gelişmeler konuşuldu. İstanbulspor karşısında alınan sonuç beklentilerin altında kalırken, asıl gündem yönetim tarafında yaşanan gelişmelerdi.

Hafta içinde yönetimde yaşanan istifalar ve haziran ayında yapılacak kongre, kulübün geleceği açısından merak uyandırıyor. Kulüp başkanı Erol Temel’in futbolcuların yaşadığı maddi sorunlara dair yaptığı açıklama sonrası basınla bir araya gelmesi, gündemi daha da büyüttü. Bu durum maç sonucunun bile önüne geçti.

Başkanın, sahte hesaplar üzerinden ailesine yapılan hakaretler ve yaşadığı yorgunluk nedeniyle aday olmayabileceğini ifade etmesi, aslında bir kırılma noktasıydı. Bu sadece bir açıklama değil, aynı zamanda bir serzenişti. Haziran ayında yapılacak kongre, Vanspor’un geleceğini belirleyecek en önemli dönemeç olacak.

Genel tabloya baktığımızda ise bölge futbolunun ciddi bir gelişim içinde olduğu açıkça görülüyor. Batman Petrolspor ve Bingölspor’un şampiyonlukları, Amedspor’un zirve mücadelesi bu yükselişi destekliyor. Muşspor ve Mardinspor’dan birinin play-off sürecinden şampiyon çıkması da bu tabloyu tamamlayabilir.

Futbol sadece bir oyun değil; bir kimlik, bir aidiyet ve bir gelişim hikâyesidir. Bu hikâyeyi doğru okumak, doğru analiz etmek ve doğru anlatmak gerekiyor.

Hikâye henüz başlıyor. Ve biz bu hikâyeyi izlemeye, anlamaya ve anlatmaya devam edeceğiz…

 

İlginizi Çekebilir

Putin: Körfez’de barış için çalışmaya devam edeceğiz
Hizbullah Genel Sekreteri Kasım: İsrail ile doğrudan müzakere büyük günahtır

Öne Çıkanlar