İnsan hakları savunucusu Nurcan Kaya’ya 6 yıl hapis cezası verildi

Genel

🔴 İnsan hakları savunucusu ve avukat Nurcan Kaya, mesleki çalışmaları ve sivil toplum faaliyetleri gerekçe gösterilerek yargılandığı davada 6 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.

İnsan hakları savunucusu Nurcan Kaya hakkında “örgüt üyeliği” ve “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” iddialarıyla açılan davanın karar duruşması İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Savunmanlığını MLSA Hukuk Birimi üstlendiği duruşmaya MLSA Eş Direktörü Veysel Ok, Diyarbakır Barosu Başkanı Abdulkadir Güleç, avukat Zülâl Erdoğan Bilal ve MLSA Hukuk Birimi’nden avukat Didare Hazal Sümeli katıldı.

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu üyesi Nizam Dilek ise duruşmayı gözlemci olarak izledi. Yazar Rober Koptaş da duruşmayı takip etti.

‘Hukuka aykırı bir sürece maruz kaldım’

Nurcan Kaya savunmasına şu sözlerle başladı:

“Böyle bir soruşturmaya maruz kalmamın esas sebebinin, bir araştırmacı, avukat ve hukukçu olarak yaptığım çalışmalar olduğunu daha önce de vurgulamıştım. Ulusal ve uluslararası mevzuata göre mesleğini icra etmeye çalışan biri olarak maruz kaldığım muamele; evimin sabaha karşı basılması, bir avukat bulunmadan saatlerce aranması, büromun aranması, 24 saat avukat görüş yasağı uygulanması, gözaltında kaldığım 3 gün boyunca maruz kaldığım kötü muamele, hakkımda uygulanan adli kontroller, aylarca süren ev hapsi ve halen devam eden yurt dışı çıkış yasağı; hem sağlığımı hem de meslek hayatımı olumsuz etkiledi.”

Ortada hiçbir somut delil yokken ceza yönünde mütalaa sunulması karşısında şaşkın olduğunu belirten Kaya, “Elimden geldiğince kısaca mütalaaya karşı savunmamı yapacağım ve başından sonuna kadar hukuka aykırı bir sürece maruz kaldığımı bilgi ve belgelerle ortaya koyacağım” dedi.

Kaya, savunmasında mesleki geçmişini özetleyerek Diyarbakır Barosu’nda başladığı insan hakları çalışmalarını uluslararası alana taşıdığını anlattı. British Council bursuyla İngiltere’de yüksek lisans yaptığını, Essex Üniversitesi İnsan Hakları Merkezi’nde ve Londra’daki çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalıştığını belirtti. Türkiye’de ise İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Merkezi, Avrupa Roman Hakları Merkezi ve Minority Rights Group International gibi kurumlarda görev aldığını ifade etti. Kadın hakları, ayrımcılık yasağı ve azınlık hakları alanında rapor ve makaleler hazırladığını, Tarih Vakfı ve Eğitim Reformu Girişimi ile çalışmalar yürüttüğünü, Milli Eğitim Bakanlığı ve TBMM’de sunumlar yaptığını söyledi. Mesleği gereği çok sayıda kurum ve kişiyle temas kurduğunu vurgulayan Kaya, tüm bu faaliyetlerin yasal ve mesleki çalışmalar olduğunu belirterek bu nedenle yargılanmasının kendisini şaşırttığını ifade etti.

‘Kötü niyetle kırpılmış telefon kayıtları’ 

Kaya, iddia makamının 18 Aralık 2025 tarihli mütalaasında yöneltilen “örgüt üyeliği” suçlamasının üç başlığa dayandığını belirtti:

“Telefon dinlemelerine dayandırılan eylem ve etkinlik iddiaları ile Rojava Derneği’ne yapılan bağış. Delil niteliği olmayan bu telefon kayıtları hakkında bir şey söylemem dahi gerekmiyor ama ben hem beni tanımanız, hem soruşturmanın hukuktan ne kadar uzak bir şekilde yürütüldüğünü göstermek hem de arşivde yer alsın diye kötü niyetle alıntılanan, bir algı yaratmak amacıyla arzuya göre kırpılarak yer verilen bu kayıtlarından bahsetmek ve onlara dayanılarak yapılan suçlamalara cevap vermek istiyorum.”

Kaya, ikinci suçlamaya ilişkin savunmasında HDK adına etkinlik düzenlediğine dair dosyada hiçbir somut delil bulunmadığını belirtti. HDK içinde faaliyet yürüttüğüne ya da herhangi bir etkinliğine katıldığına dair belge olmadığını vurgulayan Kaya şöyle devam etti:

“HDK şu anda hâlâ faaliyet yürüten, eş sözcüleri olan bir yapı mı? Evet. Ben yasal olmayan, hatta yasal olan hangi toplantıya, konferansa katılmışım? Cevap yok. Hangi büyük çaplı organizasyon için hangi görüşmeyi yapmışım? Böyle bir organizasyon ya da görüşme de yok. Uluslararası mecrada ülkemiz aleyhine hangi çalışmayı yürütmüşüm? Cevap yok. Ayrıca, ülkenin prestij kaybına yol açmak diye bir suç var mı Ceza Kanunumuzda? Hayır.”

Kaya, telefon dinlemelerine dayandırılan eylem ve etkinlik iddialarına ilişkin savunmasında, söz konusu görüşmelerin hiçbirinde hukuka aykırı bir içerik bulunmadığını ve HDK ile bağlantı kurulmasını gerektirecek herhangi bir unsur olmadığını söyledi. Görüşmelerin tamamının mesleki faaliyetleri kapsamında; hukuk danışmanlığı, araştırma, yazarlık ve sivil toplum çalışmalarıyla ilgili olduğunu belirten Kaya, iddiaların somut delile dayanmadığını vurguladı.

Kaya, savunmasının sonunda HDK ile herhangi bir üyeliği ya da bağlantısı bulunmadığını, hiçbir örgütsel faaliyet içinde yer almadığını belirtti. Örgüt üyeliğine ilişkin yasal koşulların oluşmadığını vurgulayan Kaya, ne bir örgüte katıldığını ne de hiyerarşik bir yapı içinde bulunduğunu ifade etti. Kaya, sunduğu bilgi ve belgeler ile avukatlarının dile getirdiği hukuki gerekçeler doğrultusunda mahkemenin beraat kararı vereceğine inandığını söyledi.

Veysel Ok: Somut ve gerekçeli bir mütalaa sunulmadı

MLSA Eş Direktörü avukat Veysel Ok savunmasına, “Müvekkilim, meslektaşımız Nurcan Kaya Türkiye’nin tanınan ve saygı duyulan avukatlarından biridir. Nurcan aynı zamanda uzun süre köşe yazarlığı yapmış, birçok sivil toplum örgütüne danışmanlık yapmış ve tüm birikimini Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin gelişmesine adamış bir yurttaş, bir kadın ve bir avukattır” sözleriyle başladı.

Ok, “Hiçbir gerekçe yokken Nurcan’ın evi sabah saatlerinde terörle mücadele polisleri tarafından basıldı. Avukat olmasına rağmen usul kurallarına uyulmadan arama yapıldı, mesleğini icra ederken kullandığı dijital materyallere el konuldu. Gözaltına alındı ve avukatla görüş yasağı denilerek avukatıyla görüştürülmedi” dedi. Ok, Kaya’nın gece saatlerinde İstanbul’a götürüldüğünü, 3 gün gözaltında tutulduğunu, ardından hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü getirildiğini belirtti. Savunmasında, yaşanan hak ihlallerine rağmen iddia makamının somut ve gerekçeli bir mütalaa sunmadığını söyleyen Ok, savcılığın kolluk fezlekesi ve iddianamenin tekrarı niteliğinde bir değerlendirmeyle ceza talep ettiğini ifade etti.

Veysel Ok, savunmasında HDK’nin bir terör örgütü olarak nitelendirilemeyeceğini ve bu yönde kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığını vurguladı. HDK’nin açık faaliyet yürüten bir sivil toplum platformu olduğunu belirten Ok, iddia makamının HDK ile DTK’yi eşitleyen yaklaşımının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ifade etti. Ok ayrıca, Nurcan Kaya’nın HDK ile herhangi bir bağına dair dosyada tek bir somut delil bulunmadığını söyledi. Kaya’nın HDK toplantılarına ya da faaliyetlerine katıldığına ilişkin herhangi bir kayıt olmadığını belirten Ok, bu koşullarda “örgüt üyeliği” suçlamasının hukuki dayanağının bulunmadığını dile getirdi.

Veysel Ok, HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ve HDP milletvekillerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Meclis’te çekilmiş fotoğrafını göstererek, davada Kaya’ya “örgüt üyeliği” isnat edilmesini eleştirdi.

Avukat Veysel Ok, iletişim kayıtlarına ilişkin itirazlarında dosyada somut delil bulunmadığını söyledi. İddianamede yer alan ses kayıtlarının yıllar önce imha edildiğini belirten Ok, “Ortada hukuka aykırı delil tartışması dahi yok; çünkü delilin kendisi yok” dedi. Ok, savcılığın delil sunmadan hapis cezası istediğini belirterek, “Engizisyon ve Balyoz’daki kadar bile usule uygunluk yok, delil olmadan yargılama yapılmaya çalışılıyor” ifadelerini kullandı. İddianamenin büyük bölümünün Kaya ile ilgisiz ya da dosyada bulunmayan delillere dayandığını söyledi.

Abdulkadir Güleç: Avukatlık faaliyetleri suç gibi gösterilmiş

Diyarbakır Barosu Başkanı Abdulkadir Güleç savunmasında, “Nurcan Kaya, kadın, azınlık ve insan hakları alanında çalışan saygın bir hukukçudur” dedi. Güleç, Avukatlık Kanunu’nu hatırlatarak, “Mütalaayı okudum. Bunun hukuki bir vasfı yok. Çünkü maddi vakalar yok, hukuki sonuç yok ve gerekçelendirme de yok. Oysa gerekçenin mütalaada yer alması gerekir. Tamamen avukatlık faaliyetleri suç gibi gösterilmiş” ifadelerini kullandı.

Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, suçlama konusu yapılan Rojava Derneği’ne yapılan maddi desteğin “örgüte finansman sağlama” olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. “Dernek yasal olarak kurulmuştur. Bir kişi örgüte finansal destekte bulunmak istese, neden faaliyetleri ve mali kayıtları denetime açık bir dernek üzerinden bunu yapsın?” dedi. Güleç, Kaya’nın tamamen mesleki faaliyetleri nedeniyle yargılandığını belirterek beraatini talep etti.

Didare Hazal Sümeli: Soruşturma için bakanlıktan izin gerekir, alınmadı

MLSA Hukuk Birimi’nden avukat Didare Hazal Sümeli, Nurcan Kaya’nın mesleki faaliyetleri nedeniyle yargılandığını belirtti. Avukatlık Kanunu’nu hatırlatan Sümeli, “Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesine göre, avukatların görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri iddia edilen suçlar nedeniyle soruşturma yapılabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekir. Bu izin alınmadan başlatılan soruşturmalar usule aykırıdır” dedi. Sümeli, gerekli izin alınmadan başlatılan yargılamanın hukuka aykırı olduğunu belirtti.

Nurcan Kaya son sözünde, telefon dinlemelerinin usulsüz olduğuna ilişkin kararı hatırlatarak, “Evim ve ofisim saatlerce didik didik arandı. 30 çantam vardı, hepsi arandı ve hakkımda tek bir delil bulunmadı” dedi.

Mahkeme kararını açıkladı:

Verilen kısa aranın ardından mahkeme, “örgüt üyeliği” suçundan alt sınırdan 6 yıl 2 ay hapis cezası verdi. “Örgüt finansmanı” suçlamasının ise örgüt üyeliği kapsamında değerlendirildiği gerekçesiyle ayrıca ceza verilmesine yer olmadığına hükmedildi.

/Kaynak: İlke TV- MLSA/

İlginizi Çekebilir

Gülistan Doku soruşturmasında DNA karşılaştırması yapılacak
Axios: ABD’li komutanlar, Trump’a İran savaşına ilişkin brifing verecek

Öne Çıkanlar