AMED (Nûpel) – Hasan Paşa Hanı, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, Ulu Cami’nin doğu kapısının karşısında ve Gazi Caddesi üzerinde yer alan tarihi bir yapı ve eski bir kervansaraydır. Yapı üzerindeki iki kitabeden anlaşıldığına göre bu han; 1572-1575 yılları arasında, dönemin üçüncü Diyarbakır Valisi ve Osmanlı Sadrazamı Sokollu Mehmet Paşa’nın oğlu olan Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Bu yapı, bölgedeki Osmanlı dönemine ait en iyi korunmuş kervansaraylardan biridir. Başlangıçta dükkanlar ve malların depolanması için tasarlanmış olsa da tarihi kaynaklar, hanın yolculara gecelik ev sahipliği yaptığını ve içinde atlar için de yer bulunduğunu belirtmektedir. 2006 yılında yapılan restorasyon çalışmalarının ardından han, kültürel ve sosyal bir merkeze dönüşmüştür. Bugün hanın içinde kafeler, restoranlar, kitapçılar ile telkari ve antika gibi ürünler satan dükkanlar bulunmakta olup şehirdeki en önemli turizm merkezlerinden biri haline gelmiştir.
Gezginlerin ve Yolcuların Gözünden Hasan Paşa Hanı
Vezirzade Hasan Paşa tarafından inşa ettirilen Hasan Paşa Hanı, tarih boyunca Diyarbakır’ı ziyaret eden birçok seyyah ve gezginin ilgisini çekmiş, onlar da eserlerinde bu han hakkında önemli bilgiler vermişlerdir:
Polonyalı Simeon (1612): Polonyalı seyyah Simeon, 1612-1613 yıllarında Diyarbakır’a geldiğinde bu hanı gezmiş ve burayı heybetli taş bir yapı olarak nitelendirmiştir. Yerin altında 500 at ve sığırı barındırabilecek büyüklükte iki ahırın bulunduğunu yazmıştır. Ayrıca renkli demirlerle çevrili güzel bir avludan ve üç kat üzerindeki odalardan bahsetmiştir.
Evliya Çelebi, Gugios İnciciyan ve James Silk Buckingham: Sonraki dönemlerde bu gezginler de handan önemle bahsetmişlerdir. Buckingham, 1815 yılındaki notlarında tahıl pazarının burada toplandığını belirtmiştir; bu durum hanın 19. yüzyılda da büyük bir ekonomik merkez olduğunu göstermektedir.
19. Yüzyılda Hanın Önemi ve Tarihi Belgeler
Arşiv belgeleri, Hasan Paşa Hanı’nın 19. yüzyılda stratejik bir ticari ve idari merkez olduğunu kanıtlamaktadır:
3 Ekim 1792: Diyarbakır Valisi Abdi Paşa’nın kethüdası Nuh Bey, 54.000 kuruşluk borcunu ödemediği için bu handaki tüm mal ve mülküne haciz konulmuştur.
25 Aralık 1802: Bir fermana göre, Diyarbakır Valisi Zühtü İsmail Paşa’nın vefatının ardından geriye kalan eşyaları bu handa toplanmıştır.
5 Ağustos 1843: Diyarbakır’da 1833 yılında meydana gelen büyük yangında, Fransız bir rahibin eşyaları yangından kurtarılarak bu handa muhafaza edilmiştir.
Askerlerin Konaklaması (1833-1842): Küçük Ahmed ve Hacı Mehmed Ragıb Efendi gibi Diyarbakırlı alimlerin arzuhallerine göre han, 1833 yılından itibaren askerler için kışla olarak kullanılmıştır. Bu kişiler hanın tahliye edilmesini ve 7 yıllık kira bedelinin (3.000 kuruş) ödenmesini talep etmişlerdir. Yerel masraf defterlerinden (1842) askerlerin orada kalmaya devam ettiği anlaşılsa da, 6 ay için 400 kuruş kira bedeli ödenmiştir.
Mimari Özellikleri
Hanın duvarları, Diyarbakır’ın yerel üslubuna uygun olarak, açık renkli kireç taşları ile siyah bazalt taşlarının yatay sıralar halinde nöbetleşe kullanılmasıyla (almaşık duvar) inşa edilmiştir. Bu iki renkli yatay sıralar, yapının olduğundan daha uzun görünmesini sağlamaktadır.
Batı Cephesi: Bu kısım, yapının en dikkat çekici bölümüdür ve oldukça sofistike bir tasarım sergiler. Kare bir çerçeve içinde kûfi yazı ile bezenmiş batı kapısı, dışarıya çok fazla çıkıntı yapmaz, içeriye doğru işlenmiş bir eyvan gibidir. Basık kemerli bir kapı geçildikten sonra beşik tonozlu bir alandan avluya girilir. Bu taraftaki pencerelerin tarzı, Halep ve Şam’ın anıtsal kervansaraylarını andırmaktadır.
Avlu ve Şadırvan: Avlunun merkezinde altı sütunlu ve bezemesiz (sade) bir şadırvan yer alır. Alt kattaki odalar sivri kemerlerle avluya açılmakta ve üzerleri beşik tonozlarla örtülmektedir.
İkinci Kat: İkinci katta, avluya doğru uzanan taş konsollar dikkat çeker. Yapının merkezi, dükkanların ikinci katından dışarıya doğru hafifçe çıkıntı yapan iki süslü pencere ile tamamlanmaktadır.
Restorasyon ve Günümüzdeki Durumu
2006 yılında başlayan restorasyon çalışmalarında, Muğla’dan getirilen farklı malzemelerin karışımıyla hazırlanan “Horasan Harcı” adlı özel bir harç kullanılmıştır. Bu harç, hem yapının orijinal dokusuna uyum sağladığı hem de binlerce yıllık ömrüyle çok dayanıklı olduğu için tercih edilmiştir. Yapının bazı bölümlerinde ise sadece derz temizliği (silmet) işlemi yapılmıştır.
Hasan Paşa Hanı, bugün farklı ticari, kültürel ve turistik amaçlarla kullanıldığı için eski özelliklerinin bir kısmını kaybetmiş olsa da, hâlâ Diyarbakır tarihinin en canlı ve önemli sütunlarından biri olarak ayaktadır. Bugün hanın içinde kütüphane, restoran, kahvaltı salonları, çay ocakları, süs eşyaları, Kürt kıyafetleri ve sembolik motifler barındıran dükkanlar bulunmakta ve misafirlerini ağırlamaktadır.










