Kürtlerin Geleceği ve Çıkış Yolu Otoriter Devlet, Bölgesel Saldırılar ve Diaspora Stratejisi
Kürt meselesi günümüzde yalnızca kimlik veya kültürel haklar sorunu değildir. Bu mesele, Kürtlerin siyasal özne olarak tanınıp tanınmayacağı, kendi gelecekleri hakkında söz sahibi olup olamayacağı ve hangi koşullar altında yaşayacaklarına kimin karar vereceği sorusudur. Türkiye devletinin resmi söylemi, özellikle Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum gibi figürler aracılığıyla dile getirilen “bütünleşme” yaklaşımı, bu temel soruyu çözmekten çok yönetmeyi ve sınırlandırmayı hedeflemektedir.
Otoriter Devlet Yapısı ve Demokratik Çözümün Yapısal İmkansızlığı
Türkiye devleti, yapısal olarak otoriter bir karakter taşımaktadır. Yargı, güvenlik bürokrasisi, medya, akademi ve sivil alan dahil olmak üzere tüm alt sistemler, Cumhurbaşkanlığı merkezli bir güç yoğunlaşmasının etkisi altındadır. Kuvvetler ayrılığı fiilen ortadan kalkmış, hukuk yürütmenin bir aracı hâline gelmiştir. Bu koşullarda Kürt sorununun “demokratik bütünleşme” yoluyla çözülmesi mümkün değildir. Otoriter bir devlet, eşitlik temelinde müzakere yürütmez; talepleri ya bastırır ya da ehlileştirir. Mehmet Uçum’un savunduğu yaklaşım, Kürtleri eşit kurucu unsur olarak tanıyan bir ortaklık değil, merkezi devlet yapısına koşulsuz bağlılık temelinde tanımlanan sınırlı bir varoluş modelidir.
Öcalan Hattı ve Şubat 2025 Sonrası Süreç
Şubat 2025 sonrasında Abdullah Öcalan tarafından dile getirilen “son çözüm” ve “silahlı dönemin kapanması” vurguları, Kürt meselesinde yeni bir eşik olarak sunulmuştur. Ancak bu yaklaşım, demokratik bir siyasal alanın varlığı varsayımına dayanmaktadır. Bugün gelinen noktada bu varsayım karşılıksızdır. Devlet, Öcalan’ın söylemini bir barış ve çözüm zemini olarak değil, Kürt siyasetini denetim altına almanın aracı olarak kullanmaktadır. Öcalan, Kürt siyasal iradesinin çoğul ve dinamik bir unsuru olmaktan çıkarılarak, devletin kabul ettiği sınırları meşrulaştıran tekil bir referansa indirgenmiştir. Bu durum, Kürt siyasal alanını daraltmış ve farklı yol ve yöntemlerin tartışılmasını zorlaştırmıştır.
6 Ocak 2026 Sonrası Kuzey ve Kuzeydoğu Suriye’deki Saldırılar
6 Ocak 2026 sonrasında Kürtlerin denetiminde olan Kuzey ve Kuzeydoğu Suriye bölgelerine yönelik saldırılar, Türkiye devletinin resmi söylemi ile fiili pratiği arasındaki çelişkiyi açık biçimde göstermektedir. Kürtlerin sivil ve yerel yönetim denetimindeki alanlar doğrudan veya dolaylı biçimde hedef alınmıştır. Saldırılar yalnızca askeri operasyonlarla sınırlı kalmamış; ağır insan hakları ihlalleri yaşanmış yerel yönetim yapıları dağıtılmış, sivil altyapı tahrip edilmiş, tarım alanları yok edilmiş ve nüfusun zorla yerinden edilmesine yol açan uygulamalar sistematik biçimde uygulanmıştır. Türkiye devletine bağlı veya onun yönlendirdiği silahlı gruplar, Kürtlerin fiili öz yönetim alanlarını istikrarsızlaştırmayı ve sürdürülemez kılmayı amaçlayan bir strateji izlemiştir. Bu saldırılar, “bütünleşme”, “barış” ve “terörsüzlük” söyleminin yoğun biçimde dolaşıma sokulduğu dönemde gerçekleşmiştir. Bu durum, devletin Kürtlerin herhangi bir Kurdistan parçasında kendi kendini yönetebildiği her alanı potansiyel bir tehdit olarak gördüğünü ve bu alanları tasfiye etmeyi stratejik bir hedef haline getirdiğini göstermektedir.
Kendi Kaderini Belirleme ve Çıkış Yolu
Kürtlerin geleceği, yeniden kendi kaderini belirleme ilkesi etrafında şekillendirilmelidir. Bu ilke, yalnızca bağımsız bir devlet hedefi anlamına gelmez; daha geniş ve çoğul bir çerçeve sunar: • Kürtlerin kendi geleceklerini kolektif olarak tartışma hakkı • Siyasal statü, özerklik ve yerel demokrasi seçeneklerini özgürce değerlendirme hakkı • Devletin dayattığı sınırların dışında alternatif siyasal yollar geliştirme hakkı Bu ilke bastırılabilir, ertelenebilir; ancak ortadan kaldırılamaz. Yeni yol, silah kullanımına dayanmayan, barışçıl ve toplumsal dayanışmaya dayalı bir stratejiyi gerektirir.
Diaspora Stratejisi ve Profesyonel Yol Haritası
Diaspora, yalnızca Kürtlerin varlığını koruma değil, aynı zamanda siyasal ve diplomatik seçeneklerini güçlendirme alanıdır. Stratejik yaklaşımın temel bileşenleri şunlardır: 1. Siyasal Örgütlenme ve Çoğulculuk: Merkezi otoriteye bağlı olmayan, özerk ve çoğulcu yapılar kurulmalı; karar alma mekanizmaları şeffaf olmalıdır. 2. Kültürel ve Dilsel Haklar: Eğitim, kültürel üretim ve dijital platformlar ile genç kuşak desteklenmelidir. 3. Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları: Saldırılar belgelenmeli, uluslararası kamuoyu bilgilendirilmelidir. 4. İletişim ve Kamuoyu Yönetimi: Diaspora, manipülasyona karşı bilinçli bilgilendirme ve medya araçlarıyla güçlendirilmelidir. 5. Genç Kuşak ve Eğitim: Diplomasi, siyaset ve liderlik kapasitesini geliştirecek programlar uygulanmalıdır. 6. Kolektif Hafıza ve Şiddetin Belgelenmesi: Saldırılar ve göçler sistematik biçimde kaydedilmeli, hafıza projeleri yaşatılmalıdır. 7. Barışçıl ve Dayanışmaya Dayalı Çıktılar: Silahlı mücadeleye dönüş değil, barışçıl, hukuki ve toplumsal dayanışma öncelikli olmalıdır.
Uluslararası İttifaklar ve Ekonomik Strateji
Diaspora stratejisi, uluslararası ittifaklarla ve ekonomik güç birliği ile desteklenmelidir: • Yahudi diasporası ile stratejik ittifak: Antisemitik ve anti-Kürt yaklaşımlara karşı ortak mücadele. • Profesyonel Thinktankler: Akademik, hukuki ve diplomatik uzmanlardan oluşan kuruluşlar ile politika geliştirme. • Diplomasi ve politika eğitimleri: Genç kuşakların uluslararası ilişkiler, hukuk ve politika bilgisi ile donatılması. • Ortak ekonomik girişimler: Diasporadaki ekonomik potansiyelin birleştirilmesi ile finansal ve lojistik güç sağlanması. • Siyasal mücadele alanını genişletmek: Marjinal sol partiler kadar merkez sağ ve liberal partilerde de aktif siyasal mücadele yürütmek.
Çıkış Yolu İrade ile Açılır
Kürtlerin geleceği, otoriter devletin lütfunda değil, kendi kolektif iradesi ile belirlenmelidir. Diaspora, sahadaki Kürt toplulukları ile koordineli biçimde çalışarak, diplomasi, ekonomi, kültür ve eğitim alanlarında alternatif güç ve temsil alanları yaratmalıdır. Çıkış yolu teslimiyetle değil, kendi siyasal ve toplumsal kapasitesini yeniden inşa ederek açılır.








