İddiaya göre Trump, “bombardımana yeniden başlamak” veya “çatışmadan tamamen çekilmek” seçeneklerini, mevcut deniz ablukasını sürdürmekten daha riskli buluyor.
Bu stratejiyle Tahran’ın liman trafiği ve petrol ihracatı tamamen durdurularak, İran ekonomisi üzerindeki baskı da maksimum seviyeye çıkarılacak.
ABD istihbarat örgütleri de Trump’ın “tek taraflı zafer ilan etmesi” durumunda yaşanacakları değerlendiriyor.
İstihbarat birimleri çıkış yollarını arıyor
Sahadaki askeri hareketlilik sürerken, ABD istihbarat birimleri de sürecin siyasi sonuçlarına odaklanmış durumda. Reuters’ın aktardığına göre özellikle kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde Trump yönetimi üzerindeki baskıyı azaltacak senaryolar masada.
Bu senaryolar arasında, Trump’ın “tek taraflı zafer ilan ederek” bölgeden çekilme ihtimali öne çıkıyor. Ancak istihbarat raporlarında, böyle bir adımın İran tarafından “kazanım” olarak yorumlanabileceği ve Washington açısından zayıflık algısı yaratabileceği uyarısı yapılıyor.
Hürmüz’de “çift abluka” krizi derinleşiyor
Hürmüz Boğazı’nda ABD ile İran arasında tırmanan gerilim, karşılıklı hamlelerle küresel ölçekte etkiler doğuran bir “çift abluka” krizine dönüştü.
28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail operasyonlarının ardından süreç hızla tırmandı. 4 Mart’ta İran Devrim Muhafızları, boğaz üzerinde “tam kontrol” sağladığını açıklayarak stratejik geçiş hattını “düşman unsurlara” kapattığını duyurdu.
Tahran yönetimi, geçiş yapmak isteyen gemilerden Çin yuanı üzerinden yüksek ücretler talep ederek boğazı fiilen bir kontrol noktasına çevirdi.
ABD’den karşı hamle: İran limanlarına abluka
Pakistan’daki görüşmelerin sonuçsuz kalmasının ardından ABD, 13 Nisan’da İran limanlarına yönelik kendi ablukasını başlattı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) koordinasyonunda yürütülen operasyon kapsamında İran kıyı şeridinin tamamı hedef alınıyor. Şu ana kadar İran bağlantılı en az 39 geminin rotası değiştirildi, iki petrol tankerine ise el konuldu.
Trump ayrıca, İran’a “yasa dışı geçiş ücreti” ödeyen hiçbir geminin güvenli geçiş hakkına sahip olmayacağını açıkladı.











