Analiz: Avrupa, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini nasıl sağlamayı planlıyor?

DünyaGündem

Fransa ve Büyük Britanya, Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemileri korumak için çok uluslu bir deniz misyonunu için çalışıyor. Operasyonun büyüklüğü ise henüz net değil. Avrupa’nın küresel enerji açısında son derece kritik olan Hürmüz Boğazı’nın güvenliğine nasıl katkı sunacağı halen belli değil.

Deutsche Welle’den Anchal Vohra yazdı: 

Haftalardır süren İran savaşı , küresel ticaret için hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı’ndan kargo gemilerinin geçişini engelliyor . 

Şimdi ise Avrupa ülkeleri, boğazdaki ticaret gemilerini korumak için çok uluslu bir deniz misyonu kurmak üzere çalışıyor. 

30 ülkeden askeri planlamacılar, böyle bir operasyonun pratikte nasıl işleyebileceğini görüşmek üzere Londra’da bir araya geldi.

“Savunma görevi” neleri kapsayacak?

Birleşik  Krallık ve Fransa, “tamamen savunma amaçlı” bir deniz operasyonu öneriyor. Buradaki odak noktası, karadaki hedeflere saldırmak değil, ticaret gemilerini saldırılardan korumaktır. Öneriye göre, bu görev ancak kalıcı bir ateşkes sağlandığında veya savaş sona erdiğinde devreye alınacaktır.

Emekli Alman tümamiral ve Avrupa Birliği’nin eski yüksek rütbeli askeri danışmanı Jürgen Ehle’ye göre, böyle bir misyonun görevi saldırılara karşılık vermek, ancak taarruz eylemi gerçekleştirmek değildir. Pratik anlamda bu, İran askeri altyapısına veya karadaki birliklerine saldırmak yerine, füzeler, insansız hava araçları veya sürat tekneleri tarafından saldırıya uğrayan gemileri savunmak anlamına gelir.

Uzmanlar, operasyonun muhtemelen hava savunma sistemleriyle donatılmış fırkateynler veya muhriplerin yanı sıra deniz mayınlarını tespit edip temizleyebilen insansız hava araçları gerektireceğine inanıyor .

Almanya, Fransa ve Büyük Britanya’nın rolü

Avrupa ülkeleri Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık’tan oluşan E3 ülkelerinin askeri yükün büyük kısmını üstlenmesi bekleniyor. Almanya, parlamentosunun onaylaması şartıyla mayın avcıları ve keşif uçakları göndermeye hazır olduğunu belirtti. Şansölye Friedrich Merz, kriz bölgesine yapılacak herhangi bir konuşlandırmanın, BM Güvenlik Konseyi kararı gibi sağlam bir yasal temele dayanması gerektiğini şart koşuyor.

Savunma Bakanı Boris Pistorius’un belirttiğine göre, bir mayın tarama gemisinin yakında Akdeniz’e doğru yola çıkması bekleniyor. Bu, gerekirse hızlı bir konuşlandırmayı sağlayacaktır. 

Fransa, bölgede sekiz savaş gemisi, bir uçak gemisi ve iki amfibi hücum gemisi de dahil olmak üzere önemli deniz gücüne zaten sahip. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz’de konuşlanmış kuvvetlerin bir kısmının görevi desteklemek üzere yeniden konuşlandırılabileceğini söyledi. Buna Charles de Gaulle uçak gemisi de dahildir.

Birleşik Krallık henüz katkısını belirtmedi. Başbakan Keir Starmer, bir düzineden fazla ülkenin fon katkısında bulunmaya ilgi gösterdiğini belirtti. Ancak Londra’nın ne sağlayacağını açıkça söylemedi. King’s College London’da savunma çalışmaları öğretim görevlisi Bence Nemeth, DW’ye verdiği demeçte, Britanya’nın son derece gelişmiş destroyerlere sahip olmasına rağmen, bunların “operasyonel hazır olma ve kullanılabilirlik durumlarının belirsizliğini koruduğunu” söyledi.

Avrupa için ne gibi riskler söz konusu?

Kendi sınırları içindeki gerilimlerin arttığı bir dönemde, Körfez’e deniz kuvvetlerinin konuşlandırılması Avrupa’nın kapasitesini aşabilir. Nemeth, Avrupa’nın özellikle Baltık Denizi ve Kuzey Atlantik’te Rusya’dan gelen tehditlerle denge kurması gerektiğini belirterek, “Avrupalıların öncelikle kendilerini korumak için deniz kuvvetlerine ihtiyaçları var” ve “artık eskisi kadar ABD’ye güvenemezler” uyarısında bulundu.

Körfez’deki görev sırasında da riskler oldukça yüksektir. Emekli Tuğamiral Ehle, özellikle büyük ölçekli insansız hava aracı saldırıları söz konusu olduğunda, “hava savunma yeteneklerinin yüzde 100 güvenlik garantisi vermediğini” belirtti.

Diplomasi istikrarı sağlayabilir mi?

Analistler genel olarak, sadece bir deniz misyonunun Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlayamayacağı konusunda hemfikir. İngiliz savunma ve güvenlik araştırmaları enstitüsü RUSI için yazdığı bir makalede güvenlik ve Ortadoğu uzmanı Dr. David B. Roberts, “Sadece diplomatik bir çözüm -ki bu çözümde İran geri çekilme konusunda egemen bir siyasi karar alır- saldırıları tamamen sona erdirme olasılığını sunuyor” diye yazıyor.

Fransa ve Birleşik Krallık, koalisyonu Avrupa’nın ötesine genişletmeye çalışıyor. Dünyadaki denizcilerin yaklaşık yüzde onunu sağlayan Hindistan ve Güney Kore gibi ülkeleri de dahil ediyorlar. Amaç, diplomatik etkiyi artırmak ve nihayetinde ticari gemi taşımacılığının yeniden başlamasını sağlamaktır.

Öğretim görevlisi Nemeth, “Ülkelerin bu müzakerelere katılmasının farklı nedenleri var” dedi. En yaygın nedenler ise “seyir özgürlüğü, uluslararası hukuk ve enerji güvenliği. Bu devletler, bir gücün kritik bir deniz geçiş noktasını kontrol etmek için güç ve coğrafi özellikler kullanabileceği bir durumun normalleşmesini istemiyorlar” diye ekledi:

 “Bu, küresel ticaret için tehlikeli bir emsal teşkil eder.”

Avrupa bir koalisyon kurmak için çalışırken, Hindistan, Pakistan ve Çin gibi ülkeler  de Roberts’ın yazdığı gibi hacim “marjinal düzeyde kalsa” bile, nakliye akışlarını sürdürmek için Tahran ile ikili anlaşmalar yapmaya çalışıyorlar.

 

/DW/

İlginizi Çekebilir

Cumartesi Anneleri gözaltında kaybedilen Ermeni aydınlarını andı
Everest’in uyarı sistemi paslandı: Binlerce kişi risk altında kaldı

Öne Çıkanlar