Araştırmacılar, kırsal bölgelerde yetişen çocukların depresyon, içe kapanma ve duygusal sorunlara daha yatkın olduğunu, şehir çocuklarının ise DEHB gibi davranış sorunları geliştirme olasılığının daha yüksek olduğunu tespit ettiler.
Çin’de yaklaşık 20 bin çocuk üzerinde yapılan yeni bir araştırma, bir çocuğun büyüdüğü yerin ruh sağlığını son derece farklı şekillerde şekillendirdiğini ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, kırsal bölgelerde büyüyen çocukların depresyon, içe kapanma ve duygusal sorunlar yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu, şehirde büyüyen çocukların ise DEHB (dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu) gibi davranış sorunları geliştirme olasılığının daha yüksek olduğunu tespit etti.
Pediatric Investigation dergisinde yayımlanan bulgular, kent yaşamının baskılarının—akademik stres ve hızlı tempolu çevreler gibi etkenlerin—çocuklarda davranış sorunlarını artırdığını ortaya koyuyor. Buna karşılık kırsal bölgelerde yaşayan çocukların ise yoksulluk, izolasyon ve aile ayrılığıyla ilişkili duygusal zorluklarla daha sık karşılaştığı görülüyor.
Nerede büyüdüğünüz sandığınızdan daha önemli
Araştırmacılar, Çin’deki kırsal ve kentsel okullarda 6 ila 16 yaş arasındaki yaklaşık 20 bin öğrenciden elde edilen verileri analiz ederek, gençlerin psikolojik davranışlarında yaşadıkları yere bağlı olarak önemli farklılıklar buldular.
Kırsal kesimdeki çocuklar anksiyete, depresyon, sosyal geri çekilme, “somatik şikayetler” ve dikkat sorunları ölçümlerinde daha yüksek puan aldı. Şehirli çocuklar ise sosyal sorunlar ve kurallara uymama davranışlarında daha yüksek puanlar aldı.
Araştırmacılar ayrıca resmi olarak ruhsal bozukluk teşhisi konmuş 3 bin üç öğrenciden oluşan bir alt grubu da inceledi. Bu grupta kırsal kesim-kentsel kesim ayrımı daha da belirgindi.
Çalışmaya göre ruhsal bozukluğu olan kırsal kesim öğrencileri daha belirgin içe kapanma/depresyon semptomları, sosyal sorunlar, düşünce sorunları, kurallara karşı gelme ve saldırgan davranışlar gösterirken, kentli öğrenciler daha fazla somatik şikayet ve saldırgan davranışlar gösterdi.
En çarpıcı bulgulardan biri ise cinsiyetle ilgili. Erkek çocuklar kırsal veya kentsel alanlarda yaşamalarına bağlı olarak önemli ölçüde farklı psikolojik belirti ağları gösterirken, kızlar için böyle bir yerleşim yeri farkı bulunmadı.
Araştırmacılar bunun “erkek çocukların ruh sağlığının bağlamsal eşitsizliklere daha duyarlı olabileceği” anlamına geldiğini ve müdahalelerin buna göre düzenlenmesi gerektiğini öne sürüyor.
Bu uçurum neden var?
Araştırmacılar bu farklılığın arkasında birden fazla etken olduğunu belirtiyor. Çin’de kırsal bölgelerde yaşayan çocuklar sıklıkla sosyoekonomik dezavantajlarla karşı karşıya kalıyor; eğitim kaynaklarına ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimleri ise oldukça sınırlı.
Öne çıkan bir diğer unsur ise “geride kalan çocuklar” olgusu. Ebeveynleri çalışmak için şehirlere göç eden bu çocuklar, çoğunlukla büyükanne, büyükbaba ya da diğer akrabalar tarafından büyütülüyor. Çalışmada bu durumun, kırsal bölgelerde ihmal, depresyon ve çeşitli psikolojik zorluk riskini artırabileceği vurgulanıyor.
Kentte yaşayan çocuklar açısından ise baskılar farklı bir biçim alıyor. Araştırmaya göre, kentli ebeveynlerin akademik başarıya yoğun şekilde odaklanması ve rekabetçi eğitim sistemi, DEHB ile ilişkili davranış sorunlarının daha sık fark edilmesine ve daha yüksek oranda teşhis edilmesine yol açabiliyor.
Yazarlar bu tabloyu şu ifadelerle özetliyor: “Vurgulanan bölgesel eşitsizlik, farklı bölgelerin kendine özgü zorluklarını ele alacak hedefe yönelik müdahaleleri gerekli kılmaktadır.” Ayrıca, “gözlemlenen psikopatolojik örüntülere dayalı bilinçli kaynak tahsisi yoluyla, farklı bölgesel bağlamlarda daha etkili ve kapsayıcı bir ruh sağlığı çerçevesi geliştirilebilir,” değerlendirmesinde bulunuyorlar.
Çalışmanın sonuç bölümünde ise politika önerileri netleştiriliyor: Kırsal bölgelerde özellikle depresyon odaklı ruh sağlığı taramalarının güçlendirilmesi ve teletıp gibi erişilebilir hizmetlerin yaygınlaştırılması gerektiği belirtiliyor. Kentsel alanlarda ise DEHB’nin daha erken tanınması, okullarda ve ailelerde daha güçlü destek mekanizmalarının kurulması öncelik olarak öne çıkıyor.
Çalışmanın sınırlamaları
Çalışmanın sınırlılıklarını dikkate almak önem taşıyor. Öncelikle, çocukların ruh sağlığı tek bir değerlendirme aracı üzerinden ölçülmüş. Bu durum, psikolojik durumun tüm boyutlarını yansıtmayabilecek daha dar bir çerçeve sunabilir.
Buna ek olarak araştırma, uzunlamasına bir takipten ziyade kesitsel bir “anlık fotoğraf” niteliği taşıyor. Bu nedenle gözlemlenen örüntülerin çocuklar büyüdükçe nasıl değiştiği ya da erken müdahalelerin sonuçları iyileştirip iyileştirmediği konusunda doğrudan bir çıkarım yapmak mümkün değil.
Son olarak, verilerin Çin’in batısındaki tek bir eyaletten toplanmış olması, bulguların dikkat çekici olmasına rağmen genellenebilirliğini sınırlandırıyor. Bu sonuçların ne tüm ülke geneline ne de farklı kültürel ve sosyoekonomik bağlamlara doğrudan uygulanabilir olduğu söylenebilir.











