BM insan hakları raportörleri, İHD üyelerine yönelik yargısal taciz ve polis şiddetine ilişkin Türkiye’ye mektup gönderdi. BM, TMK’nin uluslararası insan hakları standartlarıyla uyumlu hale getirilmesini talep etti.
BM İnsan Hakları Savunucuları Özel Raportörü Mary Lawlor’un da aralarında olduğu beş BM özel raportörü tarafından 23 Şubat’ta Türkiye’ye gönderilen mektup, 60 günlük gizlilik süresinin dolmasının ardından yayınlandı.
BM uzmanları, mektuba ilişkin Türkiye hükümetinden şu ana kadar herhangi bir yanıt alınmadığını duyurdu.
Mezopotamya Ajansı’ndan Rüştü Demirkaya‘nın haberine göre mektupta, İHD üyesi Hatice Onaran’ın sağlık durumu ve tutukluluğu, avukat Suna Bilgin’e verilen hapis cezası, avukat Osman Süzen hakkında açılan dava, İHD yöneticileri Mehmet Acettin, Tuğba Kahraman ve İsmail Boyraz’a yönelik suçlamalar ile avukat Sabri Güngen’in adliyede polis saldırısına uğradığı iddiaları gündeme getirildi.
BM İnsan Hakları Savunucuları Özel Raportörü Mary Lawlor, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Türkiye’ye insan hakları savunucuları ve özellikle İHD üyeleri olan çok sayıda avukatın kriminalize edilmesine ilişkin ortak iletişim artık kamuoyuna açık. Bugüne kadar hükümetten yanıt alınmadı” ifadelerini kullandı.
HASTA MAHPUSLARA PARA YATIRMAK ‘TERÖRÜN FİNANSMANI’ SAYILDI
BM uzmanlarının mektubunda ilk olarak İHD üyesi Hatice Onaran’ın durumu ele alındı. Mahpus hakları alanında çalışan Onaran’ın, hasta ve ekonomik durumu olmayan bazı mahpusların temel ihtiyaçlarını karşılamaları için küçük miktarlarda para yatırdığı belirtildi. Buna rağmen Onaran hakkında “6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kanunu” kapsamında dava açıldığı kaydedildi.
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20 Şubat 2024’te Onaran’a 4 yıl 2 ay hapis cezası verdiği, kararın 2 Ekim 2024’te istinaf tarafından onandığı hatırlatıldı. BM uzmanları, söz konusu para transferlerinin cezaevi idaresinin denetimi altında ve cezaevi kuralları çerçevesinde yapıldığına dikkat çekerek, bunun uluslararası hukuk bakımından “terörizmin finansmanı” olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
Mektupta, 60 yaşındaki Onaran’ın yüzde 79 engelli olduğuna ve cezaevinde sağlık durumunun ağırlaştığına dikkat çekildi. Onaran’ın, sağlık gerekçesiyle infazının ertelenmesi için Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurduğu, ancak başvurusuna yanıt alamadığı belirtildi. Onaran’ın 14 Şubat 2026’da sağlık gerekçesiyle 6 ay süreyle tahliye edildiği de kaydedildi.
BM uzmanları, devletlerin özgürlüğünden mahrum bıraktıkları kişilerin yaşamı ve fiziksel bütünlüğünden sorumlu olduğunu hatırlatarak, Nelson Mandela Kuralları’na göre gerekli tıbbi tedaviye erişimin devletin yükümlülüğü olduğunu belirtti.
SUNA BİLGİN’E 6 YIL 3 AY HAPİS
Mektupta, Dersim’de İHD yöneticiliği yapan ve Dêrsim Barosu Genel Sekreteri olan avukat Suna Bilgin’in yargılanmasına da geniş yer verildi. Bilgin’in, avukatlık faaliyeti, İHD açıklamalarına katılması, gözaltındaki öğrencileri savunması, anma etkinliklerine ve barışçıl gösterilere katılması nedeniyle 2016’dan bu yana “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamalarıyla karşı karşıya kaldığı belirtildi.
Bilgin’in 2018’de Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gıyabında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldığı, kararın 2020’de usul yönünden bozulduğu ve yeniden yargılamanın başladığı aktarıldı. İsviçre’den Türkiye’ye gönüllü olarak dönen Bilgin’in, 17 Kasım 2025’te mahkemede savunma yaptığı ve suçlamaları reddettiği belirtildi.
Mektuba göre Bilgin, 2 Aralık 2025’te İstanbul’da gözaltına alındı, Gaziosmanpaşa Gözaltı Bürosu’na götürüldü, burada çıplak aramaya maruz bırakıldı ve yaklaşık 38 kişinin bulunduğu kalabalık bir koğuşta tutuldu. 17 Aralık 2025’te ise “silahlı örgüt üyeliği” iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılarak Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.
BM uzmanları, Bilgin’e yönelik sürecin avukatlık faaliyetleri ve barışçıl toplantılara katılımıyla bağlantılı görünmesinden endişe duyduklarını bildirdi.
OSMAN SÜZEN BERAAT ETTİ
Mektupta, İHD eski yöneticilerinden ve Semsûr Şubesi eski başkanlarından avukat Osman Süzen hakkında açılan davaya da yer verildi. Süzen’in, İHD çalışmaları, avukatlık faaliyeti, çözüm süreci döneminde Kürt siyasetçilerle yaptığı kamuya açık görüşmeler ve 2014’te sivil toplum örgütlerinin düzenlediği eylemlere katılımı gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği” ile suçlandığı belirtildi.
BM uzmanları, suçlamaların tanık anlatımları ve polis raporlarına dayandırıldığını, bazı tanık beyanlarının daha sonra geri çekildiğini aktardı. Süzen’in 18 Aralık 2025’te görülen ilk duruşmada tahliye edildiği ve hakkında yurtdışı yasağı konulduğu belirtildi.
Adıyaman 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 29 Ocak 2026’da görülen karar duruşmasında Süzen’in, “atılı suçu işlediğinin sabit olmaması” gerekçesiyle beraat ettiği kaydedildi.
KAHRAMAN VE ACETTİN’E EV HAPSİ
BM mektubunda, İHD yöneticileri Tuğba Kahraman ve Mehmet Acettin’in 3 Şubat’ta evlerinden gözaltına alındığı, dosyaya gizlilik kararı getirildiği ve 24 saat boyunca avukat görüşünün kısıtlandığı belirtildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında siyasi parti eşbaşkanları, sendikacılar, avukatlar ve gazetecilerin de aralarında olduğu yaklaşık 100 kişinin gözaltına alındığı aktarıldı.
Kahraman’a “örgüt üyeliği”, Acettin’e ise “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamalarının yöneltildiği belirtildi. BM uzmanları, Kahraman’a karşı somut bir delil sunulmadığını, Acettin’e yönelik deliller arasında ise İHD’deki faaliyetleri, mahpus haklarına ilişkin basın açıklamaları, zorla kaybedilenlerin akıbetine ilişkin haftalık eylemlere katılımı ve İHD İstanbul Şubesi’ne giriş çıkış fotoğraflarının yer aldığını kaydetti.
Kahraman ve Acettin hakkında ev hapsi kararı verildiği, soruşturmanın sürdüğü ve henüz iddianame hazırlanmadığı belirtildi.
BOYRAZ’A EYLEM NEDENİYLE DAVA
İHD yöneticilerinden İsmail Boyraz’ın ise 29 Mayıs 2024’te Ankara’da özel sektör öğretmenlerinin taban maaşına ilişkin yasa teklifini protesto eden bir sendika eylemine katıldığı için yargılandığı aktarıldı.
BM mektubuna göre kolluk güçleri eyleme müdahale etti, Boyraz kötü muameleye itiraz edince yaklaşık 5 polis tarafından kolları bükülerek polis aracına götürüldü. Boyraz ve yaklaşık 11 kişi dört saatten fazla gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 3 Ocak 2026’da Boyraz’ın da aralarında olduğu 12 kişi hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında dava açtığı belirtildi.
AVUKAT SABRİ GÜNGEN’E ADLİYEDE SALDIRI İDDİASI
Mektupta, Riha ve Almanya Freiburg barolarına kayıtlı insan hakları avukatı Sabri Güngen’e yönelik saldırı iddiaları da yer aldı.
BM uzmanlarına göre Güngen, 29 Mart 2025’te Siverek Adliyesi’nde gözaltında kötü muameleye maruz kaldığını belirten müvekkilinin fotoğrafını çektiği sırada polislerin saldırısına uğradı. Bir polisin Güngen’e hakaret ettiği, polislerin kendisini tekme ve yumruklarla darp ettiği, olayın adliye güvenlik kamerası tarafından kaydedildiği belirtildi.
Güngen’in sağ gözünde morluk ve sol bacağında yaralanma oluştuğu, bunların sağlık raporuyla belgelendiği aktarıldı. Ancak savcılığın “saldırı gerçekleşmediği” yönünde karar verdiği ve dosyayı kapattığı kaydedildi. Daha sonra savcılığın, kamu görevlilerinin “görevlerinin gerektirdiği ölçüde basit güç kullandığı” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği belirtildi. Güngen’in Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğu ve başvurunun beklemede olduğu ifade edildi.
Mektupta, Güngen’in 7 Kasım 2025’te kayıp bir çocuğa ilişkin suç duyurusunda bulunmak için gittiği Siverek Adliyesi’nde bu kez savcı tarafından engellendiği, savcının “davayı almak zorunda değilim” diyerek kendisini odadan çıkarttırdığı, yaklaşık 10 jandarma görevlisinin Güngen’i tekmeleyerek ve sürükleyerek adliye dışına çıkardığı belirtildi.
Şanlıurfa Barosu’nun da savcı hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu’na şikayette bulunduğu belirtildi.
BM: AVUKATLAR MÜVEKKİLLERİYLE ÖZDEŞLEŞTİRİLEMEZ
BM uzmanları, mektupta Türkiye’nin “terörle mücadele” adı altında insan hakları savunucuları, avukatlar ve sivil toplum üyeleri üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasının endişe yarattığı belirtildi.
Uzmanlar, özellikle avukatların müvekkilleriyle ya da müvekkillerinin davalarıyla özdeşleştirilmemesi gerektiğini belirterek, BM Avukatların Rolüne Dair Temel İlkeler’i hatırlattı. Buna göre devletler, avukatların mesleklerini korkutma, engelleme, taciz ya da müdahale olmadan icra etmelerini sağlamakla yükümlü.
Mektupta, TMK ve Türk Ceza Kanunu’ndaki bazı düzenlemelerin muğlak ve geniş yorumlanabilir nitelikte olduğuna dikkat çekilerek, bu durumun ifade özgürlüğü, barışçıl toplantı hakkı, örgütlenme özgürlüğü ve kişi özgürlüğü bakımından ciddi ihlal riski yarattığı vurgulandı.
BM uzmanları, altısı İHD üyesi olan yedi insan hakları savunucusuna yönelik işlemlerin yalnızca bireyleri değil, aynı zamanda İHD’nin faaliyet yürütme kapasitesini ve genel olarak sivil toplum alanını hedef aldığını belirtti. Uzmanlar, insan hakları savunucularının dernek faaliyetleri nedeniyle yargılanması, tutuklanması ya da cezalandırılmasının örgütlenme özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yarattığını ifade etti.
BM özel raportörleri, Türkiye hükümetinden söz konusu iddialara ilişkin açıklama, Onaran’ın sağlık hakkına erişimi için alınan önlemler, avukatların mesleki faaliyetlerini güvenli biçimde sürdürebilmeleri için yapılan düzenlemeler ve terörle mücadele mevzuatının uluslararası insan hakları standartlarıyla uyumlu hale getirilmesine ilişkin bilgi talep etti
.
/MA /













