Brüksel’de kritik zirve: Ukrayna savaşı ve Rusya’ya yaptırımlar masada

DünyaGündem
🔴Avrupa Birliği’nin 27 üye ülkesinin lideri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Çin ekonomisindeki dalgalanmaların etkileri ve Birliğin bir sonraki uzun vadeli bütçesini görüşmek üzere Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen iki günlük zirvede bir araya geliyor.
 
Orta Doğu’daki gelişmeler, rekabet gücü, uyuşturucu kaçakçılığı ve göç konuları da zirvenin gündem maddeleri arasında yer alıyor.

Perşembe günü başlayan zirve, Fransa’nın Evian kentinde gerçekleştirilen ve yakından takip edilen G7 Zirvesi’nin hemen ardından düzenleniyor. G7 toplantısında ABD Başkanı Donald Trump, Kiev’e yönelik askeri desteğin artırılması ve Rusya’ya yönelik yaptırımların güçlendirilmesini öngören ortak bildiriyi imzalamıştı.

Avrupalı liderler açısından Trump’ın bu desteği vermesi, transatlantik ittifakta son dönemde ortaya çıkan çok sayıdaki görüş ayrılığını gidermeye yönelik önemli bir diplomatik başarı olarak değerlendiriliyor.

Beyaz Saray’ın Rus petrolüne yönelik yaptırımlarda art arda üç kez muafiyet tanıması, Avrupa ile ABD arasında ciddi bir anlaşmazlık konusu olmuştu. Ancak Trump, Evian’da yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasında varılan çerçeve anlaşmanın ardından Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının, yönetiminin Rus petrolüne yönelik kısıtlamaları kısa süre içinde yeniden uygulamaya koymasına olanak sağlayacağını söyledi. Avrupa Birliği ise Moskova’nın yüksek kaynak tüketen savaş makinesi üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla yeni bir yaptırım paketi hazırlıyor.

Avrupa Komisyonu Sözcüsü yaptığı açıklamada, “Rusya üzerindeki baskıyı sürdürmenin zamanı geldi ve çalışmalarımızı bu doğrultuda yürütüyoruz,” ifadelerini kullandı.

G7 Zirvesi’nin ardından Brüksel’e gelen Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin, liderlerle birlikte zirvenin ilk oturumuna katılması bekleniyor. Oturumda, barış müzakerelerinin yeniden canlandırılması ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ciddi müzakerelere dahil edilmesinin yolları ele alınacak.

AB Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın, iletişim kanallarını açık tutmak amacıyla Rusya ile diplomatik düzeyde sınırlı temaslarda bulunduğu belirtilirken, bir AB yetkilisi bu görüşmelerde herhangi bir somut konunun ele alınmadığını doğruladı.

Öte yandan, Avrupa Birliği üyesi ülkeler Rusya ile doğrudan görüşmeler yapılması konusunda ciddi görüş ayrılıkları yaşamaya devam ediyor.

Zelenskiy’nin, ülkesi ile gayriresmî biçimde eşleştirilen Moldova’nın pazartesi günü ilk müzakere başlığını açmasının ardından, AB’ye katılım konusunu da gündeme getirmesi bekleniyor. Evian’da bulunduğu sırada Zelenskiy, üyeliğin hızlandırılması talebini bir kez daha güçlü biçimde dile getirdi.

“Rusya, Ukrayna’nın AB’ye giden yolunu tıkamanın bir yolunu bulacaktır. Başarılı olmamızı istemiyorlar,” dedi ve ekledi: “Bu yüzden hızlandırılmış bir sürece ihtiyacımız var.”

Ancak sürecin hızlandırılması ihtimali, karmaşık yöntemin bütünlüğünü ve güvenilirliğini korumakta ısrar eden AB liderleri tarafından pek sıcak karşılanmadı. Diplomatlar, kamuoyunun henüz genişleme fikrine ikna olmadığından ve böylesine sonuçları ağır bir karar için seçmenlerin desteğini sağlamak adına çok daha fazla çabaya ihtiyaç duyulduğundan endişe ediyor.

Üst düzey bir diplomat, “Yalnızca tek bir hat var, o da liyakat hattı ve liyakatin ne olduğunu biliyoruz,” dedi. “AB üyesi olduğunuzda masaya oturur ve ulusal mevzuatın yüzde 30’u hakkında karar verirsiniz. Bu nedenle, insanları doğrudan etkileyen yasalar hakkında karar verirken masada yalnızca hukuk devleti alanında diğerleriyle aynı değerlere sahip ülkelerin bulunmasını istiyorum.”

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, alternatif ve henüz denenmemiş bir senaryo olan “ilişkili üyelik” için de bastırmayı planlıyor. Bu model, diğer unsurların yanı sıra AB toplantılarına gözlemci statüsünde katılımı ve silahlı saldırı durumunda karşılıklı yardımı içeriyor.

Ancak Merz’in önerisi, Kiev ve diğer başkentlerden karışık tepkiler aldı ve Perşembe günü büyük bir yankı uyandırması beklenmiyor.

Çin’den bütçeye

Zelenskiy ile yapılacak görüşmenin ardından AB liderleri, akşam yemeğinde Çin üzerine merakla beklenen bir tartışmayla meşgul olacak.

Brüksel, AB-Çin ticaretinin sürdürülemez olduğu ve tam kapsamlı bir çatışmadan kaçınmak için ilişkide bir şeylerin değişmesi gerektiği sonucuna vardı. Geçen yıl, 27 üye devletin istisnasız tamamının Pekin ile ticaret açığı verdiği kayıtlara geçen ilk yıl oldu. Sanayisizleşme korkusu soyut bir endişe olmaktan çıkıp somut bir gerçekliğe dönüştü.

“Artık saf değiliz. Çin’in beş yıllık planı bizim pazarımıza yönelik bir saldırı” diyen ikinci bir üst düzey diplomat, şöyle devam etti: “Harekete geçmenin maliyeti, hiçbir şey yapmamanın maliyetinden daha düşük olacak. Bu, artık kimsenin itiraz etmediği ve birkaç yıl önce duyamayacağınız bir tespit.”

Kötümser teşhis geniş ölçüde paylaşılırken, önerilen tedavi hâlâ dikkatle tartılıyor. Fransa, Polonya, Belçika, Hollanda, İsveç, Danimarka ve Litvanya gibi bazı üye devletler, ticari ilişkilerdeki derin dengesizlikleri düzeltmek ve Pekin’in sübvansiyonlarını dizginlemek için daha iddialı bir tutumdan yana.

Almanya, İspanya ve Yunanistan gibi diğerleri ise yıkıcı misillemelerden ve iş fırsatlarının kaybından korktukları için Çin’e karşı sert bir cephe almaya yanaşmıyor.

Bu görüş ayrılıklarının, liderlerin açıkça konuşmasına imkân tanımak üzere serbest müzakere şeklinde tasarlanan Perşembe akşamı yemeğinde tüm çıplaklığıyla ortaya çıkması bekleniyor.

Bu tartışmayı yakından izleyecek isimlerden biri de uzun süredir “yeni bir Çin şoku” konusunda uyarıda bulunan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen olacak.

Von der Leyen ve ekibi, daha hızlı adım atmaya imkân verecek yeni ticaret araçlarının da aralarında bulunduğu yol haritalarını belirlemek için bu siyasi geri bildirimi kullanmak istiyor. Komisyon, şantaj ve baskı iddialarının yaygınlaşmasına rağmen, Çin’e karşı Anti-Coercion Instrument adlı Zorlama Karşıtı Araç’ı devreye sokmak için gerekli desteği bulmakta zorlandı.

“Diyalog istiyoruz ama diyalog sonuç vermeli. Rekabetten hoşlanıyoruz ama rekabet adil olmalı. Ve karşılıklılık ilkesini yansıtan bir Çin pazarına erişim istiyoruz,” diyen von der Leyen, bu ayın başında “Üzerinde çalıştığımız bütünlüklü bir yaklaşım bu” ifadelerini kullandı.

Cuma günü liderler, Komisyonun rekor düzeyde 2 trilyon avro olarak öngördüğü bir sonraki yedi yıllık AB bütçesi gibi başka bir tartışmalı başlığa yönelecek.

AB Konseyi dönem başkanlığını yürüten Güney Kıbrıs, ilk taslakta “ılımlı” bir kesinti olarak nitelediği yüzde 2’lik, yani 32,8 milyar euro tutarında bir azaltım önerdi. Tarım ve uyum fonlarını koruma konusunda istekli ülkeler için bu fazlasıyla yeterli. Ancak kendilerini artık “modernleştiriciler” diye tanımlayan “tutumlu”lar açısından yüzde 2’lik kesinti kesinlikle tatmin edici değil.

Cuma günkü tartışmada liderlerin, hâlâ son derece kökleşmiş olan kırmızı çizgilerini, taleplerini ve şartlarını daha da sertleştirmeleri bekleniyor.

27 üye ülkenin, Fransa, İspanya, İtalya ve Polonya’da yapılacak seçimlerin süreci sekteye uğratma riski taşıdığı 2027 yılına sarkmasını önlemek için bütçe görüşmelerini Aralık ayında nihai bir anlaşmayla sonuçlandırıp sonuçlandıramayacağı ise belirsizliğini koruyor.

Brüksel’deki iki günlük zirve, dört yeni lideri de ilk kez aynı masa etrafında buluşturacak: Péter Magyar (Macaristan), Andris Kulbergs (Letonya), Rumen Radev (Bulgaristan) ve yeniden göreve dönen Janez Janša (Slovenya).

/Kaynak: Euronews/

Etiketler: Öne çıkanlar

İlginizi Çekebilir

SONAR anketinde dikkat çeken sonuç: Özgür Özel’in partisi ilk sırada
DEM Parti Kongresi 20 Eylül’de yapılacak

Öne Çıkanlar