Akademisyen ve araştırmacı-yazar Sedat Ulugana’nın son kitabı; Fransız, İngiliz, Osmanlı ve Rus Arşivlerinde Kürt Hareketi Ve Bitlis İsyanı (1910-1914) Dara Yayınları’ndan çıktı.
Ulugana bu yeni araştırmasında, Kürt hareketinin Jön Türk rejimi ile yaşadığı ideolojik ayrışmayı, Bedirhaniler gibi yerel Kürt elitlerinin siyasal temsil mücadelesini, Osmanlı devletinin merkeziyetçi politikaları karşısında Kürt aşiretlerinin ve şeyhlerinin pozisyonunu ve büyük güçlerin bölgedeki politik hesaplaşmalarını çok boyutlu olarak ele alıyor.
Bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış Fransız, İngiliz, Rus ve Osmanlı arşivlerinden yararlanan Ulugana, elde edilen özgün belgeler ve saha kaynakları sayesinde, Bitlis İsyanı’nı yalnızca yerel bir hadise olarak değil, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Kürdistan’da biriken etnik ve siyasal gerilimlerin sembolik bir kırılma noktası olarak analiz etmektedir.
Tarih yazımında çoğu kez tali bir detay gibi görülen dönemin Kürt hareketi, bu eserde hem Osmanlı siyasetindeki hem de bölgesel ve uluslararası dengelerdeki yerini yeniden kazanmaktadır.
Bu çalışma; devlet, toplum ve birey üçgeninde şekillenen çatışmaların ve işbirliklerinin nasıl karmaşık ittifaklar doğurduğunu gözler önüne sererken aynı zamanda Kürt tarihinin hem içeriden hem de dışarıdan nasıl okunduğuna dair yeni bir perspektif sunmayı amaçlıyor.
Geçmişe dönük ezberleri sorgularken bugün hâlâ güncelliğini koruyan Kürdistan meselesinin tarihsel arka planını görünür kılmayı hedefliyor.
Bu çalışmanın; tarihe ilgi duyan araştırmacılara, akademis- yenlere ve özellikle Kürt tarihiyle ilgilenen genç kuşaklara yeni bir bakış açısı sunacağına inandığını belirten Sedat Ulugana son eseri için, ”Amacım, taraflardan bağımsız ve belgelerin ışığında çok yönlü bir tartışma zemini yaratmaktır. Elbette Bitlis İsyanı’nı anlamak sadece Kürt tarihini değil, Osmanlı’nın son döneminde toplumsal farklılıkların nasıl yöne- tilmeye çalışıldığını, modern devlet inşasının periferilerde nasıl krizlere yol açtığını ve imparatorluğun çöküş sürecinde kimlerin sesinin nasıl duyulmadığını anlamaktır.” diyor.












