Aziz Odabaşı: Hafızadan Geleceğe; Mezopotamya’nın Yeniden Doğuşu

Yazarlar

Dağların gölgesinde hâlâ yankılanan ezgiler var. Mezopotamya’nın kalbinde, acı ile umudun iç içe geçtiği bir kimlik yeniden şekilleniyor. Bir asırdır bastırılmış dillerin, yarım kalmış hayallerin, bölünmüş coğrafyaların ortasında hâlâ aynı inanç canlı: “Biz buradayız ve geleceği inşa edeceğiz.”

Bir Yüzyılın Yorgunluğu:

Tarihin Gölgesinde 20. yüzyıl, Kürt halkı için sınırların çizildiği, kimliğin bölündüğü bir dönemdi. Sykes-Picot’tan Lozan’a uzanan süreç, Kürtlerin ortak kaderini parçalara ayırdı. Mahabad Cumhuriyeti’nin kısa ömrü, Irak’taki özerklik çabaları, Türkiye ve İran’daki kimlik mücadeleleri… Hepsi aynı hikâyenin farklı sahneleriydi. Büyük güçlerin verdiği destek hep geçici oldu. Bölgesel dengeler, Kürt halkının umutlarını kimi zaman yeşertti, kimi zaman gölgeledi. Ama bir gerçek hiç değişmedi: Kürtler hiçbir zaman teslim olmadı.

Bu direnç yalnızca siyasetin değil, kültürün, dilin, müziğin ve kadim hafızanın direnciydi. Her ağıtta bir tarih, her dengbêj ezgisinde bir kimlik saklıydı. İşte bu yüzden bugün, tüm yorgunluğa rağmen hâlâ “uyanıştan” söz edebiliyoruz.

Yeni Dönem: Fırsatlar ve Gerçekler

Bugün Kürt meselesi artık sadece bir kimlik meselesi değil; ekonomik, kültürel ve diplomatik bir yeniden yapılanma süreci. Irak Kürdistanı’ndaki federal yapının olgunlaşması, Suriye’nin kuzeyinde doğan yerel yönetim modelleri, Türkiye’de demokratik kanalların yeniden tartışılmaya başlaması… Tüm bunlar tarihte eşi az görülür bir döneme işaret ediyor.

Bu yeni dönemin üç temel gücü var: 1. Jeopolitik Gerçeklik: Kürtler artık bölgenin pasif öznesi değil, aktif aktörü. Petrol, tarım, lojistik ve güvenlik alanlarındaki roller, Kürt coğrafyasını stratejik bir merkez haline getiriyor. Dağların yanı sıra yolların, enerji hatlarının, diplomatik dengelerin de kesişim noktası artık Kürtlerdir.

2. Diasporanın Gücü: Avrupa ve Amerika’daki Kürt diasporası, yalnızca geçmişi değil, geleceği de yeniden kuruyor. Kültürel etkinliklerden ekonomik yatırımlara kadar uzanan bir etki ağıyla, halkın küresel görünürlüğü artıyor. Diaspora artık sadece “hatıra” taşımıyor; bilgi, sermaye ve uluslararası etki taşıyor.

3. Toplumsal Dönüşüm: Kadınların öncülük ettiği hareketler, gençlerin dijital çağda kurduğu yeni bilinç… Kürt toplumu kendi içinde sessiz ama köklü bir modernleşme yaşıyor. Bu dönüşüm, geleceğin temellerini bugünden atıyor.

Birlik ve Umut:

Yeni Yüzyılın Anahtarı Kürtler bugün tarihlerinin en örgütlü, en bilinçli döneminde. Ancak bu gücün kalıcı olabilmesi için iki temel ilkeye ihtiyaç var: Birlik ve Strateji. Geçmişte farklı siyasi ve ideolojik çizgiler arasındaki ayrılıklar büyük fırsatların kaçmasına yol açtı.

Oysa bugün ortak bir akıl, ortak bir gelecek tasavvuru her zamankinden daha mümkün. Bu birlik yalnızca siyasal düzlemde değil, ekonomik ve kültürel zeminde de kurulmalı. Artık sadece “direnen” değil, aynı zamanda üreten, paylaşan ve dünyaya katkı sunan bir halk profili inşa edilmeli.

Son Söz: Umut Mezopotamya Kadar Derin Her şey değişiyor: sınırlar, siyaset, dünya dengeleri…

Ama bir şey sabit kalıyor: Mezopotamya’nın insanı umudu elden bırakmıyor. Bugün Kürtlerin sesi yalnızca dağlarda değil; üniversitelerde, iş dünyasında, sanatta, diplomaside yankılanıyor. Eğer akıl, birlik ve cesaretle yürünürse, bu yüzyıl Kürtlerin yalnızca “var olduğu” değil, yön verdiği bir dönem olabilir. Ve belki de o zaman, yüzyıllardır rüzgârın taşıdığı o ezgi nihayet tamamlanır: “Emê bibin azad.” – Özgür olacağız.

İlginizi Çekebilir

Diyarbakırlı gazetecilerden çağrı: Medya, barış süreçlerinde hakikatin ve vicdanın sesi olmalı
Hakan Tahmaz: Filistin Sorunu’nu paranteze almak

Öne Çıkanlar