🔴Sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunansiyaset bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil, “Kürt Sorunu çözülmeden ne bir siyasi birlik sağlanabiliyor ne barış sağlanabiliyor ne de bunların üzerinde durulan güven sağlanabiliyor” dedi.
İstanbul’da da süreç kapsamında 13-14 Haziran tarihlerinde “Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” düzenlenecek. Konferansın çağrıcılarından Siyaset Bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil, demokratikleşme adımları ile Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin Mezopotamya Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.
“Demokratikleşmenin ilk adımı cesaret”
Demokratikleşmenin ilk adımı olarak cesaretli olunması gerektiğini ifade eden Ergil, bununla ancak adalet ve özgürlük mücadelesinin verilebileceğini aktardı. Ergil, “Bir kere önce o cesareti göstermek gerekiyor. Burada da insanlar artık yeter, bu kadar yanlışın bir arada yapıldığı bir ülkede bu yanlışların artık durdurulması lazım ve ne gerekiyorsa onun bir yolunu yordamını tespit etmek gerekli. Niyet yetmez, irade de gerekli. Şimdi ne lazım, ne yapılması gereken? En önce birbirimizi tanımamız lazım. Toplum dediğimiz şey çoğul bir varlık içinde farklı kültür grupları, din, dil, siyasal ve çıkar beklentisi olan gruplar var. Şimdi en önce bir arada yaşadığımız bilincini ortaya koymalıyız. Bir arada yaşamak, farklılıklarımızı kabul etmek demektir. En önce varlığımızı, sonra ise bu varlığın farklı özelliklerini bir kere karşılıklı kabul etmek buna yüzleşmek diyoruz. Yüzleşmeden, kendimizin ne olduğunu karşı tarafa anlatmadan ve karşı tarafın da bizim varlığımızı kabul ettiğini, saygı duyduğunu duymadan birlikte yaşamak mümkün değil. En önce bunu sağlayıp yüzleşmeliyiz. Yüzleştikçe de birbirimizi tanımalıyız. Biz bir arada birlikte olduğumuz bilincine varabilirsek, oradan bu birliktelikten nasıl bir bütünlük yaratılabilir, nasıl beraber yaşamanın şartlarını tespit eder, ona uygun siyasal bir rejim üretebiliriz” diye konuştu.
Demokratikleşmenin en önemli parçasının Kürt sorununun çözümü olduğunu belirten Ergil, “Kürt sorunu çözülmeden ne bir siyasi birlik sağlanabiliyor ne barış sağlanabiliyor ne de bunların üzerinde durulan güven sağlanabiliyor. İnsanlar birbirine güvenmiyorlar. Böyle olunca da ne bir demokrasi ne de bir hukuk devleti ortaya çıkıyor. Kuşku, korku, baskı ve otoriter bir düzen ortaya çıkıyor. Onun için en önce Kürt sorununun tanımı, tanım üzerinden en önce ortak bir anlayış gerektiriyor. Onun üzerinden çözüm ortaya konduğunda bunun Kürtlerle alakası olmadığını, Türkiye’nin kendisini tanımak ve bu anlayış üzerinden demokratik düzen, adalet, hukuk devleti kurulacağının tartışılması lazım. İşte bunun için buradayız” şeklinde konuştu.
“Değişim gerektiği ortaya çıktı”
Uzun yılların ardından Türkiye’nin değiştiğini fakat zihniyetin değişmediğini altını çizen Ergil, “Geçenlerde Diyarbakır’da benim 30 yıl önce Borsalar Birliği için yazdığım Doğu Sorunu Raporu’nun 30’uncu yılı dolmasından kaynaklı bir toplantı yaptık. Moderatör Ruşen Çakır’dı. Rapordan bazı parçalar okuyordu. Bugün aynı şeyler söz konusu. Tabii o da buna dikkat çekmek için ‘Dünya değişiyor fakat Türkiye’de yönetim zihniyeti değişmediği için uygulamalarda bir farklılık yok’ dedi. Şimdi artık bu uygulamalara yansıyacak olan zihniyet değişiminin tartışılmasının yapılması lazım. Türkiye yavaş yavaş buna hazırlandı. Meclis’teki komisyon, MHP’nin bile fikriyatındaki değişim buna gösterge. Fakat bu bütün yönetime yansımadığı için önemli bir değişim meydana gelmedi ama değişim gerektiği ortaya çıktı” diye ifade etti.
“Toplumun bütün kesimleri süreç için sorumluluk almalı”
Siyasetçilerin, hak savunucularının, akademisyenlerin ve toplumun diğer kesimlerinin bu süreçte üzerine sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Ergil, “Bu ülkeye vatan diyen ve birbirlerini bu vatandan uzaklaştırmak istemeyen insanların, bu ortak vatan üzerinde ortak bir yaşam ve rejim kurumlarını sağlamak için katkıda bulunanı en büyük vatanseverdir ve en büyük demokrattır” dedi.
“Süreç bütünlüklü olarak benimsenmiş değil”
Meclis’in hazırladığı ortak rapordan sonra yasal adımların atılmaması ve sürecin yavaş ilerlemesine değinen Ergil, “Çok mahcup, çok eksik ve bütün siyasi gruplarca, özellikle hükümetçe daha tam benimsenmiş ve içselleştirilmiş bir giriş değil” diyerek bundan sonra yapılması gerekenin de yasal adımlar atmak olduğunu vurguladı.
/MA/










