Metin Aktaş: 45 yıldır Kürt halkının tarihsel trajedilerini yazıyorum

GündemKültür-Sanat

Van’da Tuşba Belediyesi tarafından düzenlenen 1. Edebiyat ve Kitap Günleri’ne katılan usta yazar Metin Aktaş, 45 yıllık yazın hayatını ve 25 romanının temel izleklerini anlattı. Aktaş, “Amacım intikam değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için tarihe not düşmektir” ifadesini kullandı.

Tuşba Belediyesi tarafından organize edilen ve 18-21 Haziran tarihleri arasında kapılarını açan kitap fuarı, bölgedeki kitapseverlerden yoğun ilgi görüyor.

Fuarın dikkat çeken konuklarından biri olan, Dersim/Ovacık doğumlu yazar Metin Aktaş, eserlerinde işlediği temaları ve Kürt edebiyatındaki yolculuğunu Rûdaw’a anlattı.

45 yılda 25 roman: “Trajedileri dönem dönem yazdım”

Yaklaşık 45 yıldır edebiyatla uğraştığını ve bugüne kadar 25 romanının okurla buluştuğunu belirten Aktaş, eserlerinde genellikle “dönem dizisi” tadında tarihsel olayları ele aldığını söyledi.

Aktaş, “Romanlarımda Kürtlerin yaşadığı coğrafyada insanların maruz kaldığı trajedileri, katliamları, açlığı, sefaleti ve adaletsizliği anlatıyorum” diyerek eserlerinin toplumsal hafıza niteliği taşıdığına dikkat çekti.

İsyanlardan soykırımlara geniş bir külliyat

Yazar Metin Aktaş, konuşmasında bazı önemli yapıtlarının içeriğine dair detaylı bilgiler paylaştı:

Nişancı ve Kar Tanesi: “Nişancı”da 1925 Şeyh Said isyanını işlediğini belirten yazar, yeni çıkan “Kar Tanesi” romanında ise 1937-1938 Dersim isyanını ve İhsan Nuri Paşa ile ailesinin yaşamını ele aldığını ifade etti.

Yezda ve Mursiyada: Şengal’de IŞİD zulmünü ve Ezidi kadınların yaşadığı dramı “Yezda”da anlattığını söyleyen Aktaş; “Mursiyada” romanında ise Efrin (Kürt Dağı) ve Suriye savaşının acılarını işlediğini dile getirdi.

Harpout’un Hayaleti ve Sessizlik Kulesi: 1915 Ermeni Tehciri’ni “Harpout’un Hayaleti”nde, bölgenin kadim inancı Zerdüştlüğü ise “Sessizlik Kulesi”nde anlattığını belirtti.

Dicle ve Son Derviş: Son 50 yıldaki çatışmalı süreci “Dicle”de belgelediğini söyleyen Aktaş, “Son Derviş”te ise resmi tarih anlatısının dışına çıkarak gerçek Bediüzzaman’ı ve Şeyh Said’in hayatını kaleme aldığını vurguladı.

Rüzgar Ateş Gibi Yakıyordu: Araştırması 10 yıl süren bu eserinde, 150 yıllık bir dönemi hadım edilmiş bir kölenin gözüyle anlattığını belirterek, toplumsal aydınlanmanın önemine vurgu yaptı.

Palu’nun dönüşümü ve tarikatların holdingleşmesi

Elazığ’ın Palu ilçesinin tarihsel dönüşümüne de değinen Aktaş, bir zamanlar 90 bin nüfuslu ve çok kültürlü olan bu kentin nasıl 3-4 bin nüfuslu muhafazakar bir köye dönüştürüldüğünü eserlerinde sorguladığını belirtti.

“Dilsiz” ve “Muhbir” romanlarında ise günümüzdeki tarikatların holdingleşmesini, halktan kopuşunu ve toplumdaki ihbarcılık kültürünün yarattığı tahribatı işlediğini anlattı.

“Amacım dünyadaki diğer milletler gibi insani haklara kavuşmamızdır”

Yazma amacının asla intikam veya öç olmadığını vurgulayan Metin Aktaş, “Bu trajedilerin tekrar yaşanmaması için yazıyorum. 100 yıl önce yaşananlar bugün de aynı yöntemlerle tekrar ediyorsa, bunun sebebi zihniyetin değişmemesidir. Gelecek kuşaklar bu yanlış politikaların nelere mal olduğunu görsün istiyorum. Temel amacım; Kürt halkının ellerinden alınmış insani haklarının geri verilmesine ve dünyadaki diğer milletler gibi insani değerlerle yaşamalarına bir nebze de olsa katkı sunmaktır” dedi.

/Rûdaw/

İlginizi Çekebilir

Amerika ve İran heyetleri barış görüşmeleri için İsviçre’ye gitti
Ali Engin Yurtsever: Boşlugu Dolduran Çeteler Gerçeği

Öne Çıkanlar