Özgür Özel: CHP’yi elimizden almak, iktidar yürüyüşümüzü durdurmak istiyorlar

GündemPolitika

🔴Mahkemenin mutlak butlan kararıyla görevinden tedbiren uzaklaştırılan CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur’da yurttaşlarla bir araya geldi. “CHP’yi elimizden almak, iktidar yürüyüşümüzü durdurmak” istiyorlar diyen Özel, mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini kaydetti.

Özel, Burdur’daki programı kapsamında yurttaşlarla bir araya geldi.

Burada yaptığı konuşmada partisindeki mutlak butlan sürecine değinen Özel, “CHP’yi elimizden almak, iktidar yürüyüşümüzü durdurmak, iktidarlarını korumak istiyorlar. Bunun için biz yola düştük. Halk, ‘Yürüyün millet arkanızda’ dedi” ifadelerini kullandı.

Halkın kendilerine olan desteği anlatan Özel, “Bir baktık Ankara’da yağmur altında 10 binler, Anıtkabir’e doğru 100 binler, milyonlar. Dün önce geçen hafta Trabzon’da Gümüşhane’de, Tokat’ta, Çorum’da, Amasya’da, Nevşehir’de 10 binler, 100 binler ve dün Denizli’de cuma namazı çıkışında caminin önünde bütün bir meydan 10 binler, 100 binler peşimizde takıldı, ‘Yürüyün iktidara yürüyün, millet arkanızdadır, karşınızdakilerden korkmayın’ dediler” ifadelerini kullandı.

Özel, tüm engellemelere karşı iktidar yürüyüşlerinden vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

Özel’in açıklamaları şöyle: 

“Biliyorsunuz, bundan üç yıl önce söz vererek, neyin sözünü vererek? Kaybetmemenin sözünü vererek, kazanacağımızın sözünü vererek, girdiğimiz bir seçimi kaybedersek bir daha asla Genel Başkanlığa devam etmeyeceğimizin iddialı sözünü vererek önce partide Genel Başkan olduk. Genç arkadaşlarımızla, kadın arkadaşlarımızla, her yaştan tecrübeli partililerimizle birleştik. Beş ay sonra Türkiye’nin yüzde 65’ini, Türkiye ekonomisinin yüzde 85’ini kazanarak 47 yıl sonra, söz verdiğimiz gibi partimizi birinci parti yaptık. Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurulduğu günden beri ilk kez bir seçimde biz yendik, onlar ikinci oldular. O gün bugündür iktidara yürüyoruz.

Ama herkes şunu bilsin ki biz halkçı bir partiyiz, milleti düşünen bir partiyiz. Biraz önce serada çalışan kadın işçilerimizle konuştuk. Tarımda ne yapacaklarımızı, süt üretiminde ne yapacağımızı, çiftçinin nasıl destekleneceğini tüm Türkiye’ye anlatıyoruz ve burada da konuştuk. Örneğin zirai kredilerin faizlerinin bir kerelik tamamen silinmesini, zirai kredi borçlarının faizsiz beş yıla bölünmesini, KDV’siz ve ÖTV’siz olarak 30 liraya çiftçiye mazot verilmesini, gübre desteğini, gübrenin yüzde 55-60 zamlandığı yerde ürünün yüzde 20 zamlandığı ve ürünün tarlada 20 lira rafta 80 lira olduğu bu düzeni değiştireceğimizi hep söyledik, hep müjdeledik. En düşük emekli maaşının 20 bin lira sefalet maaşı olduğunu, o paranın kiraya gitse aç kalındığını ve karnını doyursa sokakta kalındığını söyledik. Asgari ücretin yetersizliğini söyledik. Gençlere umut veren, Türkiye’nin yasaksız, Avrupa’nın vizesiz olacağını, gençlerin artık dünyanın başka ucunda değil; memleketlerinde hayal kuracaklarına ilişkin onlara neler yapacağımızı müjdeledik

“PARTİYE BİR YÖNELME BAŞLADI”

Bunların hepsinin sonunda aynı kurulduğumuz gün gibi, aynı 31 Mart seçimlerinde olduğu gibi, nasıl 31 Mart‘ta genç eczacı meslektaşım Ali Başkana siz burada yetki verirken, bütün Türkiye’de partimiz nasıl birinci parti olduysa yapılacak seçimlerde de birinci parti olacağımızı, biz kazanınca sadece CHP’nin değil; Türkiye’nin kazanacağını, AK Parti’li, MHP’li emeklinin de emekçinin de çiftçinin de ya da paritesi 1.4’te olup, süt için kesim kuyruğunda olan hayvanların kurtulduğunda sadece CHP’lilerin değil AK Parti’nin süt üreticisinin de kurtulacağını MHP’linin de rahat edeceğini herkes gördü ve partiye bir yönelme başladı. Biz öyle insan ayıran, AK Partili’yi MHP’liyi, CHP’liden ayıran, İYİ Partili’ye, başka partiden olanlara mesafe koyan değil, Türkiye İttifakı diye herkesi kucaklayan bir anlayış içerisinde, hep şöyle düşündük: Önce bir kurtaralım memleketi 100 yıl önce olduğu gibi, önce bir hep birlikte kurtaralım ondan sonra tekrar rekabete döneriz. Ama artık bütün yoksulların, bütün emeklilerin, bütün işçilerin, bütün çiftçilerin, hayvancılıkla uğraşan herkesin menfaatinin nerede olduğunu, kurtuluşun nerede olduğunu görmesini istedik.

“BUNDAN SONRA MEYDANDAYIZ, SOKAKTAYIZ”

İşte bunun sonunda maalesef, parti birinci parti oldu ama partiyi birileri de hedefe koydu. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’ni elimizden almak, yani yürüyüşümüzü durdurmak, iktidar yürüyüşünü durdurmak, emekliyi, işçiyi, çiftçiyi, gençleri iktidara taşıyacağımız büyük yürüyüşü durdurmak, bizden kurtulmak, iktidarlarını korumak istiyorlar. Bunun için biz yola çıktık, yola düştük. Bir baktık Ankara’da yağmur altında 10 binler, Anıtkabir’e doğru 100 binler, milyonlar. Dün önce geçen hafta Trabzon’da Gümüşhane’de, Tokat’ta, Çorum’da, Amasya’da, Nevşehir’de 10 binler, 100 binler ve dün Denizli’de cuma namazı çıkışında caminin önünde bütün bir meydan 10 binler, 100 binler peşimizde takıldı, ‘Yürüyün iktidara yürüyün, millet arkanızdadır, karşınızdakilerden korkmayın’ dediler. Bugün Çavdır’a gelirken değerli il başkanım, milletvekilim, Burdur Belediye Başkanı, Çavdır Belediye Başkanı, ilçe başkanı, ‘Çavdır‘a uğramazsanız çok çok önemli bir kitlenin size vereceği desteği, sevgiyi görmezseniz bu yolculuk eksik kalır’ dediler. Hepinize teşekkür ediyorum, hepinize.

Şunu bilin, bizi devletimizin polisini kullanarak zorla binadan attılar. Üstünde 265 tane miting yaptığım otobüsleri aldılar ve dediler ki ‘Daha bu Özgür’ü sustururuz, bu değişimcileri, iktidar yürüyüşünü durdururuz’ dediler. Aha da buradan söylüyorum. Burdur’dayım, Çavdır’dayım, Çavdır’da bir kahvede bir sandalyenin üstündeyim, ama milletin gönlündeyim. Bize büyük binalar, bize lüks binalar lazım değil. Gerekirse portakal kasasını çevirir, üstüne çıkar milletle buluşuruz. Bundan sonra siyaset eski, köhnemiş, yaşlanmış, kaybetmeye alışmış ve bundan sonra da ‘CHP kazanmasın, millet kazanmasın’ siyasetini geride bıraktık, geride. Önümüze bakıyoruz, bundan sonra meydandayız, sokaktayız, sandalyenin üstündeyiz, milletimizle omuz omuzayız. Hepinizi çok seviyorum, hepinize inanıyorum, hepinize güveniyorum. O karşı kahve hepinizin ellerinden öpüyorum, hepinizin ellerinden öpüyorum. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum. İyi ki varsınız. Hep beraber yürüyecek miyiz? Yürüyecek miyiz?. Hadi o zaman iktidara yürüyelim arkadaşlar, iktidara yürüyelim. Hepinize sevgiler saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun.

“MİLLETİN YANINDA, MİLLETİN GÖNLÜNDEYİM”

Özel, buradaki konuşmasının ardından Yeşilova ilçesinde bir kahvehanenin önünde yurttaşlara hitap etti. AKP’nin kurulduğu günden beri ilk kez kaybetmesiyle birlikte partilerine saldırıların başladığını söyleyen Özel, “Bu partinin genel başkanına, binasına, kurultayına saldırdılar” dedi.

Buna karşın iktidar yürüyüşlerinden vazgeçmediklerini vurgulayan Özel, “Otobüsümüzü aldılar, bir bankın üzerindeyim ama milletin gönlündeyim” şeklinde konuştu.

Özel, şunları dile getirdi:

“Biliyorsunuz seçimleri bundan üç yıl önce kaybettiğimizde büyük bir üzüntü vardı. Yola çıktık, ‘Değişim olacak’ dedik. ‘CHP değişecek, Türkiye değişecek’ dedik. Siz bize inandınız, partide yönetime geldik. Beş ayın ardından partiyi 47 yıl sonra birinci parti yaptık. Zaten söz vermiştim. Demiştim ki ‘Eğer girdiğim bir seçimi bile kaybedersem, hemen görevi bırakacağım.’ Beş ay sonra girdiğimiz seçimi arkadaşlarımızla birlikte, örgütümüzle, milletvekillerimizle, hep beraber belediye başkanlarımız Türkiye çapında, zaten Yeşilova’da sağ olun, başkana siz güveniyorsunuz, biz güveniyoruz. Burdur’da belediye sayımız arttı. Türkiye’de yüzde nüfusun yüzde 65’ine, ekonominin yüzde 85’ine CHP’li belediyeler hizmet eder oldu. Öyle bir şey ki Cumhuriyet Halk partisi, 50 yıl sonra, 47 yıl sonra birinci oldu. Adalet ve Kalkınma Partisi de kurulduğu günden sonra ilk kez kaybetti. Bunu birlikte başardık.

“PARTİMİZ KAZANIRKEN MİLLETE KAYBETTİRMEDİK”

CHP kazanırken, Adalet ve Kalkınma Partisi kaybederken, millete kaybettirmedik. AK Partili, MHP’li, başka partili kimseyi ayırmadık. ‘Türkiye ittifakı’ dedik. ‘Ay yıldızlı al bayrağı seven kim varsa, Milli Takımı kim tutuyorsa, filenin sultanları şampiyon olunca kim ağlıyorsa biz onunla beraberiz, Türkiye İttifakıyız’ dedik. O gün bugün her ankette birinciyiz. Neden? Çünkü millet görüyor. CHP gelirse nasıl 100 yıl önce memleketi kurtardık, Cumhuriyeti kurduk, genç Cumhuriyet ayağa kalktı, şaha kalktı, nasıl Ecevit 1970’lerde, bugün emekli maaşı alınıyorsa Ecevit sayesinde, doktora gidiliyorsa, varsa sağlık sigortası Ecevit sayesinde, işçiler ne hak kazandıysa Ecevit sayesinde. İlk başta Cumhuriyet kurulduğunda Atatürk’ün söylediği, ‘Çiftçi milletin efendisidir’ lafı bir yerde duruyorken, çiftçiler bu haldeyse, süt üreticisi bu haldeyse, milletin efendisi olanlar şu anda zordaysa bunların da hepsi Erdoğan’ın sayesinde.

Bu arada biraz önce bir bebek kaldırdım, sarışın, mavi gözlü. Herhalde sekiz aylık mı, kaç aylık? Adı ne, adı? Mustafa Kemal. Şimdi 70’lerde ve ne zaman işçiler bir şey kazandıysa Ecevit sayesinde. Çiftçi bu hale geldiyse, demin özetledim. Hep bu iktidar yüzünden. Ve millet gördü ki bizim yürüyüşümüz bir iktidar yürüyüşü. Bu işte AK Partilinin de MHP’linin de diğer partilerden olanların da menfaati var. Çünkü biz insan ayırmadan, biz emekli maaşını yükselince herkesi yükseltecek. Biz asgari ücreti yükseltince herkesin yükselecek. Bunlar zenginlerin havaalanında uçuş garantisi, yoluna geçiş garantisi, köprüsüne geçiş garantisi, hastanesine hasta garantisi veriyorlar ama süt üreticisi süt üretiyor, ona parite garantisi yok. Buğday üreticisi 21 liraya buğday mal ediyor, 16 lira fiyat veriyorlar ona garanti yok. Biz çiftçilere de, hayvancılıkla uğraşanlara da, geçim garantisi vadedeceğiz, geçim garantisi. Gördüler ki bizim iktidarımızda emekli ezilmeyecek, nasıl meydanları emekliler dolduruyor. Bizim iktidarımızda gençler ümidini kaybetmeyecek, nasıl en önümüzde gençler yürüyor. Bizim iktidarımızda kimse kimseyi ezemeyecek. Nasıl bize gittiğimiz her yerde kadınlar sahip çıkıyor, köylü kadın da sahip çıkıyor, okumuş kadın da sahip çıkıyor, gence de sahip çıkıyor anneleri de sahip çıkıyor. Bize kadınlar sahip çıkıyor. İşte gençlerin partisi, kadınların partisi, çiftçilerin, işçilerin, emeklerinin umudunun partisi olmuşken; partimize saldırıda bulunarak iktidar yürüyüşünü kesmeye çalıştılar. Bu partinin Cumhurbaşkanı adayına saldırdılar, adaysızlaştırmak için. Bu partinin Genel Başkanına saldırıyorlar, lidersizleştirmek için. Bu partinin binalarına saldırdılar, kurultayına saldırdılar kurumsuzlaştırmak için. Ama ne oldu? Binayı arkada bıraktık, dedik ki ‘Bize bina lazım değil.’ Otobüsleri bahçede bıraktık. Dedik ki ‘Bize otobüs lazım değil.’ Bunu iyi görsün herkes, Yeşilova’dayım, Yeşilova’dayım, sokağın ortasındayım. Bir bankın üzerindeyim ha. Bir bankın üzerindeyim. Ama milletin gönlündeyim. Milletle gönül gönüleyim.

Bu mesele Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde bir mesele değil. Bu mesele Tayyip Erdoğan’la milletin arasında, yıllarca seçilip oyları alıp emekliyi, işçiyi, çiftçiyi unutanlar şimdi çiftçiler, emekliler, emekçiler, kadınlar, gençler karar vermiş, iktidarı değiştirirken bizi iktidara götürürken, birinci parti yapmışken bu yürüyüşümüzü kesmek istiyorlar. Onun için, ona meydan okuyorum. Sen partiyi alıp başkasına verebilirsin, ben milletin gönlündeyim. Milletle bir aradayım. Yeşilova’ya ve bütün Türkiye büyük bir minnet duyuyor. Belediye başkanına duyuyor, Yeşilova’daki herkese duyuyor. Burdur il başkanımızla, milletvekilimize, Burdur Belediye Başkanımıza minnet duyuyor. Yeşilova’ya niye minnet duyuyor biliyor musunuz? Doğanın emaneti, Allah’ın emaneti, Türkiye’nin en önemli kıymetlerinden biri Salda’ya evladı gibi sahip çıkıyor Yeşilova. Hepinize teşekkür ediyorum. Salda’ya sahip çıkan Yeşilova’ya, Özgür Özel’e sahip çıkan Yeşilova’ya, geleceğine sahip çıkan Yeşilova’ya selam olsun size. Selam olsun. Özenli mitingler yapıyoruz, toplantılar yapıyoruz, 10 binlere, 100 binlere, milyonlara konuşuyoruz. Ama bugün Yeşilova‘da 360 derece gönül gönüle, bir bankın üstündeki bu mitingi ömrüm boyunca unutmayacağım. Ve size söz veriyorum. Buraya milletvekili geldim, Grup Başkanvekili, Grup Başkanı, Genel Başkan geldim. Söz veriyorum unutmayın, kaldırın bu bankı bir kenarda dursun. Buraya iktidar partisinin Genel Başkanı olarak geleceğim, bu bankın üstüne bir daha çıkacağım. Gönlünü açanlara, arkamızda duranlara, bizimle yürüyenlere selam olsun. Birlikte yürüyecek miyiz? Bu yolu birlikte yürüyecek miyiz? İktidara yürüyecek miyiz? Yolumuz açık olsun, yolunuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar. Yürüyelim arkadaşlar.”

İŞÇİLERLE BİR ARAYA GELDİ

Özel, programının devamında Burdur Belediyesi Sultandere Kampüsü’nde belediye işçileriyle bir araya geldi. Ülkedeki ekonomik koşullara dikkati çeken Özel, asgari ücrete vurgu yaparak “Asgari ücretin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin söylediği gibi hiç değilse 39 bin lira olması, bütün maaşlar üzerinde bir rahatlama yaratacaktı. Ancak bunu kimseye kabul ettiremedik. Bu iktidar ilk geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün 2 çeyrek altın alıyor. 7 çeyrek altın alıyordu asgari ücret. Bugün 2.5 – 3 çeyrek altını zor alıyor. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi hiç gelmese, hiç bize ilişmese bugün asgari ücretin yaklaşık 60 bin lira olduğu, sizin aldığınız ücretlerin de ona göre çok daha üstünde yer aldıkları bir noktaya gelecekti” dedi.

Özel, şunları söyledi: 

“Burası Burdur Belediyesi’nin çok önemli bir kampüsü. Burada Burdurlu’nun parası çarçur edilmek, ihalelerde birtakım işler dışarıya verilmek yerine kent mobilyalarının yapılmasından tutun da her türlü bakım onarıma kadar, çok sayıda Burdur Belediyesi’nde araçların temin edilip, kendi malı olarak hizmet üretilmesine kadar sosyal demokrat belediyeciliğin iyi örneklerini veriyor. Oturunca sordum, ‘En düşük maaş ne kadar?’ diye. Malum Adalet ve Kalkınma Partisi’nin belirlediği en düşük maaş 28 bin lira. Belediyemizde en düşük maaş 55 bin lira. Ama emin olun ki bu 55 bin lira da yeterli bir maaş değil. Asgari ücret dünyada çalışanların bir yıl süreyle aldığı, kıdem kazandıkça hızla uzaklaştıkları istisna bir ücrettir. Avrupa’da işçilerin yüzde 9’u, Almanya’da işçilerin yüzde 6’sı asgari ücret ve hemen üstünü alıyor. Türkiye’de işçilerin yüzde 55’i asgari ücret ya da hemen üstünde bir maaş alıyorlar. Öyle olunca bütün maaşlar kutu kolanın tepesine basılmış gibi aşağı doğru baskılanıyor. Aslında asgari ücretin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin söylediği gibi hiç değilse 39 bin lira olması, bütün maaşlar üzerinde bir rahatlama yaratacaktı. Ancak bunu kimseye kabul ettiremedik. Bu iktidar ilk geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün 2 çeyrek altın alıyor. 7 çeyrek altın alıyordu asgari ücret. Bugün 2.5 – 3 çeyrek altını zor alıyor. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi hiç gelmese, hiç bize ilişmese bugün asgari ücretin yaklaşık 60 bin lira olduğu, sizin aldığınız ücretlerin de ona göre çok daha üstünde yer aldıkları bir noktaya gelecekti.

“BUGÜN SANDIK GELSE BİRİNCİ PARTİ OLACAĞIMIZ BELLİ”

Cumhuriyet Halk Partisi bunun için bir değişim kurultayında, ‘CHP değişirse Türkiye değişir’ dedi. Kurultayından büyük bir başarıyla çıktı. Söz verdiğimiz gibi ki ‘Eğer bunu yapamazsak ben Genel Başkanlığı bırakacağım’ demiştim. İlk girdiğim seçimlerden birinci parti çıktık. Türkiye’de de her girdiğimiz kamuoyu araştırmasında Cumhuriyet Halk Partisi, birinci parti olarak görülüyor. Artık Cumhuriyet Halk Partisi emeklilerin, emekçilerin, Cumhuriyet Halk Partisi çiftçilerin, hayvancılıkla uğraşanların ki Burdur‘da çok önemli. Cumhuriyet Halk Partisi, gençlerin ve kadınların partisi olmuş durumda. Bugün sandık gelse birinci parti olacağımız belli. Bunun için partiye karşı iktidar partisi bir saldırı gerçekleştiriyor. Partiyi adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma, lidersizleştirme için ellerinden geleni yapıyorlar. Butlan kararıyla birlikte de partinin seçilmiş Genel Başkanını, yaş ortalaması 42 ile seçilmiş olan Parti Meclisi’ni, yarısı kadın olan MYK’larını, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ni ortadan kaldırıp partiye 6 yıl önce yapılmış bir kurultaya geri götürmeye çalışıyorlar. Buna karşılık biz de hem partimizi geri almak için mücadele ediyoruz hem de Türkiye’nin birinci partisini iktidar yapabilmek için bir yol yürüyoruz. Bu yürüyüşte dün Denizli’yi görmüşsünüzdür. Bugün sabah hem Çavdır’da hem Yeşilova’da inanılmaz bir heyecan, inanılmaz bir sahiplenmeyle karşılaştık. Milletin bir yandan CHP’ye yapılanlara öfkesi, bir yandan da geleceğe dair bir umudu var.

“BİZ EMEĞİN, ALIN TERİNİN PARTİSİYİZ”

Bizim umudumuz, Cumhuriyet Halk Partisi’ni 1970’lerde Karaoğlan Ecevit‘in yaptığı gibi girdiği ikisi genel, ikisi yerel tüm seçimlerde birinci parti çıkarmak. Bugün işçilerin emeklilik hakkı varsa 70’lerin Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve Ecevit’in sayesindedir. Sendika 1970’lerin sonunda dört işçiden üçünde vardı. Darbe geldi onu çok yerlere götürdü. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi’nin kararlılığı ortadadır. Bugün için işçilerin tüm hakları 70’lerde Cumhuriyet Halk Partisi tarafından sağlanmıştır. İnşallah ama bu senenin sonuna kadar, ama gelecek sene en geç 2028’in Nisan’ında, Mayıs’ında o sandık geldiğinde biz partimizi iktidar yapınca Türkiye’de emekçiler yeniden iktidar olacak. Alın teri yeniden karşılığını alacak. Ve Türkiye’deki işçi sınıfı artık bir kez daha altın çağını yaşayacak. Ve o gün geldiğinde örneğin biz zaten kamuda taşerona hep karşı olmuş, mücadele etmiştik. Herkesin kamudaki memurlar gibi işçilerin de kadrolu olmasını, herkesin güçlü sendikal haklarının olmasını ve yarınlara, emekçilere güvenle bakmasını hep savunuyoruz. Biz emeğin, alın terinin partisiyiz. Bugünlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nde yapılmaya çalışılan tam da CHP’nin iktidar yolculuğundan çevrilerek emeğin bir kez daha hakkını alacağı bir büyük mücadelenin önünü kesmektir. Biz hepinizin hem belediyemizin emekçileri olarak, hem Türkiye’nin emekçileri olarak, hem de alın terine sahip çıkan bir partinin Genel Başkanı olarak hepinizi çok seviyoruz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün bizimle aşınızı paylaştınız, öğle yemeğinizi bizimle birlikte yediniz. Ailelerinize selam söylüyorum, evlatlarınızın gözlerinden öpüyorum. Büyüklerimizin ellerinden öpüyorum. Kimse merak etmesin, hep birlikte başaracağız arkadaşlar. Hep birlikte başaracağız. Sağ olun, var olun. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

“ATATÜRK’ÜN EN ÖNEMLİ ESERLERİ SALDIRI ALTINDA”

Özel, akşam saatlerinde kentteki programları kapsamında Bucak Belediyesi Kadın Etüd Merkezi’ne gitti. Burada yaptığı konuşmada, Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük 2 eserinin saldırı altında olduğunu söyledi.

Özel, “Atatürk’ün en önemli eserleri saldırı altındadır, Cumhuriyet saldır altındadır, Cumhuriyet Halk Partisi saldırı altındadır” diye konuştu.

Mutlak butlan yönetimine tepki gösteren Özel, “Binada oturmakla iktidar olunmuyor” ifadelerini kullandı.

Özel’in açıklamaları şöyle:

“Daha önceki dönem milletvekili adaylığında ikinci sırada iken burada sizin verdiğiniz oylarla partimizin oyunu çok arttıran, benim dikkatimi çeken, belediye seçimleri geldiğinde… Hatta ‘Bizim ikinci sırada Bucaklı bir milletvekili adayımız vardı. Gençti, 26 yaşındaydı. Ne yapıyor şimdi?’ deyince ‘Hülya bekliyor’ dediler. Dedim ki ‘Beklemesin, Bucak belediye başkanı adayı olsun, Bucak’ta hemşerileri onun arkasında duracak, onu seçecek. Belki ilk anda kendisi bile inanmamıştı. Çünkü kolay bir şey değil, Bucak gibi bir yerde 27 yaşında bir kadının başarılı olması. Ama tam tersine, hep inandığın bir şey var. Eğer kadınlara engel olunmazsa, ki bakın şunu demiyorum; destek olunursa falan değil. Kadınların öyle çok desteğe falan ihtiyacı yok. Erkek destekle mi oluyor da kadın illa destekle olacak. Köstek olunmasın yeter, önüne geçilmesin yeter. Kadınların önünde engel olmadıktan sonra başaramayacakları hiçbir şey yok. Biz ona inandık, ona güvendik. Siz de güvendiniz. Önce seçtiniz. Sonrasında da takip ediyoruz, çok başarılı bir belediye başkanlığı yapıyor. İlçe başkanımız, genç ilçe başkanımız, örgütümüz de onun arkasında. Bucak’ın bütün kadınları arkasında. Hem il başkanlarımız, yönetimimiz, hem Burdur Belediye Başkanımız, diğer belediye başkanlarımız dayanışma içinde. Öyle güzel ilerleniyor ki burada Hülya’nın ve Bucak’ın başarması ilerleyen dönemde genç kadınların önündeki bütün engellerin kaldırılmasının öncüsü olacak. Kendisini kutluyorum, hepinize teşekkür ediyorum. 10 Mayıs günüydü herhalde… Erkekler bir kerede siz görmeyin, kadınlar görecek. Şimdi bu erkekler her yerde öne geçiyorlar, kadınlara yer kalmıyor. Bir kere geride kalmışlar, bağırıyorlar ‘Göremiyoruz, göremiyoruz’ diye. Değerli Bucaklılar, gerçekten de hem belediye başkanımızın hem Bucaklı kadınların ve erkeklerin göstermiş oldukları dayanışma hem benim adıma çok anlamlı hem partimiz adına anlamlı.

Cumhuriyet Halk Partisi, bugünlerde maalesef zor günlerden geçiyor. Niye zor günlerden geçiyor? Aslında iktidara doğru yürüyor. Son seçimlerde Hülya, Bucak’ı kazanırken Türkiye’de nüfusun yüzde 65’ini kazandık. 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi, birinci parti oldu. Bütün anketlerde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin açıkça önünde. Cumhuriyet Halk Partisi, anketlerin kırılımlarına bakıldığında kadınların partisi olmuş, gençlerin partisi olmuş, emeklilerin partisi olmuş, mavi yakalıların, beyaz yakalıların umudu olmuş, ev hanımlarının umudu olmuş, iktidara yürüyen bir parti pozisyonunda. Aslında şöyle düşünmek lazım. ‘Ben geldim, seçildim. Bunca yıl görev yaptım. Kazanınca iyi oldu, bu sefer kaybettim. Olabilir, yarışırız, kaybedersek muhalefete çekilirim, bir kere de kazanan diğer partiyi tebrik ederim.’ Çünkü bir kişinin, bir partinin, bir yapının demokrat olup olmadığı seçimi kazandığı akşam ne yaptığı ile belli olmaz. Kazanınca herkes oynar, kazanınca herkes seçmeni över. Maksat kaybedince seçmenin kararına saygı duymaktır. İşte Tayyip Bey’in yapmadığı, yapamadığı, bugün Türkiye’yi yönetenlerin yapmadığı bu. 23 yıl kazandın, bir şey diyen yok. 47 yıl kazanamadık, ağzımızı açıp bir şey söylemedik. Bu sefer biz kazandık, hazmedemediler. Önce belediye başkanlarımızdan başladılar. Sonra Cumhurbaşkanı adayımıza geldiler. Cumhuriyet Halk Partisi’ni adaysızlaştırma, Ekrem İmamoğlu’na operasyonla. Kurumsuzlaştırma, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayına dava açarak, butlan davaları yaparak ve partiyi lidersizleştirme çabasının içine girdiler.

“PLANLADIKLARI GİBİ OLMADI”

Burada hedef görünürde Cumhuriyet Halk Partisi, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Özgür Özel. Görünürde biziz ama esasta hedef milletin kendisidir. Milletin seçme iradesidir. Milletin karar verme, seçimle getirip seçimle götürme hakkına karşı, ‘Biz gelecek seçimi kaybedeceğiz. Onun için karşımızda aday bırakmayalım, karşımızda parti bırakmayalım, karşımızda rakip bırakmayalım, karşımızdaki partinin Genel Başkanına da Cumhurbaşkanı adayına da biz karar verelim.’ Bugün Türkiye’de yapılan oyun tam olarak budur. Bu oyunu kuranların hesaba katamadıkları bir şey oldu. Bunlar dediler ki ‘Biz Ekrem’i içeri atarız, bunlar onu orada unutur. Yolumuza bakarız.’ Öyle olmadı. Biz hiçbir arkadaşımızı, ne Ekrem Başkanı ne de diğer belediye başkanlarımızı unuttuk. ‘Sıra Mansur Yavaş’a gelir, onu karalarız. Onunla uğraşırız. Korkuturuz, bunlar kendi aralarında, Mansur Yavaş, korkar gider. Özgür Özel fırsat bilir. Birbirlerine düşerler, biz yolumuzu yürürüz.’ Öyle de olmadı. Ekrem Başkanımız da başımızın üstünde, Mansur Başkanımız da başımızın üstünde.

Buradan söylüyorum. Burdur’un, Bucak’ından söylüyorum. Gazetecilere, televizyonculara, onların aracılığıyla milletimize, dostumuza, olmayana, Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun da Mansur Yavaş’ın da bu iktidarı kim değiştirecekse onun da sonuna kadar arkasındadır. Özgür Özel hiçbir zaman kendi korkmayacak, yılmayacak, geri adım atmayacak, susmayacak, iktidar yürüyüşünden vazgeçmeyecek. İşte partimize yaptıkları saldırı, şimdi bizim partimizi geri almak için verdiğimiz mücadele, yürüdüğümüz yol sizlerin sayesinde büyük bir toplumsal harekete dönüşmüş durumda. Sizlerin sayesinde.

“MİLLET AYAKTA, YOLLARDA, SOKAKTA”

Sabah 06.00’da Gümüşhane’ye geçmek için Trabzon Havaalanına iniyoruz. Trabzon ayakta. Gümüşhane’ye gidiyoruz, bir avuç oyumuzun olduğu beldelerde millet ayakta, yollarda, sokakta. Gidiyoruz Tokat’a, Çorum’a, Amasya’ya, Nevşehir’e, her beldenin üzerinde millet ayakta. Dün Denizli’de 10 binlerle Cuma namazından çıktık, Cuma namazı, millet namazda, çıktık, kapının önüne baktık. 10 binler caminin avlusuna sığmamış, meydanları doldurmuş. Döndük, yürüdük, bulvarda 10 binler eklendi arkamıza. Bu tarihin herhangi bir zamanında, herhangi bir siyasetçiye, herhangi bir siyasi partiye nasip olacak ya da çağırınca olacak, duyurunca olacak bir şey değil. Millet iliğine, kemiğine kadar hissediyor ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eseri saldırı altındadır. Cumhuriyet Halk Partisi saldırı altındadır, Cumhuriyet saldırı altındadır.

Millet diyor ki ‘Bu bahçıvanın torunu Özgür Özel’in, bu emekli öğretmenlerin çocuğu Özgür Özel’in, devlet parasız yatılı bursuyla okumuş Özgür Özel’in arkasından yürümezsek, bu yolun sonu iktidara çıkmayacak. Biz bunun arkasında durmazsak, sandığa varsak da istediğimi aday olmayacak. İstediğimiz parti olmayacak. Bir kere daha kaybedeceğiz.’ Milletin kaybetmeye tahammülü yoktur. Benim de milletin önünden çekilmeye hakkım yoktur. Bunun için buradaki her yaştan kıymetli hanımefendilere, annelerime, ablalarıma, kardeşlerime sesleniyorum. Son günlerde, dün görmüşsünüzdür Denizli yerel basınında da Türkiye’nin genel basınında da her yerde bir şey öne çıkıyor. Diyorlar ki ‘Özgür Özel’i ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin en büyük destekçileri kadınlar.’ Bugün de buraya geldim, her biriniz bize sahip çıktınız. Erkeklerin sevgisinden, mücadelesinden şüphemiz yok ama bir işin içine kadın girerse, işin ucundan kadın tutarsa o işin kurtuluşu yoktur. Cumhuriyet projesi tam da dünyanın başardığı gibi Türk kadının kadınların başarma projesidir. Hayatın içinde olma projesidir. Çalışmada, eğitimde, istihdamda, sosyal hayatta olma projesidir.

“KADIN DEVRİMİNİN YENİSİNİ YAPACAĞIZ”

Cumhuriyetin ikinci yüz yılında, Cumhuriyetin birinci yüz yılında gerçekleştirdiği kadın devriminin yenisini yapacağız. Ev hanımının, o balkonda duran ve oradan bana el sallayan o ev hanımlarının umudu Cumhuriyet Halk Partisidir. Eğer ona bir iş veremediysen, çocuk büyüttüyse, yaşlısına baktıysa, iş bulamadıysa, o evdeki hanımın sosyal güvencesinin, emeklilik hakkının adı da bizim Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarıdır. Bunu yapacağız. Bugün sabah erkenden domates serasına gittim. Dün yağıştan tarlalar girilmeyecek haldeydi. Arı domates serasına gittim. Serada çalışan kadınlara, yevmiye ile çalışan kadınlarla konuştum. 68 yaşında Antalya’daki evladı, torununu okula gönderebilsin diye, serada gündeliğe giden teyzemle konuştum. ‘21 yaşında evleneceğim ama aileme destek için çalışmam lazım, evliliği erteledim’ diyen gencecik kadınla konuştum. ‘Patron bizi sigortalı yapamaz, yaparsa para kazanamaz, zorlanır, satamaz, üretemez’ diyen, çalışanına hak ettiğini verince ihracat yapamayan, vermeyince kul hakkına giren patronun zorluklarını konuştum. Dedik ki ‘Tarımdaki kadın istihdamında, tarımda çalışan kadınların sigortasını devletin ödeyeceği rejimin adı Cumhuriyet Halk Partisi’nin ikinci kadın devrimidir.’ Ev hanımının da umudu olacağız. Tarımdaki kadınların da umudu olacağız. Bir kez daha milletin efendisi çiftçileri yapacağız. Artık bundan sonra kadınlarla birlikte, erkeklerle birlikte önce Gazi’nin bir eseri Cumhuriyet Halk Partisi’ni kurtaracağız sonra hep birlikte ülkemizi kurtaracağız. Onun için durmadan çalışmaya ve durmadan yürümeye devam edeceğiz.

Biliyorsunuz bizi partiden polis eliyle çıkardılar. Şimdi de söyleyenler oldu. Ağlayarak izlediler, dualar ettiler ve o günden beri kadınlar bu meseleye daha çok sahip çıktılar. Yağmurun, dolunun altında eski, köhnemiş, kaybeden bir anlayışı geride bıraktık. Önümüz iktidar yolu, Gazi’nin Meclisi’ne doğru birlikte yürüdük. Biz bu yoldan asla dönmeyeceğiz. İktidar binada olunmaz, olunsaydı 47 yıldır o bina orada. Bina orada, olunurdu. Genel merkezde oturarak iktidar olunmuyor. Sokakta çalışarak, milletle buluşarak, derdi dinleyerek, çözümü söyleyerek iktidar olacağız. Bizde şimdi bina yok, otobüs yok, öyle güçlü ses sistemleri yok. Ama ayağımızın altında bir bank var, ayağımızın altında bir sandalye var, icabında bir portakal kasası var. Ama karşımızda gönlümü bize vermiş, bize inanmış, bize güvenen sizler varsınız. Onun için bundan sonra durmadan yürümeye devam edeceğiz. Bu yürüyüş kadınların, gençlerin, Cumhuriyetçilerin, Atatürkçülerin, gerçek anlamda vatanını ve milletini seven milliyetçilerin, bayrağını sevenlerin, ülkesini sevenlerin ve bu ülke için gerekirse canını verecek olanlarındır. Bu yürüyüşü hep birlikte sürdürmeye var mısınız? Hep birlikte yürüyecek miyiz? Hepinizi çok seviyorum ve uzaktaki, ilk kez arkada kalan erkeklere sesleniyorum. Bu ses çok kıymetlidir, kadınların, gençlerin sesine ses olun. Onlarla birlikte Cumhuriyet’i bir kez daha iktidar yapacağız. Bir kez daha partimiz iktidar yapacağız. Hep birlikte yürüyecek miyiz? Hepinizi çok seviyorum. Sağ olun, var olun.”

/Kaynak: BirGün/

İlginizi Çekebilir

Nimet Sevim: Kesinlik kültürü örgütlü siyaseti nasıl köreltiyor?

Öne Çıkanlar