:
Doğu/Batı ikilemi Yalnız/Kalabalık ikilemine mi denk düşer? Her şeyi hemen ve kısaca çözmek isterken ne kadar yüzeysel hatta süfli kaldığımızın farkında mıyız?
Geçen gün bir yerde okudum: Doğu ile Batı arasındaki önemli farklardan biri Batı’da bireyin, Doğu’da ise kalabalıkların daha güçlü olduğunu yazıyordu. Sen ne diyorsun bu konuda?
Önce beni sinirlendiren ve giderek yaygınlaşan, moda olan bir eğilimden söz etmek istiyorum.
N’eymiş o eğilim?
Bu neo-liberal düzende herşey yüzeysel, hızlı, geçici ve para odaklı olduğu için fikir, düşünce, kanaat hatta siyaset ve ideolojiler bile böyle hap halinde sunuluyor ve tüketiliyor. Bak özellikle sosyal medyaya: Bütün dünyayı bir cümleyle anlatmaya çalışıyorlar. Alıntı, atasözü, deyiş, mühim söz… ne dersen de ama bu basit, kısa cümleler cazip geliyor çoğumuza. Biz de alıp bunu paylaşıyoruz bazen. Düşüncede kısırlık vahim bir şey. Sloganlarla konuşmaya, düşünmeye ve hatta yazmaya teşvik ediyor bu tarz.
Abi Doğu-Batı çelişkisini sordum.Sen başka bir şey anlatıyorsun.
Başka bir şey değil. Sen anladığım kadarıyla benden Doğu-Batı çelişkisini bir cümlede açıklamamı/anlatmamı istiyorsun.
Evet tam da bu benim istediğim…
Hayal kırıklığına uğratacağım ama bu mümkün değil. Herhalükarda benim açımdan mümkün değil. Ama istersen başta söylediğin birey/kalabalıklar ikileminin bir boyutuna değineyim.
Hangi boyutuna?
Bireyin yalnızlık konumuna. Bak birey olmak için çoğu zaman yalnız olmak gerekir. Bizde ise yalnız olmak istisnadır. Biz birey olarak hep bir grubun, bir topluluğun, bir cemaatin içindeyiz. Evde aile, okulda sınıf, işyerinde çalışanlar, siyasette parti… Nadiren bir başımıza kalırız.
Ne zararı var sürekli olarak yalnız olmamanın?
Bazı şeyler, mesela okumak, düşünmek yalnızlık gerektirir. İnsanın kimliğini bulması, deşmesi, değerlendirmesi için, kısacası bağımsız ve özgür bir birey olması için kimi zaman kalabalıklardan ayrılıp bir başına kalması lazım. Ağaçsız orman olmaz ama ormansız ağaç vardır!
Kimden bu son alıntı?
Kimseden değil. Şimdi çıktı ağzımdan. Ama alıntı istiyorsan sana hemen Renaud’dan vereyim:
– ‘’Özgür yaşamak, çoğu zaman yalnız yaşamaktır’’. Manu
– ‘’ Şiirler, şarkılar, köşe yazıları
Size çok güzel dünyalar açar
Hep yepyeni ufuklara götürür
Ve sizi uzaklaştırır sürülerden’’ Les Mots
Aklıma gelmişken araya sıkıştırayım Virginia Woolf’un bir sözü ‘’Yalnızlık beni korkutmuyor. Beni daha çok korkutan şey, kim olduğumu unutturmaya zorlayan kalabalık’’.
Abi sen de hep bizde pek kimsenin bilmediği gavur… pardon yabancı şarkıcı, yazarlardan örnek veriyorsun. Yok mu bunların Türkiye’de muadili?
Yok ve olamaz da zaten. Bizde ‘’özgür yaşamak’’ isteyen, ‘’sürüden uzaklaşmak’’ isteyen çok fazla insan yoktur ki onların dileklerini öykü ya da şiire dökecek kalem sahibi olsun.
Ama Batı bizi kıskanıyor diyor büyüklerimiz. Bizim sürüperver özelliğimizi mi kıskanıyor acaba?
Batı’nın bizi kıskandığı filan yok.Bu tamamen içeride eğitim seviyesi düşük, dini ve milli dogmaları olan kitleye yönelik bir propaganda. Batı’da milyonlarca Türkiyeli yaşadığı ayrıca burada da dogmalar artık biraz da olsa gevşediği için bu propagandanın bir karşılığı yok.
Peki Doğu-Batı farkı konusunda bir başka örnek, bir başka boyuta geçsen…
Tamam. Hadi seni kırmayayım, veciz bir deyiş aktarayım: ‘’Batı’da hayaller gerçekleştirmek için kurulur. Doğu’da gerçeklerden kaçmak için’.’ Oblomov’un yazarı İvan Gonçarov’un bir cümlesiymiş.
Kafam iyice karıştı. Sana son bir soru. Biz Türkler Batılı mıyız yoksa Doğulu mu?
Sence?
Vallahi abi bana kalsa ben yüreği Doğulu aklı Batılı biri olmak isterdim.
Miden de güneyli olsun ister misin?
(SON/RD)









