Oktay Candemir: Zincir Marketlerde “İkna” Odaları!

Genel

“Dünyada hiçbir göl, hiçbir deniz, hiçbir su Van Gölü’nün maviliğinde olamaz” diyen Yaşar Kemal’i hatırlıyorum. Ama bugün o maviye bakınca insanın içi eskisi kadar açılmıyor. Beton çoğalmış, yeşil azalmış. Yaşar Kemal bugün gelse, eminim şöyle derdi: “Bu Van benim yazdığım Van değil.” Van artık sadece doğasını değil, vicdanını da kaybediyor.

Ekonomik sıkıntı diz boyu. Asgari ücret 28 bin lira deniyor ama bazı gençler çok daha düşük ücretlere çalışmak zorunda kalıyor. Yasal olarak asgari ücretli gösterilen bazı çalışanların banka kartlarına el konulduğu, paranın başkaları tarafından çekildiği ve kendilerine daha düşük ödeme yapıldığı yönünde ciddi iddialar var. İş bulmak zor. Geçinmek daha da zor.

Bir de zincir marketler meselesi var. Son yıllarda Van’ın neredeyse her sokağında bir şube açıldı. Küçük esnaf bir bir kapandı. Şimdi ise başka bir iddia gündemde. Bazı büyük zincir marketlerde yöneticilerin Ramazan ayında “İftar saatinde kapatma olmasın” diye toplu mesajlar attığı öne sürülüyor. Çalışanlar sabah girip akşama kadar ayakta çalıştıklarını söylüyor. Sandalye yok. İftarda mola yok. Bir çalışan şöyle anlatıyor: “Sabah giriyoruz, akşama kadar ayaktayız. İftarda birkaç dakika su içelim diyoruz, ‘Hayır, müşteri gelir’ deniliyor.” Buna uymayan çalışanların bir odaya çağrılıp “Ya böyle çalışırsın ya da kapı orada” denilerek işsizlikle tehdit edildiğine dair iddialar da var.

Bu tablo ister istemez şu soruyu akla getiriyor: Bir zamanlar üniversitelerde kadınların başörtülerini çıkarmaları için kurulan “ikna odaları” çok tartışılmıştı. Bugün çalışanların işten çıkarılma tehdidiyle baskı altına alınmasının o dönemin ikna odalarından ne farkı var? Fotoğraflarda görüldüğü kadarıyla bazı mağazalarda çalışanlara oturmaları için sandalye dahi verilmiyor. Gün boyu ayakta çalışıyorlar. Ramazan sadece aç kalmak değildir. Biraz yavaşlamak demektir. Biraz merhamet demektir.

Ama modern zincir düzeninde başka bir anlayış var: Kapı açık kalacak. Kasa çalışacak. Reyon boş kalmayacak. Kamuoyunda çalışma koşulları sık sık tartışılan üç büyük zincir akla geliyor: BİM, A101, Şok Marketler… Daha az personel. Daha fazla iş yükü. Daha uzun mesai. Bir başka çalışan şöyle diyor: “Göz kararması oluyor. Baş dönmesi yaşıyoruz. Ama kasada bekliyoruz. Bir de güler yüz istiyorlar.” Eskiden mahalle bakkalı vardı. İftar saati geldi mi kepengi yarım indirir, “Hadi sen git orucunu aç” derdi çırağına.

Çünkü orada insan ilişkisi vardı. Şimdi merkezden mesaj geliyor: “İftar saatinde kapatma olmasın.” Sormak gerekiyor: Bir zincirin marka değeri, kasiyer kadının sağlığından daha mı önemli? Beş dakikalık mola bir şirketi gerçekten batırır mı? Wan gibi kadim bir şehirde, Wan Kalesi’nin gölgesinde konuştuğumuz meseleye bakın: Bir kasiyerin iftarda su içip içememesi. Belki de umut hâlâ şurada gizli: Ezan okunduğunda bir çalışana, “Sen oruçlusun, git bir şeyler ye. Sonra gelirsin” diyebilmek.

İlginizi Çekebilir

Rüstemê Şarezorî: Türkiye’de Kürdçe
Baharı müjdeleyen ikinci cemre suya düştü

Öne Çıkanlar