Remzi Zengin: Rojhelat İçin Yeni Strateji; Partilerin Ordularından Ulusal Orduya

Genel

Orta Çağ Avrupa’sında, Fransa ve İngiltere’nin toprakları sayısız derebeyin ve lordun egemenliğine bölünmüştü. Her lordun kendi askerleri vardı; kendi kaleleri, kendi kılıçları, kendi disiplin kuralları… Sayıca güçlü görünen bu ordular, sahada birbirindenbağımsız hareket ediyor, birbirlerinin taktiklerinden habersiz bir şekilde kendi yolunu çiziyordu. Görünürde bir bütün gibi duruyorlardı ama gerçekte düzensiz ve koordinasyonsuz kalabalıklardan ibarettiler.

Benzer bir tablo, Amerikan kolonilerinin bağımsızlık mücadelesinde de yaşandı. Her kolonide gönüllü milis birlikleri vardı; başlangıçta sayı olarak etkileyici görünseler de, farklı eğitim seviyeleri ve uyumsuzlukları yüzünden uzun savaşlarda disiplin sorunları ortaya çıkıyordu. George Washington, bu parçalı güçleri tek bir komutaya alarak düzenli bir ulusal ordu yaratmanın gerekliliğini gördü. Valley Forge’de yürütülen disiplin ve eğitim çalışmaları kısa sürede Amerikan ordusunu koordine edilebilir, dayanıklı ve stratejik bir güç hâline getirdi.

Bugün Kürt partilerinin askeri durumu tam olarak bu tarihî örnekleri anımsatıyor. Her partinin kendi askeri gücü var; her biri kendi disiplinini ve komutasını sağlıyor. Ne kadar güçlü görünürlerse görünsünler, parçalı ordular tek başına ulusal güvenliği sağlayamaz. Tarih bize gösteriyor ki, ayrı ayrı güçler stratejik boşluklar yaratır; birleşik ve disiplinli bir ulusal ordu ise sadece bir askeri güç değil, bir ulusun garantisi, güvence ve geleceğe açılan kapısıdır.

Kürt partilere bağlı güçler, tıpkı tarih boyunca kırılgan olan derebeylerinin orduları gibi, tek başına güç gösterisi yapabilir. Sorun Kürt partilerinin birleşme sorunu değil. Bu tekleşme hırsı ve hastalığından başka birşey değil. Sorun silahın tamamen partilerin elinden çıkarılmasıdır. Rojava’da bu sağlandı. PKK’nin feshi de bununla bağlantılıdır. YNK ve KDP de silahsızlanıyor. Rojhilat’taki partilerin de silahsızlanması mecburi ve kaçınılmazdır.

Silah partilerin kontrolünden çıkarılıp partiler üstü ulusal siyasi iradenin savunma komisyonuna bağlandığında siyasi grupların çatışması da medeni noktaya çekilmiş olacak.

PKK’nin feshinin bu anlamda Kürtleri farklı bir istikbale taşıdığını halen anlamayanlar var. Buna siyasi kadro da dahildir. PKK’nin feshinin partilerin değil Kürtlerin silahsızlanması olarak algılayanlar var. Birleşik, disiplinli ve stratejik bir ulusal ordu ise sadece bugünkü tehditlere karşı koruma sağlamakla kalmaz; Ulusal geleceği planlayabilecek, savunabilecek ve kendi kaderini tayin edebilecek bir kapasite oluşturur. Partilerin silahtan feragat etmeleri demokratik bir ulus için de bu yüzyılda çok geç kalınmış bir aşamadır.

Askeri birlik tartışmaları çoğu zaman “dört parçayı kapsayan tek bir ulusal ordu” fikriyle öne çıkıyor. Kuşkusuz stratejik hedef önemlidir, ama tarih ve siyaset bize bunun bir anda gerçekleşemeyeceğini gösteriyor. Ulusal ordular genellikle aşama aşama, parçalar içinde birleşerek doğar. Bugün ihtiyaç duyulan şey, önce her parçadaki askeri güçlerin kendi içinde ulusal ve siyasi bir iradeye bağlanmasıdır. Dört parçadaki güçlerin konjonktürel refleksleri doğal ortamında gerçekleştiğinde Kürtlerin kimliklerinden ve ulusal reflekslerinden farklı olmayacaktır.

Bu yüzden zorlama şekilciliğe girmenin anlamı yoktur. Gerçekçi yaklaşım, bugünden yarına dört parçayı kapsayan tek bir ordu kurmak değil. Bu sürecin en somut örneklerinden biri Başûr’da yaşandı. Yıllarca PDK ve YNK’ye bağlı peşmerge güçleri ayrı komutalarla varlık gösterdi. Bu parçalı yapıların yarattığı stratejik zaaf fark edildi ve uluslararası destekle birleşme adımları atıldı. ABD, Fransa ve İngiltere’nin katkılarıyla başlatılan reform süreci, peşmerge güçlerini daha koordineli ve merkezi bir yapıya doğru taşıdı.

Süreç henüz tamamlanmamış olsa da, parçalı askeri güçlerin ulusal komuta sistemine evrilebileceğini gösteren önemli bir deneyim ortaya koydu. Rojava’da farklı bir süreç var. İran’daki büyük sarsıntının ortasında, Rojhelat’ta Kürt siyasi hareketleri önemli bir adım attı. Dünyanın her yerinde siyasi grup ve partilerin rekabetçi olmaları sadece doğal değil, gereklidir de.

Onların arasındaki muhalefet ve rekabet her zaman teşvik edilmelidir ve asla tektipleşmeleri istenmemelidir. Tek tipleşme hepimizi birey ve toplum olarak anti-demokratik uygulamalara maruz bırakacaktır. Bizdeki sorun partilerin rekabetçi olmaları değil, silahlı olmalarıdır. Rojava, Başûr ve Rojhilat’taki son gelişmeler siyasetimizin uzun zamandır ihtiyaç duyduğu ulusal siyasi mekanizmanın ilk çekirdeği olarak görülebilir. Tarihsel süreçler bize şunu da öğretir: Siyasi işbirliği ekonomi ve savunma alanında işbiriği getirir.

Ortadoğu’da yaşanan dönüşüm, yalnızca diplomatik hamlelerle karşılanabilecek bir gelişme değil. Küresel güç dengeleri değişirken, ulusların yalnızca siyasi deklarasyonlarla ayakta kalması mümkün değil. Bu tür dönemlerde kalıcı olan şey kurumsal güçtür. Partilerin elinde silah bulunduğu müddetçe özgürleşen alanlar da partiler arasında siyasi ve coğrafi sınırlara bölünür. Her parti diğerine karşı ayakta durmak için çıkarcı dış ilişkiler içine girer. Bunun geçmişteki aşiretlerin davranışlarından bir farkı yoktur.

20. yüzyıl boyunca birçok siyasi hareket, özellikle Marksist gelenek içinde, partiye bağlı askeri güçler kurdu. Çünkü Marksizm her şeyi sınıf çelişkisi üzerinden çözümledi ve dolayısıyla bir sınıfa dayalı iktidar oluşturmak istedi. Bu nedenle siyasi bir organ olan parti modelini silahlandırdı ve onun üzerinden ona dayanan bir iktidar hedefledi. Sorunu bütün siyasi tarafları silahlanmaya ikna etmek değildi, kendi siyasi çizgisini tüm hayatın iktidar siyaseti haline getirmekti.

Bugün ideolojik ve politik anlamda çözümlenen ve aşılan budur. Kürt partileri demokratik moderniteye dönüyor. Mevcut modern hayatın kapitalizmle ilgisi de yoktur. Modernizmin kapitalizmle ilgisi de yoktur. Kürt partileri modernize oluyor, çağa ayak basıyor. Kürt siyasetinin modernleşme adımıdır. Kürt aileleri çocuklarını mücadeleye gönderirken bunu bir partinin gücü artsın diye yapmaz. Hiçbir anne ve baba evladını yalnızca bir örgütün kaderi için yola çıkarmaz.

Onlar çocuklarını Kürt halkının ve Kürdistan’ın geleceği için gönderir. Bu nedenle ortaya çıkan askeri güçlerin gerçek sahibi açıktır ; bu güç bir partilerin ve ideolojilerin değil, ulusal aklın ve amacın gücüdür. Eğer gençler Kürt meselesi için mücadele ediyorsa, o zaman bu askeri güçlerin doğal adresi de ulusun kendisidir.

Bugün Rojhelat’ta kurulan siyasi birlik bu açıdan tarihi bir fırsat sunuyor. Doğru değerlendirileceğine inanıyorum. Zor zamanlarda ihtiyaç duyulan öncülük mutlaka ortaya çıkar. Zaman ihtiyaç duyduğu şeyi yaratmaya kadirdir. Rojhilat’ta anlaşılan odur ki Parti ve siyasi gruplarla varılacak yere 20 yıl önce varılmıştı ve dahası yoktur. Sonraki aşamaya geçilmezse partiler de parçalı kazanımlarını kaybedecek, varlık sebepleri de ortadan kalkacaktır.

İşte PKK’yi fesheden akıl bu yüzden YNK ve KDP tarafından da selamlanmaktadır. PJAK bu yüzden bir yıldır Parti bayrağı altında olmayan ortak savunma gücü çağrısında bulunmaktadır. Bu PJAK’ın da, diğer Partilerin de silahlara vedasıdır. Bu parti harcından ulusal harca geçiştir. Partizan zihniyetle bu politikayı eleştirenlerin düştüğü nokta yeterince trajiktir.

İlginizi Çekebilir

İrfan Yorgun: Newroz; Doğa ile Toplum Arasında Tarihsel Bir Yenilenme Ritüeli
Sudan’dan Lübnan’a: ‘Nereye gidersek gidelim, savaş bizi takip ediyor’

Öne Çıkanlar