Karayılan: Sürecin başarıya ulaşması için devletin somut adımlar atması gerekiyor

GenelGündem

‘Çözümün yalnızca söylem düzeyinde değil, doğrudan siyasal ve hukuki düzenlemeler üzerinden ilerlemesi gerektiğini” belirten Karayılan, ” ‘Öcalan özgür olmadan bu sorun çözülmez” ifadelerini kullandı.

HPG Komutanı Murat Karayılan, ANF’ye verdiği özel röportajda, Kürt sorununun çözümüne dair yürüyen sürecin yeni bir aşamaya girdiğini belirterek, ‘tarihsel bir dönemeçten geçildiğini’ vurguladı.

Karayılan, Öcalan’ın 27 Şubat 2026 tarihli açıklamasını hatırlatarak, bu açıklamayla birlikte ”sürecin ikinci aşamasının başladığını” ifade etti. Bu yeni aşamanın, artık daha somut ve yasal adımların atılmasını gerektirdiğini dile getirdi ve ”çözümün yalnızca söylem düzeyinde değil, doğrudan siyasal ve hukuki düzenlemeler üzerinden ilerlemesi gerektiğini” kaydetti.

Bu süreçte belirleyici rolün doğrudan Türkiye Meclisi’ne düştüğünü belirten ve Meclis bünyesinde oluşturulan komisyonun raporunu sunduğunu hatırlatan Karayılan, Nisan ayının kritik bir eşik olacağını belirtti.

Kürt sorununun çözümünün artık ertelenemez bir noktaya geldiğini ifade eden Karayılan, devletin bu tarihi sorumluluk karşısında nasıl bir tutum alacağının belirleyici olacağını vurguladı.

Öcalan’ın özgürlüğünün temel şart olduğunu belirten Karayılan, bu talebin sadece hareketin değil, geniş halk kesimlerinin ve uluslararası kamuoyunun da ortak beklentisi haline geldiğini söyledi.

Karayılan, Newroz alanlarında yükselen taleplere işaret ederek, halkın bu sürece aktif biçimde dahil olduğunu ve özgürlük talebini güçlü bir şekilde dile getirdiğini ifade etti. Bu talebin dayatılmış bir talep değil, tarihsel süreç içerisinde doğal olarak ortaya çıkan bir sonuç olduğunu belirten Karayılan, çözüm için bu gerçekliğin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı.

Röportajında bölgesel gelişmelere dikkat çeken Karayılan, yalnızca Türkiye’de değil, tüm Ortadoğu’da kritik bir sürecin yaşandığını belirtti. Özellikle İran ve Doğu Kürdistan’daki gelişmelerin yeni bir dönemin habercisi olduğunu ifade eden Karayılan, halkların kaderinin birbirine bağlı olduğunu ve bu sürecin ortak bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurguladı. Karayılan Halkların birlikteliği ve dayanışmasının bu dönemde daha fazla önem kazandığını belirtti.

Karayılan, önümüzdeki ayların tarihi gelişmelere gebe olduğunu ifade ederek, bu sürecin doğru okunması ve örgütlü bir şekilde karşılanması gerektiğini söyledi. Aksi halde halkların bu süreçte zarar görebileceğini belirten Karayılan, özellikle Doğu Kürdistan halkının bilinçli ve hazırlıklı olduğunu dile getirdi.

Kürtlerin birliği

Kürtlerin demokratik bir birliğe ihtiyaçları olduğunu belirten Murat Karayılan, ”Biz bu amaçla birçok kez girişimlerde bulunduk ancak şimdiye kadar elle tutulur bir gelişme sağlanmadı.” ifadelerini kullandı.

Karayılan şöyle devam etti:

”Bugün bölgemiz kaynamaktadır, savaş var ve bu savaşın amacı bölgeyi yeniden dizayn etmektir. Herkes kendi ülkesi için çalışıyor. Biz Kürtlerin de öyle yapması gerekiyor. Ancak şimdi bakıyorsun Kürtlerde herkes ülkesi için değil kendi partisi için çalışıyor. Oysa ki ülke ve halk çıkarlarının her şeyin üzerinde tutulması gerekir. Bu ciddi ve ulusal bir problemdir. Bunun aşılması gerekir.”

Sürecin ikinci aşamasının yasal adımların atılması aşaması olduğunu belirten Karayılan şunları söyledi:

”Yani daha çok devlet tarafı gerekli adımları atacaktır. Zaten bilindiği gibi TBMM’de oluşturulan komisyon da raporunu hazırladı ve sundu. Açık ki önümüzdeki ayda bu konuda bir karara gidecekler. Bu çerçevede Nisan ayı önemli bir ay olmakta. Kürt sorunu bölgesel bir sorundur ve Türkiye’nin en önemli sorunudur. Şimdi Türkiye Meclisi bu konuda köklü bir karar alacak mı, almayacak mı? Yani yüzyıllardır devam eden bu sorunu çözecekler mi çözmeyecekler mi? Bunun için, mevcut süreç çok önemlidir. Bu konuda Türk devleti adına TBMM karar verecektir. Bizler de Türk devlet yetkililerinin bu konuda gerçek çözüme dönük bir kararı geliştirmelerini bekliyoruz. Gerçekten yüzlerce yıldır devam eden bu sorunun kökten bir biçimde çözülmesi gerekiyor. Şu bilinmeli ki, sadece gerillanın silahsızlandırılmasına dönük kimi yasaların çıkarılması kesinlikle yeterli olmayacaktır. Eğer çözüm adına sadece bu halkadaki bir şey için çalışılıyorsa, tabii ki bu olmaz.”

‘Öcalan özgür olmadan bu sorun çözülmez’

Öcalan’ın özgürlüğünün ”hem siyasi, hem toplumsal, hem tarihi, hem de ahlaki olarak bir gereklilik” olduğunu ifade eden Karayılan şöyle devam etti:

”Bugün halkımız da Newroz alanlarında sürekli bir şekilde bunu haykırıyor. Bu, yalnızca hareket olarak bizim bir isteğimiz değildir. Doğrudur; hareket olarak ilk talebimiz budur ancak bu, aynı zamanda tüm halkımızın da, tüm dünyadaki dostlarımızın da istemidir. Sorunla ilgilenen ve çözüm isteyen herkesin talebidir. Yani bugün böyle bir talep vardır ve çözüm için gerekli şeylerin yapılması gerekmektedir. Önder Apo’nun özgürlüğünün gerekliliği zorla dayatılan ve farz kılınan bir şey değildir; doğal olarak ulaşılan ve yapılması gereken bir sonuçtur.”

”Türk devlet yetkililerinin de bu konuları düşünmelerini, bu temelde stratejik bir karar vermelerini ve Kürt sorununun kökten çözümü için belki bir kerede olmasa da yol alınması için karar almalarını ve adım atmalarını umuyorum.” diyen Karayılan,  ”Beklentimiz bu yöndedir, bu çerçevede önümüzdeki ay çok önemlidir. Türkiye Devleti ve hükümetinin kararının ne olacağını beklemekteyiz. Bu durum, sürecin gidişatını belirleyecektir.” dedi.

”Süreç tersine de dönebilir’

Karayılan son olarak şunları söyledi:

Hareket ve halk, esasen de tüm bölge halkları olarak çok önemli bir dönemden geçiyoruz. Konuşmamızda da belirttiğimiz gibi hemen olmasa da önümüzdeki aylar çok tarihi ve önemli bir süreçtir. 

Kuşkusuz rehavete kapılmamak ve saf yaklaşmamak gerekir. Her şey tersi bir biçimde de gelişebilir ve bize yönelik kapsamlı saldırılar yapılabilir. Biz örgüt olarak bunu da düşünüyor ve bu hususta da hazırlık çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Fakat kimsenin yanlış anlamaması gerekir. Biz her türlü duruma karşı tedbirli olmalıyız. Halkımızın da 2026 Newrozu’nu Özgürlük ve Demokratik Birlik şiarıyla karşılaması, Newroz’dan sonra da mücadelesini güçlendirmesi, kendini daha fazla örgütlemesi, harekete geçmesi, birliği ve dirliği sağlaması gerekir. Çünkü sürecin nasıl evrileceği şu an belli değildir. Evet, olumlu evrilmesi noktasında umudumuz var ancak işin içinde birçok taraf bulunmakta. Ve Önder Apo’nun büyük bir dürüstlük ve emekle sergilediği çabaların boşa çıkarılması ve sürecin tersine dönmesi ihtimali de çok uzak bir ihtimal değildir. Halkımızın da bizlerin de bu duruma hazırlıklı olmamız gerekmektedir.”

/Röportajın tamamı için: ANF/

İlginizi Çekebilir

Akın Gürlek’ten iddialara yanıt:“Belgeler sahte, iddialar asılsız”
DEM Parti, Erdoğan’ın adaylığı ve yeni anayasa sürecini değerlendirdi

Öne Çıkanlar