:
Hem Şeker Bayramı hem de sömestr tatili olunca, olanağı olan Türkiyeliler, Yunanistan’a özellikle de Selanik’e aktı. Neden acaba?
Hocam merhaba. Önce iyi bayramlar. Nasıl geçti Bayram?
Merhaba. Bu soruna cevap olarak benden herhalde ‘’Nerede o eski bayramlar…’’ tiradı beklemiyorsun. Beni biraz tanıyorsan, ‘’Cuma sabahı arkadaşlarla Fatih camiine gidip Bayram namazını kıldık. Oraya gitmişken İlber Hoca’nın ruhuna Kulhuvallahu Ahad okuduk’’ demeyeceğimi herhalde biliyorsun.
Az çok tahmin ediyordum böyle diyeceğinizi. Peki ne yaptınız hakikaten Bayram’da?
Selanik ve civarı Türkiye’den gelenlerle dolmuştu. Sokakta ikinci dil Türkçeydi. Lokantalar da çoğunlukla Türkiyeli müşterilere hizmet veriyordu. ‘’Domuz yok değil mi bu yemekte?’’.
Bu insanlar kolayca vize alabiliyor demek ki…
Bilemem ama çoğu Yeşil Pasaportlu olabilir. Atatürk’ün evi yine tıklım tıklımdı. Hac faraziyesi gibi. Bir de alış-veriş merkezlerinde yüksek sesle Türkçe konuşan çok insana rastladım.
Bizim insanlarımız Bayram tatilinde en çok neden Yunanistan’ı tercih ediyor sizce?
Vallahi tam olarak bilemem. Onlara sormak lazım bu soruyu. Benim edindiğim izlenim şu: Dedeağaç, Kavala, Selanik gibi kentler Türkiye’ye yakın. Gümrükte çok takılmazsan 5-6 saatte varabilirsin. Yunanistan’da yeme-içme Türkiye’ye nazaran hem daha ucuz hem de daha kaliteli. Alış-veriş de cazip. Bu nedenlerle tercih ediyor olabilirler.
Türkiye’den gelenler başka neler yapıyor Selanik’de?
Ben müzeye, sergi salonlarına, sinema ya da tiyatroyaya gidene, kitapçı gezene pek rastlamadım. Ama doğrudan ya da dolaylı olarak tanıdıklarımla oturup konuşunca, selam sabahtan sonra aşağı yukarı hepsi aynı soruyu soruyor?
Ne soruyolar?
Burada nasıl oturum alınıyor? Altın Vize koşulları neler? Bugün müracaat etsek oturum kartını ne zaman alabiliriz?
Yerleşmeye niyetleri var değil mi?
Şimdiye kadar ben üç kategoriden insanla karşılaştım. Buradan ev alıp gelip hemen yerleşmek isteyenler. Ev alıp kiraya verip yatırım olarak düşünenler var. Kira geliri euro olduğu için iyi bir yatırım sayılır. Bir de ‘’Memleketin durumu meçhul. Biz burada bir ev alalım da neme lazım, durum daha da kötüleşirse atlar geliriz’’ diyenler.
Kim bu insanlar hocam? Yani sosyo-ekonomik durumları, yaşları hakkında gözlemleriniz var mı?
Bir inceleme yapmadım. Benim gözlemlerim yakın çevremle sınırlı. Ama mesela şunları söyleyebilirim: İlkokul çağında çocuğu olanlar var. ‘’Bizim kız liseyi bitirince gelmeyi düşünüyoruz’’, diyenler var. ‘’Türkiye artık yaşanmaz bir ülke’’ diyen çok var. Orta ve orta üst sınıf mensubu insanlar anlayabildiğim kadarıyla. 30-65 yaş grubundan insanlar.
Dil sürçmesi, benim bir arkadaşım, geçenlerde bu konuyu konuşurken ‘’Türkiye boşalıyor’’ diyeceğine ‘’Türkiye boşanıyor’’ demişti.
Dil sürçmesi mi emin değilim. Çünkü biliyorsun çiftler anlaşamayınca ya da anlaşamamaya başlayınca boşanıyor. Memlekette Türkiye ile evli olanlar da haliyle boşanıyor!
Çözüm mü peki boşanmak?
Bence kısa ya da orta vadeli olsa da çözüm tabi. Bir de şunu düşün: Bir insan, olanağı varsa, fırsatını ele geçirmişse, varını yoğunu satıp memleketi terkedip bir başka ülkede yaşamak istiyorsa, o memleketin hali nicedir?
Cevap vermeyeyim bu sorunuza.
Neden?
Hocam ben bu genç yaşımda Silivri’ye gitmek istemiyorum. Konuyu değiştirmek için söylemiyorum ama İran savaşını hala konuşamadık doğru dürüst.
Bir kere İran savaşı değil ABD-İsrail’in İran saldırısı. İkincisi memlekette milyonlarca insan, daha doğrusu çalışan, ek geliri yoksa ay sonunu getiremiyor, kirasını düzgün ödeyemiyor, çocuğunun okul masraflarını karşılayamıyor, tatile filan hiç çıkamıyor.
Ne alakası var bu söylediklerinizin ABD-İsrail’in İran saldırısıyla?
Bir kesim insan, kafayı Erdoğan’a, Bahçeli’ye, Öcalan’a ya da İmamoğlu’na takmış. Başka bir şeyle uğraşmıyor, başka bir şey düşünmüyor, okumuyor.
Olabilir. Ne gariplik var bunda?
İran’a yönelik saldırı sona erse, Erdoğan-Bahçeli uzun bir tatile çıksa, Öcalan ev hapsine geçse, İmamoğlu serbest kalsa çalışanın maaşı artacak mı? İnsanlar daha huzurlu, rahat ve özgür mü olacak?
Olacak tabi hocam. Siyaset ve kamusal herşey her birimizi tek tek yakından ilgilendiriyor.
Ben ilgilendirmiyor demedim ki…Neyse uzun ve karmaşık bir mesele bu. İyi bayramlar!
(SON/RD)











