Arjantin’de askeri diktatörlük döneminde kaybedilen çocuklarının akıbetini arayan Plaza de Mayo Anneleri’nin kurucularından Sara Coca Luján de Molina, 100 yaşında yaşamını yitirdi. Luján, “hafıza, hakikat ve adalet” mücadelesinin simge isimlerinden biri olarak anılıyordu.
Arjantin’de insan hakları mücadelesinin sembol isimlerinden Sara Coca Luján de Molina, 20 Mart’ta 100 yaşında hayatını kaybetti. Ölümü, ülkenin 1976’daki askeri darbesinin 50. yıl dönümüne denk geldi.
Luján, 1976-1983 yılları arasındaki askeri diktatörlük döneminde gözaltında kaybedilen oğlu Raúl Mateo Molina’nın akıbetini öğrenmek için başlattığı mücadeleyle tanındı. Aynı dönemde kendisi de cunta rejimi tarafından kaçırılarak yaklaşık bir yıl boyunca farklı gözaltı merkezlerinde tutuldu ve işkence gördü.
Oğlu Molina, 1976 yılında Córdoba Ulusal Üniversitesi’nde mimarlık öğrencisiyken kaçırıldı ve “La Perla” adlı gizli gözaltı merkezine götürüldü. Aynı gün öldürülen Molina’nın cenazesi hiçbir zaman ailesine teslim edilmedi.
Serbest bırakıldıktan sonra oğlunun kaybedildiğini öğrenen Luján, Arjantin’de kayıpların bulunması için yürütülen insan hakları mücadelesine katıldı. 1977’de kurulan Plaza de Mayo Anneleri içinde yer alarak, kaybedilenlerin akıbetinin ortaya çıkarılması ve sorumluların yargılanması için ömrü boyunca mücadele etti.
Her hafta Buenos Aires’te bir araya gelen Plaza de Mayo Anneleri, askeri cunta döneminde zorla kaybedilen binlerce kişinin akıbetini sormak için yürüttükleri eylemlerle dünya çapında bir direnişin sembolü haline geldi.
Arjantin’de 1976-1983 yılları arasında yaklaşık 30 bin kişinin zorla kaybedildiği kabul edilirken, Ulusal Kayıpları Araştırma Komisyonu verilerine göre belgelenebilen kayıp sayısı 8 bin 961 olarak kayıtlara geçti. Ancak bu sayının, eksik kayıtlar nedeniyle gerçek rakamın altında olduğu ifade ediliyor.
Luján’ın vefatının ardından siyasetçiler ve insan hakları savunucuları taziye mesajları yayımladı. Tülay Hatimoğulları, yaptığı açıklamada Luján’ın mücadelesini “kayıplara, inkâra ve cezasızlığa karşı yükselen bir adalet çığlığı” olarak tanımladı.
Ölümünden kısa süre önce yapılan son röportajı da yayımlanan Luján’ın yaşamı, geride bıraktığı mücadeleyle birlikte insan hakları tarihine güçlü bir miras olarak geçti.
/Kaynak: Bianet/












