Gürlek’e ait olduğunu söylediği tapu kayıtları hakkında konuşan Özel, “İlk kez burada açıklayacağım. Toplam 16 tapu var, 4’ünü gösterdi, 4’ü de korkunç. Bu tapuların ID numaraları var. Kurum’a defalarca seslendim. Akın Gürlek’in ‘Tapu kayıtlarını silebilir miyiz?’ dediği ve olumsuz cevap aldığını da biliyoruz,” ifadelerini kullandı.
Ayrıca Özel, Gürlek hakkında bir-iki hafta içinde bir basın toplantısı daha yapacaklarını, bu toplantıda açıklayacaklarının bir bakanın görevine devam etmesine izin vermeyecek bilgiler içereceğini öne sürdü.
Özel’in Adalet Bakanı ile ilgili açıklamalarından öne çıkan sözleri şöyle:
“Yeni gelmiş bakana dört elle sarıldılar. Kirli ilişkiler ağı var. Soylu ve Yönter… Özgür Özel’i yalanlamak, rezil etmek, siyasette mat etmek istemezler mi? Neden çünkü tapular Ağrı Dağı kadar gerçek. Bir basın toplantısı daha gelecek haftaya ya da öbür haftaya. Bir bakanın görevini sürdürmesine imkan vermeyecek. Gürlek’in şahsıyla ilgili hiçbir şeyim yok. Tanımam, görmem. Bizim cumhurbaşkanı adayımıza kendince bir vehimle AK Parti’nin geçmişteki iktidara yürüyüşünü… Ben partinin genel başkanıyım, sistem diye bir şey duymadım. Meğer AK Parti’nin geçmişinde varmış.”
“Bugünkü iktidara yarının iktidarına darbe yapıyor, fütüristik bir darbe. Ölümden gayrı beni durduracak bir şey yok. Görecek Türkiye, AK Parti nasıl biriyle bu operasyonu yürütmüş. Bakanlıklar dağıtılırken en dikkatli olunması gerek yer Adalet Bakanlığı. En büyük ihtiyaçtan mahrum kalınır. Adalet olmayan bir ülkede hiçbir şey düzgün gitmez. O yüzden haftaya ya da ondan sonraki haftaya olur. Erdoğan’a ‘Hadi bakalım tut biraz daha bakanlıkta’ dediğimiz zamanı bekliyoruz.”
“Burcu Köksal’a ulaşamadım”
Burcu Köksal’dan AK Parti’ye geçeceğini kendisinden duymadık. Ankara’ya gelmiş, belediye başkanlarımızı ziyaret etmiş. O programı sırasında haberler çıktı. Arkadaşlar aramış, telefonu açılmamış. Ben de görüşemedim, ulaşamadım. Bir yalanlama gelmedi. Osman Gökçek ve AK Parti’nin bir önceki belediye başkanı ‘ısrarla partimizin kapısında yalvarıyor; suç işliyor, hapse girmemek için’ diye açıklamaları vardı. Kendisi ‘Bana inanın, öyle bir şey yok’ demişti.
Bugün Gökhan’ın ifadesi var. Öyle bir şey ki defalarca iftiraya zorlanmış babası. Daha kendisi geçen gün ‘Babamı iftiraya zorlamak için bunu yapıyorlar’ diyor. Geçen gidiyor Antalya Cumhuriyet Başsavcısı’na. İstanbul’dan başsavcıya bağlanıyor ve ifade veriyor. ‘Babamın da haberi yok’ diyor. ‘Parayı bir yerden çekmedim, eşten dosttan buldum. İsimleri? İsimlerini unuttum. Havalimanına kim götürdü? Unuttum, hatırlamıyorum…’ Beşi ile 15’i arasında kapıdan girmişliği yok, baktırdık.
Gürlek’in 16 tapu kaydını açıkladık. O gün Muhittin Böcek itirafçı olacak diyor. Bu iddiası polis kayıtlarıyla -zorunlu korumaya tabiyim- çıktı. Bir benzin istasyonunda Böcek ile Özel görüşmüş diyor. Oysa bu söylediğini altı ay sonra Böcek’in önüne koydular, ‘yalan’ dedi. Sonra ne çıktı; Böcek’in Manisa’ya gittiği, bir benzin istasyonunda durduğu çıktı.
“Akıllarınca Veli Ağbaba ile ilişkilendiriyorlar”
Veli Ağbaba ile ilişkilendiriyorlar akıllarınca. 1 milyona indirmişler. Ankara’dan buraya almışlar; benzer bir ifade. Bakanın dediği şeyin kumpas olduğu gün gibi ortada. Baştan aşağıya yalanlarla dolu, partiyi, kurumu, insanları itibarsızlaştırmaya yönelik. Bu işi İstanbul’da yapan bakan koltuğuna oturdu. Bütün yetkiler elinde ama eline yüzüne bulaştırmış şekilde bu işlerden her attığı adım, bir önceki yalanını da yalanlayan korkunç bir hale gelmiş. Sen savcı değilsin ki, sen bakansın. Sen yürütmesin, onlar yargı, bağımsız. Bırak bakanı, herkese gizli.
“Gürlek’in ‘Tapu kayıtlarını silebilir miyiz?’ dediğini biliyoruz”
İlk kez burada açıklayacağım. Toplam 16 tapu var, 4’ünü gösterdi, 4’ü de korkunç. Bu tapuların ID numaraları var. Kurum’a defalarca seslendim. Akın Gürlek’in ‘Tapu kayıtlarını silebilir miyiz?’ dediği ve olumsuz cevap aldığını da biliyoruz.
“Bir basın toplantısı daha gelecek”
Yeni gelmiş bakana dört elle sarıldılar. Kirli ilişkiler ağı var. Soylu ve Yönter… Özgür Özel’i yalanlamak, rezil etmek, siyasette mat etmek istemezler mi? Neden çünkü tapular Ağrı Dağı kadar gerçek. Bir basın toplantısı daha gelecek haftaya ya da öbür haftaya. Bir bakanın görevini sürdürmesine imkan vermeyecek. Gürlek’in şahsıyla ilgili hiçbir şeyim yok. Tanımam, görmem. Bizim cumhurbaşkanı adayımıza kendince bir vehimle AK Parti’nin geçmişteki iktidara yürüyüşünü… Ben partinin genel başkanıyım, sistem diye bir şey duymadım. Meğer AK Parti’nin geçmişinde varmış.
Bugünkü iktidara yarının iktidarına darbe yapıyor, fütüristik bir darbe. Ölümden gayrı beni durduracak bir şey yok. Görecek Türkiye, AK Parti nasıl biriyle bu operasyonu yürütmüş. Bakanlıklar dağıtılırken en dikkatli olunması gerek yer Adalet Bakanlığı. En büyük ihtiyaçtan mahrum kalınır. Adalet olmayan bir ülkede hiçbir şey düzgün gitmez. O yüzden haftaya ya da ondan sonraki haftaya olur. Erdoğan’a ‘Hadi bakalım tut biraz daha bakanlıkta’ dediğimiz zamanı bekliyoruz.
“Çocukluktan beri arkadaşlarım, kardeşlerim gibi olan belediye başkanlarımızı defnettik”
‘Burcu’ya oy verdik, şimdi bunlar oluyor’ diye bu kara düzenin devam etmesine izin vermesinler. Çocukluktan beri arkadaşlarım, kardeşlerim gibi olan belediye başkanlarımın tabutlarına bayrak sardık, defnettik. Öyle kolay olmuyor ama ayakta durmaya çalışıyoruz. Ailelere taziye ziyareti sonra cezaevinde ziyaret sonra akşamına Ankara…
“Fethi Yaşar, ‘AK Parti’ye geçmesi mümkün değil’ diyor”
Sonuçta mücadele. Ben Burcu’ya oy vermiştim, tehdit etti, teslim oldu. E ne yapalım? Yenimahalle Belediye Başkanımıza gidiyor, örgütümüzle sorun kalmadı diyor, bunu Fethi Yaşar’a söylüyor. ‘Çok mutluydu. AK Parti’ye geçmesi mümkün değil’ diyor.
“Ben kendisine ‘Gerekirse boşa kocayı ama partine, kendine bunu yapma’ dedim”
O günlerde AK Parti medyası kocasının birtakım işlerini söylüyordu. Ben dedim ki ‘Senin arkanda sonuna kadar dururuz. Ben kendisine gerekirse boşa kocayı ama partine, kendine bunu yapma varsa bir yanlışlığı hırsızlığı, parti senin arkanda durur’ dedim. Sonra beni aradı ağladı, bağırdı, çağırdı ama örgüt içi meseleler… ‘Şu bana şunu dedi, bu bana bunu dedi dedi.’ Bir daha bir daha anlattım. ‘Benim bir yere gideceğim yok’ dedi. Ama bu sefer durum biraz daha farklı görünüyor.
İBB dosyasında somut bir kanıt var. Eğer böyle somut bir şey varsa bunu bize yedirirler. Murat Gülibrahimoğlu, bu da dekont. Yaptığı ödemeler; Kalyon Ajans’a iki sefer toplam 50 milyon liralık bir ödeme yapılıyor. KDV düşünerek 41 milyon 666 lira Gülibrahimoğlu tarafından Kurum’un ajansına belediye seçimlerinden bir ve iki hafta önce yapılmış.
185 ton kaçak hafriyat demişler. Yedi buçuk kamyon demek. Günde iki bin kaçak kamyon demek. hiçbir şey olmasa uydu görüntüsünden yakalarsın. Yine İlim Yayma Cemiyeti’ne para gönderiyor. Firmanın AK Partili olduğu buz gibi ortada. Dökülen yerin Enerji Bakanlığı olduğu ortada. Protokolde de bunu dökme karşılığında yüzde 10 artı KDV tutarın İSTA’ya ödeneceği -İstanbul Valiliği’nin anonim şirketi- yüzde 10 da valiliğin şirketine ödeyeceksin diyerek işlemi yapmışlar. Sanki biz bunları ortaya çıkaramayacağız diye düşünmüşler. Bunu Ekrem’e yıkarız, aradan kaçarız demişler. Gülibrahimoğlu yurt dışındaymış. Gel, ifadeni ver demişler. Kendisi çıkmış ve şunu söylemiş: Ben esas parayı AK Parti’ye verdim, Murat Kurum’un tüm masraflarını ödedim. Böyle açıklamalarda bulunuyor. Öyle bir yere geldi ki artık mızrak çuvala sığmıyor.
İBB davasında geri çekilen herhangi bir tanık beyanı yok dediler. Murat Kapki baskı altında bırakıldım dedi beyanını çekti. Vedat Şahin geri çekti. Yeşilyurt bana avukat etkin pişmanlık dayattı dedi. Toruner’e demişler ki İmamoğlu’na iftira adarsan seni salıp para vereceğiz demişler. Adama ev hapsi verdiler, şimdi ev hapsini de kaldırdılar. Yener Toruner dimdik içeride yatıyor bir başına.
Akın Gürlek’e dert olsun. Ben ona sert kayaya çarptın dedim. Her şeyi göze almışım. Bu memlekette onun darbe girişimine karşı -kendisi talimatlandırılmış, partinin başındaki kişidir- yargı darbesiyle engel olmaya çalışıyorlar. Ben de tankın önüne yatmışım. Buyursun etsin.
Her gece CHP’ye saldırıyorlar o kanallardan. Sinan Buhran’a ben ne diyeyim? Ekrem Başkan tutuklanacak diye 10 gün önceden söyleyen adama ne diyeyim? Mikroba neden hastalık yapıyorsun denir mi? CHP’liyim diyen ama partiden atılmış olan, bütün gün partiyi tartıştıranlar var. Şu laf söylenir hale gelmiş; Atatürk kalksa gelse bu delegeyle seçim kazanılamaz. Bu lafın olduğu yerde bütün kongreleri gezdim. İnsanları ayağa kaldırdım. 8 bin kişi birden delegenin kulağına sokağın sesini dinleyin diye diye cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasi partinin genel başkanı seçimle değişti. Kazanana da kaybedene de onur. Burada partinin eski ve yeni genel başkanını karşı karşıya getirmeye çalışmak ayıptır. Çetin, Ecevit, Atatürk, Baykal’dır… Delegenin verdiği karar vicdanıyla ilgili bir karar. Delege olmayan rezil adamların beyanları… Gelin, dinleyin mahkemeyi.
Mutlak butlan gelmez. Yarın biz iktidar oluruz; hadi bugün Recep Tayyip Erdoğan gitti, Abdullah Gül geldi.’ Böyle şey olur mu? Bu akıl sır erecek iş değildir. Üstüne üç kurultay daha yapıldı. Sonuncusu sıfırdan yapıldı. Bu yüzden birinci kademe mahkemesi konusuz kaldı dedi. Konusuz kalmasa bile diye doktrine girmiş. Böyle bir şey olamayacağını ifade etmiş. Ben istinaf mahkemesinin hakiminin yerinde olmak istemezdim. İnşallah hızlı bir şekilde karar verirler. Ekonomik ve siyasi sonuçları olur. Mahkeme kendisi kararını versin ama CHP’ye böyle yöntemlerle müdahale yapmayı denemesi bedava. AK Parti perişan olur. Millet böyle şeyleri affetmez, çok net. Daha önce de söyledim, yedek parti var ama mutlak butlana değil, kapatma davasına karşı. Biz burada asla delegenin elimize verdiği bayrağı kimseye bırakmayız. Çeşitli yöntemlerle seçime girmeye bir ay kala bir şeyler yaparlarsa diye…
/Kaynak: t24- euronews/










