🔴Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, dokunulmazlık tartışmalarıyla ilgili olarak “Bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir.” ifadelerini kullandı.
Sözcü TV’de dün (19 Haziran’da ) katıldığı programda gazeteci Senem Toluay Ilgaz’ın ‘Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına oy verdiğiniz için pişman mısınız?’ sorusuna Kılıçdaroğlu şu yanıtı vermişti: “Hayır. Pişman değilim, kararımın arkasındayım. Selahattin bey tutuklandı mı evet, siyasi tutuklu mu evet, yanlış mı evet. Siyasi düşünceleri dolayısıyla… Düşünceleri dolayısıyla bir insanın tutuklanmasına her zaman karşı çıktım. Benim de şu an dokunulmazlığım yok, mahkum da oldum, dokunulmazlığım yok.”
Bu sözler sosyal medyada çok tepki çekmişti.
Eski HDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş, Kasım 2016’dan beri yaklaşık 10 yıldır tutuklu.
Kılıçdaroğlu X’ten dokunulmazlık tartışmalarına ilişkin şunları söyledi:
*Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında, gerçekleri ilk günkü netliğiyle halkımızla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir.
*Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum.
*22’nci dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir.
*2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik. Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi.
*Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir. Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem ‘evet’ dedik.
*Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi. Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu.
*Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı. Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden saray rejimidir.
*Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş’ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis kürsülerinde ve Adalet Yürüyüşü’nde her zaman en ön safta mücadele ettik.
*Hal böyleyken, bugün gelinen noktada hem bu büyük hukuk mücadelesini görmezden gelen hem de el altından Erdoğan yönetimiyle pazarlık masasına oturan ve sözüm ona sayın Demirtaş’ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tam bir tutarsızlıktır.
*Biz geçmişte kurulan tuzakları bozarak hukuk zemininde kalırken, bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir.
*Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır! Dün olduğu gibi bugün de ilkeli duruşumuzdan taviz vermeden; hem Saray rejimiyle hem de onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlıyız.
*Buradan bir kez daha ilan ediyorum: Sayın Demirtaş’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın, Can Atalay’ın, Gezi tutuklularının, haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim. Bu ülkede tek bir adaletsizlik, tek bir mazlum kalmayana dek; herkes için adalet, herkes için hukuk demeye inatla ve kararlılıkla devam edeceğiz!
Dokunulmazlıklar nasıl kaldırılmıştı?
Eski AKP Genel Başkanı ve dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu, 17 Mart 2016’da muhalefete şu çağrıyı yaptı: “Gelin dokunulmazlıkları hep beraber kaldıralım. Şu anda Meclis’te dosya olarak bekleyen 506 dokunulmazlık fezlekesi var, hepsini birden kaldıralım. AK Parti’nin çekinecek hiçbir dosyası yoktur. Hiç çekinmiyoruz.”
Dönemin CHP genel başkan yardımcısı Bülent Tezcan çağrıya aynı gün destek vererek “Kürsü dokunulmazlığı hariç bütün dokunulmazlıklar kaldırılsın” dedi.
MHP de teklife destek verdiğini açıkladı.
Dönemin AKP grup başkan vekili Naci Bostancı ve AKP genel başkan yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, dokunulmazlıklara ilişkin anayasa değişikliği tekliflerini CHP’ye iletti.
Kılıçdaroğlu: Anayasaya aykırı ama ‘Evet’ diyeceğiz
Dönemin CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, teklife “Evet” oyu vereceklerini CNN Türk yayınında şu sözlerle açıkladı: “Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen ‘Evet’ diyeceğiz.”
12 Nisan 2016’da AKP hakkında dosya bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu.
Teklif, 3 Mayıs 2016’da TBMM Anayasa Komisyonu’ndan, 17 ve 20 Mayıs 2016’da 376 oyla Meclis Genel Kurulu’ndan geçti.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 7 Haziran 2016’da kanunu onayladı, karar bir gün sonra da Resmi Gazete’de yayınlandı.
4 Kasım 2016’da aralarında eski HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın olduğu çok sayıda HDP’li siyasetçi gözaltına alınarak tutuklandı.
/Kaynak: Diken/










