🔴Almanya’da son haftalarda gündeme gelen dijital şiddet ve yapay zeka ile oluşturulan pornografik içeriklere karşı yasa tasarısı hazırlandı. Tasarı faillere ağır cezalar öngörüyor…
Almanya’da, sanal ortamda dijital şiddete maruz kalan mağdurlar bundan böyle daha etkin bir şekilde koruma altına alınacak.
Almanya Adalet Bakanı Stefanie Hubig Cuma günü, bu konu ile ilgili ceza hukukundaki boşlukları kapatmayı ve mağdurlara kendilerini savunma konusunda daha fazla olanak sunmayı amaçlayan bir yasa tasarısı sundu. Yapay zeka kullanılarak ilgili kişilerin rızası olmadan, sahte görüntüler oluşturarak yapılan pornografik eserlere (deepfake) karşı hazırlanan tasarı, sanal ortamdaki bir dizi başka şiddet biçimlerini de hedef alıyor.
Pornografik deepfake’lerin oluşturulması ve yayılması bundan böyle iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilecek. Şu anda örneğin sahte pornografik görüntülerin sadece üretilmesi Almanya’da suç sayılmıyor.
Başkent Berlin’de, konuya ilişkin bir açıklama yapan Bakan Hubig, “Dijital şiddet kitlesel bir fenomen ve Almanya’da milyonlarca insanı etkiliyor. Kadınlar özellikle etkileniyor; on vakanın altısından fazlasında dijital şiddet kadınlara yönelik” ifadelerini kullandı. Dijital şiddetin “fiziksel şiddet kadar ciddi sonuçları olabileceğini” belirten Hubig, bu şiddet türünün “İnsanları derinden güvensizleştirebileceğini, tedirgin edebileceğini, yaralayabileceğini” ve “sosyal çevrelerini yok edebileceğini” belirtti.
Yeni yasanın amacı nedir?
Artan dijitalleşmenin “dijital araçlarla hak ihlallerinin işlenmesi için yeni, sanal bir alan açtığını ve böylece yeni şiddet biçimlerini -dijital şiddeti- olanaklı kıldığını” vurgulayan Hubig’in hazırladığı yasa tasarısında, bu yeni şiddet biçimlerini kovuşturabilmek için bir kanun maddesine ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor.
Hazırlanan tasarı, ceza kanununa iki ana başlık altında birkaç yeni suç tipi ekliyor: İlk olarak dijital şiddetin görünen bazı biçimleri bundan böyle açıkça suç sayılacak. İkinci olarak ise internet sağlayıcıları da yükümlülük altına alınacak.
Dijital şiddet konusu, yakın zamanda, Almanya’nın ünlü aktrislerinden Collien Fernandes’in eski eşine yönelik suçlamaları ile kamuoyunun gündemine gelmişti.
Hangi eylemler yasaklanıyor?
Yasa, ceza kanununa üç yeni suç tipi ekliyor:
“Görüntülerle mahremiyet alanının ihlali”: Cinselleştirilmiş deepfake’lerin üretilmesi ve yayılması ile diğer -cinsel içerikli olmayan- deepfake’lerin yayılması (başka bir insanın kişilik haklarını ihlal eden) suç kapsamına alınıyor.
Buna dijital röntgencilik vakaları (sauna gibi yerlerden izinsiz görüntüler), tecavüz videoları ve “intikam pornosu” olarak nitelendirilen, kişilerin daha önce ilişkide olduğu şahıslara ait mahrem görüntüleri yayması da dahil ediliyor.
“Yanıltıcı içeriklerle kişilik haklarının ihlali”: Cinsel içerikli olmayan ancak başka şekillerde ilgili kişilerin kişilik haklarını ihlal eden deepfake’lerin cezai takibatı düzenleniyor.
“Bilgi veya iletişim teknolojisi aracılığıyla izinsiz gözetleme”: Bu hüküm özellikle GPS takip cihazları aracılığıyla insanların gizlice gözetlenmesini kapsıyor. Bakan Hubig’e göre bu durum, eş ilişkilerinde bir şiddet biçimi olarak ortaya çıkıyor.
Mağdurlara hangi olanaklar sunuluyor?
“Gerçekten aldatıcı görünen ve kişilik haklarını büyük ölçüde ihlal eden bir deepfake oluşturmak bir dakika bile sürmüyor, ancak bunun için şimdiye kadar ayrı bir suç tanımımız yoktu” diyen Bakan Hubig, yasanın cezalandırılabilirlik boşluklarını ortadan kaldırarak faillerin sorumlu tutulabilmesini sağlayacağını dile getirdi.
Yasa, dijital şiddet mağdurlarının mahkeme yoluyla failin kimliği hakkında bilgi edinmesini de kolaylaştıracak. Bu sayede men ve tazminat taleplerinin de daha kolay ileri sürülmesi mümkün olacak.
Dijital şiddet mağduru olan kişiler bundan böyle en yakın mahkemeye, avukata gerek olmaksızın ve mahkemeye para ödemeden başvurabilecek. Ayrıca mağdurlar, mahkemeden, eylemin failinin kimliği hakkında bilgi talep edebilecek.
Bundan sonraki aşamada mahkeme harekete geçerek görüntülerin yayınlandığı sanal platformu ve gerekirse telekomünikasyon hizmetini yazılı olarak bilgilendirecek. Sonunda mağdur, failin IP adresi hakkında bilgi alacak ve hesabın kapatılmasını talep edebilecek. Ayrıca hesabın kapatılması ve tazminat davası da açabilecek.
Sağlayıcılar da dijital şiddet durumunda faillerle ilgili bilgi vermeye zorunlu tutulacak. Ancak bunun için hakimin bilgi talep etmesi gerekecek. Mahkeme bu gibi durumlarda, ceza takibatını kolaylaştırmak için, platformları, hakkı ihlal ettiği iddia edilen kişiye ait mevcut verileri en fazla üç ay saklamaya da zorlayabilecek. Ağır hak ihlalleri veya tekrarlarda mahkeme, hesabın kapatılmasına hükmedebilecek.
Dijital şiddetin hangi biçimleri var?
Yasa tasarısı, yeni düzenlemenin karşı çıktığı dijital şiddetin bir dizi biçimini şöyle sıralıyor:
Görüntü temelli cinselleştirilmiş şiddet: Başka bir kişinin cinsel eylemini veya mahrem vücut bölümlerini gösteren içerikler
Kimliğin kötüye kullanımı: Başka bir insanın zararına sahte profil altında iletişim kurma
“Doxing”: Adres veya telefon numarası gibi kişisel verilerin izinsiz yayınlanması
“Cyberflashing”: Şiddet eylemleri ve/veya pornografi içeren görüntü materyalinin istenmeyen şekilde gönderilmesi
“Cybergrooming”: İnternette reşit olmayanların cinsel amaçla hedef alınması
“Cyberstalking”: Dijital teknolojilerle bir kişinin takip edilmesi, rahatsız edilmesi ve/veya gözetlenmesi
“Cybermobbing”: Dijital medya üzerinden hakaret, tehdit, rezil etme veya taciz
“Hate Speech”: İnternette aşağılayıcı, tehdit edici veya şiddeti yücelten paylaşımlar
Alman Hakimler Birliği: Personel eksikliği yasayı etkisiz kılar
Dijital şiddete karşı koruma sağlayan yeni yasa tasarısını memnuniyetle karşılayan Alman Hakimler Birliği (DRB), mahkemelerdeki personel eksikliği nedeniyle uygulamada sorun yaşanabileceğini aktardı.
DRB Yöneticisi Sven Rebehn, Cuma günü Berlin’de yaptığı açıklamada, yasada planlanan ve mağdurların sanal platformlardan faillerin kimliğine ilişkin bilgi alma haklarının “ancak mahkemeler personel açısından bu işlemleri hızla yürütebilecek ve hak ihlallerini çabucak cezalandırabilecek duruma getirilirse işe yarayacağını” dile getirdi.
“Sorunun muazzam boyutu göz önüne alındığında, noktasal ceza artırımlarıyla iş bitmiyor” diyen Rebehn, birçok yerde adalet sisteminde personel eksikliği olduğunu belirterek yeterli personel olmadan “dijital şiddete karşı yasa planlarının dişsiz kalacağını” ifade etti.
Adalet Bakanı Stefanie Hubig tarafından hazırlanan söz konusu tasarının önümüzdeki hafta içinde, federal kabinede ele alınması planlanıyor.
/Deutsche Welle/










