Hakan Tahmaz: Mutlak Butlan sonrası CHP ve iktidar patentli kuşatmaya karşı halk hareketi

Yazarlar

🔴 CHP lideri Özgür Özel’in mutlak butlan yönetimine karşı yürüttüğü mücadele, daha önceki dönemlerde olduğu gibi elitler arasında şekillenen bir siyasal çekişme olmaktan çıkıp giderek halk direnişi karakteri kazanıyor. Bunun gelişmesi ve güçlenmesi CHP’nin ve ülkenin krizden çıkışına yol açacaktır…

Mutlak Butlan kararıyla CHP Genel Başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu, cumartesi günü parti önündeki konuşmasında iktidarın yeni tutuklamalar, gözaltılar ve soruşturmalar için arayıp da bulamadığı bahaneyi altın tepside sundu. Üstelik partililerin kendisine yönelik ihanet ithamlarını adeta doğrulayan bir konuşma yaptı. Daha önce Cumhuriyet tarihinde başka hiçbir parti genel başkanı böylesine ağır eleştirilerle tarihe geçmedi, böylesi suçlamalara muhatap olmadı.

Başta CHP lideri Özgür Özel olmak üzere partinin ileri gelenlerini, cezaevinde tutuklu bulunan belediye başkanlarını ve yöneticilerini, tek bir somut delil sunmadan ve isim zikretmeden FETÖ terör örgütüyle ilişkilendiren suçlamalarda bulundu; herkesi zan altında bırakan bir konuşma yaptı. İktidar medyasının bu konudaki daha önceki iddialarını adeta doğruladı. Parti yönetimini, kimsenin beklemediği, tarihte görülmemiş ve akılların alamayacağı bir suçlamayla karşı karşıya bıraktı. İktidar karşısında aciz nedamet getiren bir siyasetçi portesi çizdi.

Fırsatı kaçırmak istemeyen iktidar çevreleri, Kılıçdaroğlu yandaşlarının kolaylaştırıcılığında, Özgür Özel ve arkadaşlarına yönelik operasyon için yalan yanlış, delilsiz, tanıksız, aslı astarı olmayan ve alışık oldukları düzmece haberleri dolaşıma soktular.

Tek siyasal dertlerinin Erdoğan’ın seçim yoluyla iktidardan uzaklaştırılmasını önlemek olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

ABD, İngiltere ve Almanya başta olmak üzere küresel siyasal güç odaklarının eğiliminin de aynı doğrultuda olduğu, mutlak butlan kararı sonrasındaki sessiz kalışlarından anlaşılıyor.

Cumhuriyetin Formatlanması

Cumhuriyetin daha faşizan uygulamalarla, daha otoriter bir yönetim anlayışı ve modeliyle; Türkçü-İslami değerlerin günlük hayatta daha görünür olduğu siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel bir yeniden formatlama sürecine tabi tutulması konusunda bir ortaklık ve mutabakat süreci son hızla yürütülüyor.

Uluslararası siyasal güçler ve kurumlar açısından Türkiye’nin insancıl hukuktan ve evrensel değerlerden uzaklaşan bir rejime dönüşmesi, mesele olmaktan çok, kendileriyle uyumlu bir siyasal yönetime sahip olması bakımından önem taşıyor.

Cumhuriyetin ve tek adam rejiminin bu doğrultuda yeniden formatlanması sürecinde, iktidar tarafından kontrol edilmesi gereken iki etkili siyasal ve toplumsal dinamik bulunuyor. Bunların kontrolü iktidar için hayat meselesi.

Kürt Hareketi ve CHP’nin Konumu

Bunlardan biri demokratik Kürt siyasal hareketidir. Kürt hareketinin, iktidar,  İmralı süreciyle büyük ölçüde bu kapana girdiği düşünüyor.  Bu nedenle artık esas hedef CHP’ye yönelik 19 Mart yargı operasyonuyla başlatılan kontrol altına alma girişiminin, mutlak butlan kararını da aşan yeni bir çerçeveye sıçratılması ihtimalinden söz ediliyor.

CHP, “Terörsüz Türkiye” sürecinin bir eklentisi hâline getirilerek, Özgür Özel ve arkadaşlarının da teslim olmalarına kadar CHP’yi süpürme harekâtı devam edecek. Dün sabah Buca Belediyesine operasyon yapılması gibi bugüne kadar olduğu gibi çok farklı yöntemlerle ve alanlarda.

FETÖ terör örgütü suçlaması ise doğrudan Saray’ın CHP’yi etkisizleştirme projesinin hayat bulacağı zemini yaratmak için araçsallaştırılmış bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.

Ancak son iki gündür mutlak butlan kararına ve Kılıçdaroğlu’nun FETÖ terör örgütü suçlamalarına karşı toplumun farklı kesimlerinden yükselen ciddi tepkiler ile Özgür Özel yönetimiyle dayanışmanın giderek toplumsallaşması, süreci tersine çevirmek açısından başlangıç olabilir.

İktidarın ve müessir nizamın Erdoğan’ın koltuğunu koruma amaçlı bu planı; Cumhuriyetin Erdoğan eliyle Türkçü-İslamcı bir anlayış doğrultusunda, küresel siyasal güçlerin ve kurumların rızasıyla yeniden formatlanmasının önüne ancak Özgür Özel’in cumartesi günü Güvenpark’taki çıkışında işaret ettiği gibi güçlü bir halk hareketi ve toplumsal direniş geçebilir.

Yeni halk hareketinin, Türkiye’nin rejim krizini bütün boyutlarıyla ele alan politikalarla; çok kültürlü, çok inançlı ve çok kimlikli yapısını kapsayan bir açılımla geliştirilmesi ve güçlendirilmesi Cumhuriyetin ikinci yüzyılının zorunlu gerekliliklerinden biridir.

CHP’nin, Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap veren bir siyasal yapıya dönüştürülmesinin yolunun da bu politik açılımdan geçtiği gerçeği göz ardı edilemez.

CHP’deki  Yönetim Değişikliklerine  İki Örnek

Özgür Özel’in bu yolda yürümesini kolaylaştıracak ve tartışmayı derinleştirip geliştirecek iki tarihsel hatırlatma yapmak isterim.

Öncelikle anlatacağım süreçlerdeki siyasal konjonktürün bugünkünden çok farklı olduğunun altını çizmek gerekir.

1999 seçimlerinde CHP tarihinde ilk kez baraj altında kaldı. Deniz Baykal genel başkanlıktan istifa etti. Altan Öymen genel başkan, Tarhan Erdem ise genel sekreter olarak göreve geldiler. Bu dönemde CHP’de örgütsel ve politik yenilenme hareketi başladı.

Üye kayıtları güncellenmeye başlandı; Kürt sorunu başta olmak üzere birçok konuda politika değişikliği çalışmaları yürütüldü. Ancak bu süreç daha bir yılını doldurmadan CHP olağanüstü kongreye sürüklendi. Altan Öymen–Tarhan Erdem yönetimi tasfiye edildi ve Deniz Baykal ekibi az bir oy farkıyla yeniden yönetime geldi.

Kemal Kılıçdaroğlu, kaset operasyonunun ardından CHP Genel Başkanı olduktan sonra “Yeni CHP” söylemi altında partinin geleneksel politikalarında bazı değişiklikler gerçekleştirdi. Ancak parti, zamanla tek adam yönetimine doğru evrildi ve eski CHP kadrolarını dışlayan bir anlayış yerleşti.

Kılıçdaroğlu, birçok kritik eşikte müessir nizamın ihtiyaçları doğrultusunda politika izledi ve tutum aldı.

Özgür Özel Yeni Halk Hareketi Doğuşu ve Türkiye’nin Geleceği

Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP’nin 2023 seçimlerinde yaşadığı büyük hezimet sonrasında yeni bir değişim hareketi ortaya çıktı. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu öncülüğündeki bu hareket, 2024 seçimlerinde kısa süre içerisinde önemli bir toplumsal karşılık buldu.

CHP yalnızca büyük bir seçim başarısı elde etmekle kalmadı; iktidar partisini tarihinde ilk kez köklerinden sarsacak bir sonuç ortaya çıkardı.

Bu nedenle 2024 yerel seçimleri sonrasında siyaset; transferler ve operasyonlarla çok yönlü bir altüst oluş yaşadı. 19 Mart yargı operasyonları ise muhalefeti iktidar için risk oluşturma aşamasına taşınmak isteniyor.  Mutlak Butlan 19 Mart operasyonun bir üst evresi. Daha da üstü olacak gibi.

CHP lideri Özgür Özel’in mutlak butlan yönetimine karşı yürüttüğü mücadele, daha önceki dönemlerde olduğu gibi elitler arasında şekillenen bir siyasal çekişme olmaktan çıkıp giderek halk direnişi karakteri kazanıyor. Bunun gelişmesi ve güçlenmesi CHP’nin ve ülkenin krizden çıkışına yol açacaktır.

Özgür Özel’in mücadeleyi hukuki, siyasi ve fiili düzlemde yürüteceklerini sık sık vurgulaması; bu mücadeleyi halkla, rejim mağdurlarıyla birlikte yürütme iradesi bugünkü sürecin öncekilerden çok farklı gelişeceğini gösteriyor. Yani siyasal elitler arası çözüm arayışının tersine demokratik katılımcı bir çözüm arayışı.

Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal kriz, bu yolu tercih edenlerin başarısıyla aşılabilir. Bu halk hareketinin, bir sarmaşık gibi zalime karşı direnen bütün mağdurları sarması gerekiyor. Bütün başka bir Türkiye isteyenleri kapsayan böylesi geniş bir halk hareketi, ülkeyi içine sürüklendiği bu çukurdan çıkarabilir.

 

/yeniarayis.com/

İlginizi Çekebilir

Amed Mardin: Barrack’ın Haritasında Kürtler Yok; Tom Barrack, ABD Yönetimi ve Kürt Meselesi
CHP’de olağanüstü kurultay için 12 Temmuz hazırlığı

Öne Çıkanlar