Mehmet Pamak: Erçişli Kürt bir dedenin torunu Türkçülüğün lideri oldu

GenelGündem

🔴Ülkücü hareketin eski öncülerinden ve Mazlum-Der’in kurucularından Mehmet Pamak, katıldığı bir televizyon programında ailesinin Zilan Katliamı sonrasında Van’dan Çanakkale’ye sürgün edildiğini; Kürt bir ailenin çocuğu olduğunu anlattı. Pamak, ailesinin Kürt olduğunu belirtirken, sürgün ve asimilasyon politikalarının kendi hayatındaki etkisini, “Müslüman ve şeriat isteyen Kürt bir dedenin torunu Türkçülüğün liderlerinden biri oldu. İşte asimilasyon bu” sözleriyle dile getirdi.

1980’li yıllarda ülkücü hareketin en önemli isimlerinden biri olan, MHP’nin öncülü Muhafazakâr Parti’nin kurucu genel başkanı Mehmet Pamak’ın Kürt olduğunu açıkladığı Akit TV’deki programı yeniden gündem oldu.

“İki dedem de sürgün edildi”

Muhharem Coşkun’a konuk olan Pamak ailesinin Kürt olduğunu, Zilan olaylarının ardından Çanakkale’ye sürgün edildiklerini anlattığı video sosyal medyada yeniden viral oldu.

Ailesinin kökeninin Van’ın Erciş ilçesine dayandığını anlatan Pamak, dedelerinin Cumhuriyet’in ilk yıllarında dini gerekçelerle dönemin yönetimine itiraz ettiklerini söyledi.

“Babam Van Erciş’in Ziyaret köyünde doğuyor. Annem de Söğütlü köyünde doğuyor. İki dedem de laikliğe ve Kemalizm’e itiraz ediyorlar. İslam şeriatının hükmetmesini istiyorlar.”

Program sunucusunun “Kaç yılında?” sorusu üzerine Pamak, “1930’lu yıllar. 1933’te de sürgün ediliyorlar. Çanakkale’ye gönderiliyorlar” dedi.

“Zilan Katliamı’nda yakınlarımız öldürüldü”

Pamak, sürgün öncesinde ailesinin Zilan Katliamı sırasında ağır kayıplar verdiğini anlattı.

“Hatta Zilan Katliamı diye bilinen katliamda birçok yakınımız katlediliyor. İki dedem İran’a kaçıyor. Üç yaşındaki halam ve onun 80 yaşındaki ninesini ise İran’a götüremeyiz diye köyde bırakıyorlar. Onlara bir şey yapmazlar diye düşünüyorlar. Ama daha sonra evler basılıyor ve üç yaşındaki halamla ninesi süngülenerek öldürülüyor.”

Sunucunun, “Zilan İsyanı’na katıldıkları için mi?” sorusuna ise Pamak şu yanıtı verdi:

“En azından itiraz etmişler ve şeriat istiyoruz demişler. Dedem rahmetli anlatırdı; ‘Biz şeriat istedik, Allah’ın hükümleriyle hükmedilsin istedik’ derdi.”

“Her köye bir aile yerleştirildi”

Pamak, daha sonra ailelerin Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı köylere dağıtıldığını belirtti.

Sunucunun, “Yani siz aslen Kürt müsünüz?” sorusuna Pamak, “Aslen Kürt’üz” yanıtını verdi.

Anne ve baba tarafının sürgünle Çanakkale’ye gönderildiğini anlatan Pamak, şunları söyledi:

“Babam ve annem çocuk yaşta Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Pınarbaşı köyüne geliyorlar. Çanakkale’de her köye bir aile veriliyor, asimile olsunlar diye.”

Sunucunun, “Bu ailenin tercihi miydi yoksa devlet mi gönderdi?” sorusuna ise şu cevabı verdi:

“Devlet. Her köye bir aile yerleştiriyor. Daha sonra annem ve babam evleniyor. Biz de onlardan doğuyoruz.”

“Dedem Van’dan Ezine’ye yürüyerek getirildi”

Sürgün sürecine ilişkin dikkat çekici ayrıntılar paylaşan Pamak, dedesinin önce tek başına gönderildiğini söyledi.

“Dedem sürgüne gönderilirken önce yalnız gönderiliyor. Karakoldan karakola teslim edilerek getiriliyor. Jandarmalar atlı, dedem yürüyerek geliyor.”

Sunucunun, “Van’dan buraya mı?” sorusuna karşılık Pamak, “Van’dan Ezine’ye. Türkiye’nin bir ucundan diğer ucuna yürüyerek getiriliyor” dedi.

Yolculuğun yaklaşık üç ay sürdüğünü belirten Pamak, dedesinin bir ara geri kaçtığını ancak yeniden yakalanarak Çanakkale’ye götürüldüğünü anlattı.

“Daha sonra çocuklarını da kamyonlarla gönderiyorlar. Mecburi iskân kanunu kapsamında aileleri yerleştiriyorlar.”

“İşte asimilasyon bu”

Sunucunun, “Dedeniz buraya geldi ama sonrasında ne oldu?” sorusu üzerine Pamak, asıl hedefin asimilasyon olduğunu savundu.

“Artık ondan sonra orada asimilasyona terk ediyorlar. O bölgede asimile olsun isteniyor. Nitekim olmamış mıyım? Müslüman ve şeriat için mücadele etmiş Kürt bir dedenin torunu daha sonra Türkçülüğün liderlerinden biri oluyor. İşte asimilasyon bu.”

“Kürtçe hinekî dizanim”

Sunucunun, “Türkçülüğün lideri nasıl oldu? Kürtçe biliyor musunuz?” sorusu üzerine Pamak, Kürtçeyi çok sınırlı düzeyde bildiğini söyledi.

“Kürtçe hinekî dizanim.”

Sunucunun “O ne demek?” sorusuna ise, “Yani az biliyorum” yanıtını verdi.

“Annem ve babam Kürtçe biliyordu” diyen Pamak, anneannesinin ise yaşamı boyunca Türkçe öğrenmediğini anlattı.

“Annemin annesi Seyra Nine 90 yaşına kadar yaşadı. Bir tek kelime Türkçe öğrenmedi, direndi. Bütün komşu kadınlar Seyra Nine ile konuşabilmek için Kürtçe öğrendiler.”

“Bana ‘kuyruklu Kürt’ derlerdi”

Pamak, çocukluk yıllarında Kürt kimliği nedeniyle aşağılandığını da anlattı.

“Çocukken kahvenin önüne çıktığımda ‘Lan kuyruklu Kürt, nerede senin kuyruğun? Tramvay mı çiğnedi?’ derlerdi.”

Sunucunun, “Kim diyordu bunu?” sorusuna Pamak, “Köyün büyükleri. Kahvedeki yaşlı adamlar” cevabını verdi.

“Büyük adamlar yapıyordu bunu. Böyle şeyler yaşadık” diyen Pamak, buna rağmen ailesinin kendisine etnik temelli bir bilinç vermediğini söyledi.

“Dedem Kürtlükten değil, şeriattan bahsederdi”

Pamak, dedesinin sürgünü hiçbir zaman etnik bir mesele olarak anlatmadığını belirterek şunları söyledi:

“Dedem ‘Kürtlüğümüzden dolayı sürüldük’ demezdi. Kürt bir bilinç vermezdi. Şeriattan bahsederdi. Kitapları vardı, kütüphanesi vardı. Okumuş, ilim sahibi bir insandı.”

Başlangıçta aileyi dışlayan köylülerin zamanla dedesine saygı göstermeye başladığını anlatan Pamak, “Ahmet dededen fetva almaya başladılar. Daha sonra çevre köylerin imamları bile Ahmet dedeme danışırdı” dedi.

Program sunucusunun, “Demek ki ortak payda İslam’dı” değerlendirmesine ise Pamak, “Evet, ortak payda İslam’dı” karşılığını verdi.

 

 

/Kaynak: Rûdaw/

İlginizi Çekebilir

Kılıçdaroğlu’ndan belediyelere sıkı denetim hamlesi
Sinem Çeşim davası öncesi adalet çağrısı: “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz”

Öne Çıkanlar