Cumartesi Anneleri, 1102’nci hafta buluşmasında 1992’de gözaltına alındıktan sonra kaybolan üniversite öğrencileri Hüsamettin Yaman ile Soner Gül’ün akıbetini gündeme taşıdı. Yapılan açıklamada, etkili ve bağımsız bir soruşturma yürütülmesi istenerek yetkililere “Ailelerin yıllardır sorduğu sorulara yanıt verin” çağrısı yapıldı.
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri bu hafta da meydandaydı.
Kayıp yakınları 1102. haftada, kamuoyuna yine Galatasaray Meydanı’nı çevreleyen barikatların önünden seslendi.
Bu haftaki açıklamada, 34 yıl önce İstanbul’da gözaltına alınarak kaybedilen üniversite öğrencileri Hüsamettin Yaman ve Soner Gül için adalet talebi yinelendi.
Kayıp yakını Besna Tosun’un okuduğu açıklama şu şekilde:
“22 yaşındaki Hüsamettin Yaman, İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencisiydi. ‘Pankart taşımak’ suçlamasıyla tutuklanmış, yaklaşık 15 gün cezaevinde kaldıktan sonra 6 Eylül 1990 tarihinde tahliye edilmişti.
‘ÖLÜMLE TEHDİT EDİLMİŞTİ’
21 yaşındaki Mehmet Soner Gül ise Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencisiydi. Aynı zamanda Öğrenci Derneği üyesiydi. Bu nedenle daha önce gözaltına alınmış, ağır işkencelere maruz bırakılmış ve ölümle tehdit edilmişti. İçişleri Bakanlığı’nın iddiasına göre, 10 Mart 1991 tarihinde Malatya’da yakalanan bir kişinin sorgusunda adının geçmesi nedeniyle aranıyordu.
Hüsamettin Yaman, 2 Mayıs 1992 Cumartesi günü evinden çıktı. İki gün sonra, 4 Mayıs Pazartesi günü ağabeyi Feyyaz Yaman’ı telefonla arayan bir kişi, ‘Hüsamettin, Soner Gül ile birlikte Fındıkzade’de gözaltına alındı. Hayatlarından endişe ediyoruz. Hemen emniyete başvurun’ dedi.
‘YETKİLİLER GÖZALTI İDDİALARINI REDDETTİ’
Yaman ve Gül aileleri, İstanbul Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere devletin ilgili tüm kurumlarına başvurdu. İnsan Hakları Derneği ve Uluslararası Af Örgütü de girişimlerde bulundu. Ancak tüm başvurulara rağmen yetkililer gözaltı iddialarını reddetti. Hüsamettin Yaman’ın ailesi, çocuklarını aramaktan vazgeçmedi; bu nedenle iki yıl boyunca polis takibine maruz bırakıldı.
19 Aralık 2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın’ın infazlar ve kayıplarla ilgili itirafları kamuoyuna yansıdı. Çarkın, Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ü gözaltına aldıktan sonra ormanlık bir alanda sorguladıklarını ve infaz ettiklerini anlattı. Onların son sözlerinin ise ‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek!’ olduğunu söyledi.
‘İTİRAFLARA RAĞMEN DOSYADA İLERLEME SAĞLANMADI’
Bu itirafların ardından Yaman Ailesi yeniden suç duyurusunda bulunarak dosyanın tekrar açılmasını talep etti. Ancak Ayhan Çarkın’ın açık beyanlarına rağmen dosyada etkin bir soruşturma yürütülmedi, hiçbir ilerleme sağlanmadı.
Bugün bir kez daha kamu adına görev yapan savcıları göreve çağırıyoruz:
Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ün gözaltında kaybedilmesiyle ilgili etkin, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütün. Hakikati açığa çıkarın. Ailelerin ‘Çocuklarımıza ne oldu?’ sorusuna cevap verin.
Kaç yıl geçerse geçsin, Hüsamettin Yaman ve Soner Gül için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten; devletin evrensel hukuk normlarına uygun hareket etmek zoru da olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz!”
/Kaynak: BirGün/











