İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 19 Mart operasyonu sonrası kurulan Aile Dayanışma Ağı, 32’nci buluşmasını Silivri’de gerçekleştirdi. Dilek İmamoğlu, tutuklulara ilişkin iddialarda somut delil bulunmadığını belirterek tahliye çağrısı yaptı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında savcılığın 9 kişi hakkında tahliye talebinde bulunmasının ardından duruşmaya verilen ara sırasında, Aile Dayanışma Ağı (ADA), 32’nci buluşmasını Silivri’de gerçekleştirdi.
19 Mart operasyonunun mağdurları tarafından kurulan ADA’nın açıklamasında konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, dosyada tek bir somut delil olmadığını belirterek herkesin tahliye edilmesi gerektiğini söyledi.
“Demokrasimiz, cumhuriyetimiz, geleceğimiz için mücadele veriyoruz”
Hak, hukuk ve adalet arayışlarının süreceğini vurgulayan Dilek Kaya İmamoğlu, “Hiçbir suç işlememiş yüzlerce masumumuz, sevdiğimiz şu anda içeride tutsak. Halkı doğru haberlerle buluşturmaktan başka bir şey yapmayan değerli gazetecilerimiz tutsak. Eşitsizlik, liyakatsizlik, çeteler, şiddet Türkiye’nin dört yanını sarmış durumda. Hak, hukuk ve adalet arayışımız devam edecek. Çünkü demokrasimiz, cumhuriyetimiz, geleceğimiz için mücadele veriyoruz; her koşulda vermeye devam edeceğiz” dedi.
“İddianame her geçen gün çöküyor”
405 gündür çok ağır şeyler yaşadıklarını söyleyen İmamoğlu, “Duruşmalarda her gün insanların yargılanıyormuş gibi yapıldığı ama aslında peşinen cezalandırıldığını görüyoruz. Üstelik bu cezalandırmanın dayanaksız olduğu da gün gibi ortada. İddianame her geçen gün çöküyor. Tel tel dökülen bu iddianame birilerinin kariyer basamağı olmuş maalesef. Bu artık ayan beyan ortadadır. Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşları, ailelerimiz, hepimiz bu kariyer hedefi için harcanan mağdurlarız” diye konuştu.
“İşlemedikleri suçlara karşı savunma yapmak zorunda kalıyorlar”
Cezaevindeki birçok ismin neyle suçlandıklarını bile bilmediğini söyleyen İmamoğlu, “İşin daha garibi; iddia makamı dahil başka kimse de bilmiyor gibi bir izlenim var. Buna rağmen insanlar mahkeme kararı olmadan suçlu gibi gösteriliyor, toplum önünde itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor.
Masumiyet karinesi ise yerle bir edilmiş durumda. Aileler dışarıda yakınlarının suçsuzluğunu anlatmak için çabalarken, tutsaklar da işlemedikleri suçlara karşı savunma yapmak zorunda kalıyor. Sevgili tiyatro sanatçıları lütfen benden alınmasın, onlardan özür diliyorum ama içeride bir tiyatro sergileniyor” dedi.
“Her gün bu duruşma salonlarında insanlık suçu işleniyor”
Duyuma dayalı, çelişkili, geri çekilmiş ya da tartışmalı beyanlar üzerinden insanların hayatlarının altüst edildiğini ifade eden İmamoğlu, “Suçlu bulunsalar yatacakları cezadan fazlasını yatan insanlar tutsak edilmeye devam ediliyor. Tutukluluk süresi dolan insanlar özgürlüklerinden mahrum bırakılıyor. Her gün burada bu duruşma salonlarında insanlık suçu işleniyor, bunu anlamıyor musunuz? Bu suça sessiz kalan herkes bu suçun ortağıdır” ifadelerini kullandı.
“Yaratmaya çalıştıkları algı artık tamamen çökmüştür”
İktidara yakın medya kuruluşlarına tepki gösteren İmamoğlu, “Her gün spekülatif haberlerle iddianameyi köpürtmeye, itibar cellatlığına devam eden yandaş basın, size sesleniyorum! Duruşmalara neden katılmayı bıraktınız? Bu hafta bir oturuma katılıp oturumun gidişatını görünce salondan erken ayrıldınız. Neden biliyor musunuz? Çünkü bir yılı aşkın süredir yaratmaya çalıştıkları algı artık tamamen çökmüştür. İddianamede bile yer almayan yalanları medyada ortaya saçtılar ama olmadı” dedi.
“Derhal dosyanın bütününde tahliye kararı çıkmalıdır”
Dosya kapsamında tutukluluğun devamına karar verilecek tek bir delil, tek bir somut suçlama bulunmadığını söyleyen İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Yok arkadaşlar yok! Tek bir delil, tek bir somut suçlama yok! Nedir bu ailelere sizin çektirdikleriniz? Dosyanın bütününde tahliye kararı çıkmalıdır, bugün, hemen, derhal! Dosyanın tamamına tahliye istiyoruz! Bu bir istek değil, bu sizin zorunluluğunuz!”
/Kaynak: Evrensel/













