Müslüm Yücel: Şîr-i Kelâma Mersiye / Sırrı Süreyya Önder’e

Yazarlar

Şeb-i firkatle düşen âh ile her dem yanarım
Gitti bir şîr-i kelâm, kaldı elem, yanarım

Hastahâne dergehinde bî-karâr u nâtüvân
Dönerim pervâne-veş sensiz yine yanarım

Yedi gündür nevha-hânım, sût u sâzım hep sükût
Akmayan eşk ile cânımda tutuşur, yanarım

Her lisândan yükselen âh-ı derûnî bu şeb
Nâmını zikr ile çarpar yürekler, yanarım

Kilisâdan mescide aks eyler o feryâd-ı âh
Bir kavmin kalbi olur sine-i gam, yanarım

Şeb uzar, keştî-i gamda bî-lenger bî-sâhilim
Mevc-i hicrân savurur rûhumu, hem yanarım

Bir kebûter gibi doğsa yine sırr-ı safâ
Zahr-ı devrân şifâ bulsa dahi ben yanarım

Ey bir halkın oğlu, ey söz ile dâğ-ı devâ
Sensiz eksik kalır âvâz-ı bahâr, yanarım

Çarh-ı devrân döner ammâ ne fâide sensiz
Nâr-ı hasretle yanar cân u cihân, yanarım

Ey Yücel, sabr ile dirense de bu dil-i zâr
Sırr-ı kelâmın adın andıkça yine yanarım

II

Bir Halkın Oğluna Mersiye

Matla

Şeb-i firkatle düşen âh ile her dem yanarım
Gitti bir şîr-i kelâm, kaldı elem, yanarım

Hastahâne dergâhında bî-karâr u nâtüvân
Dönerim pervâne-veş sensiz yine yanarım

Yedi gündür nevha-hânım, sût u sâzım hep sükût
Akmayan eşk ile cânımda tutuşur yanarım

Girizgâh

Her lisândan yükselen âh-ı derûnî bu şeb
Nâmını zikr ile çarpar yürekler, yanarım

Kilisâdan mescide aks eyler o feryâd-ı ah
Bir kavmin kalbi olur sine-i gam, yanarım

Şeb uzar, gemi-i gamda bî-lenger bî-sâhilim
Mevc-i hicrân savurur rûhumu hem yanarım

Şeb uzar, keştî-i gamda bî-lenger bî-sâhilim
Mevc-i hicrân savurur rûhumu, hem yanarım

Bir kebûter gibi doğsa yine sırr-ı safâ
Zahr-ı devrân şifâ bulsa bile ben yanarım

Methiye

Ey bir halkın oğlu, ey söz ile dâğ-ı devâ
Sensiz eksik kalır âvâz-ı bahâr, yanarım

Çarh-ı devrân döner ammâ ne fayda sensiz
Nâr-ı hasretle yanar cân u cihân, yanarım

Dua

Ey Yücel, sabr ile dirense de bu gönül
Sırr-ı kelâmın adın andıkça yine yanarım

Rûh-ı pâkin şehper-i rahmete ersin yâ Rab
Ben bu dünyâda kalan âh-ı hicrân ile yanarım

Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Bir Halkın Oğluna Ağıt

Türkçe

Ayrılık gecesinin içime düşürdüğü ah ile her an yanıyorum.
Sözün aslanı gitti; geriye acı kaldı, yanıyorum.

Hastane köşelerinde huzursuz ve güçsüzüm;
Sensiz, ateş etrafında dönen pervane gibi yine yanıyorum.

Yedi gündür ağıt yakıyorum; sesim de sazım da suskun.
Ak(a)mayan gözyaşları içimde alev olup tutuşuyor, yanıyorum.

Bu gece her dilden yükselen içli ahlar
Adını anarak çarpıyor yüreklere; yanıyorum.

Kiliselerden mescitlere kadar yankılanıyor o feryat;
Bir milletin kalbi kederle dolmuş bir göğüs gibi, yanıyorum.

Gece uzuyor; keder gemisinde demirsiz, sahilsizim.
Ayrılık dalgaları ruhumu savuruyor, yanıyorum.

Bir güvercin gibi yeniden doğsa bile sevinç sırrı,
Zamanın zehri şifa bulsa bile ben yine yanarım.

Ey bir halkın evladı, ey sözü yaraya merhem olan,
Sensiz baharın sesi eksik kalır; yanıyorum.

Kader çarkı dönüyor ama sensiz neye yarar?
Hasret ateşiyle can da cihan da yanıyor; ben de yanıyorum.

Ey Yücel, bu gönül sabretmeye çalışsa da
Adını andıkça yine yanıyorum.

Şiirle ilgili notlar:

Her beyit “yanarım” ile biter. Vezin, Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün kalıbına göre hizalanmıştır. İlk hal vezinli ama yine de serbesttir.  Divan tarzı yazıldı, girizgah, methiye ve dua eklendi. Matla ve Girizgâh: Segâh veya Hicaz ile başlanır. Methiye ve Dua: Hicaz veya Hüseyni tonuna uygundur; ağıt, hafif bir yükseliş ve teslimiyet hissi verir, yaratılır. Tempo: Yavaş, ağır aksak, ağıt formuna uygundur. Usûl: Düyek veya Aksak semâî, ağıt havası.

İlginizi Çekebilir

Mazlum Abdi: Şam’dan bana resmi bir teklif gelmedi
Ali Engin Yurtsever:  Muhalefetsiz Erdoğan

Öne Çıkanlar