Ozkal: Anadil varlığımızdır; anadile sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır

GündemSöyleşi

* Kürt Yazarlar Derneği Kuzey Kürdistan’daki yazarların ortak iradesinin bir göstergesidir. Derneğimiz iki lehçeli eş başkanlık sistemine sahiptir. Eş başkanlardan birinin Zaza, diğerinin ise Kurmanc olması gerekmektedir. Bu derneğin çatısı altında iki lehçe de eşit hak ve onura sahiptir. 

*Dil, varlığımızdır. Güçlü bir edebiyat, ancak anadiliyle örülen bir yaşamın temelleri üzerinde yükselebilir. Dile sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır.

​Kürt Yazarlar Derneği Eş Başkanı Haci Ozkal, Nûpel TV’ye verdiği özel röportajda derneğin çalışmaları, Kürtçenin lehçelerinin korunması ve Zazaki edebiyatının mevcut durumu hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Nûpel TV: Kürt Yazarlar Derneği Eş Başkanı olarak, derneğin modern Kürt edebiyatının gelişimindeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Okur ve yazar arasındaki bağın zayıfladığı bu dönemde dernek nasıl bir misyon üstleniyor? Ayrıca, dilin standardizasyonu ve lehçelerin birbirine yakınlaştırılması konuları her zaman gündemde; dernek bu alanda ne tür çalışmalar yürütüyor?

Haci Ozkal: Kürt Yazarlar Derneği’nin 2020 yılında kurulması bizim için sadece bir kurumun inşası değil, Kuzey Kürdistan’daki yazarların ortak iradesinin bir göstergesiydi. Bu çalışmaların ilk gününden beri aktif yer alan biri olarak diyebilirim ki; dernek bugün modern edebiyatın gelişiminde stratejik bir role sahip. Edebiyatı kitap sayfalarından çıkarıp toplumsal hayatın içine katmaya, böylece yaratıcı ile okur arasındaki o köprüyü yeniden kurmaya çalışıyoruz.

​İkinci kongremizde aldığımız en radikal ve anlamlı kararlardan biri, Kürtçenin lehçelerine sahip çıkma kararlılığımızı en üst seviyede göstermek adına kabul ettiğimiz “iki lehçeli eş başkanlık” sistemi oldu. Bu karara göre, eş başkanlardan birinin mutlaka Zaza, diğerinin ise Kurmanc olması gerekiyor. Bu yaklaşım net bir mesajdır: Bu derneğin çatısı altında her iki lehçe de eşit hak ve onura sahiptir.

​Bu yılki çalışmalarımızda “Halka Doğru” stratejisini benimsedik. Bölgenin her yerinde edebi etkinlik dizileri düzenleme kararı aldık. Bu konuda çok hassasız; Zazakînin hakim olduğu şehir ve ilçelerde panelistlerimizi özellikle o lehçeyle eser veren yazarlar arasından seçiyoruz. Aynı durum Kurmancî için de geçerli.

​Ancak çalışmalarımızın en önemli özelliği Pasûr, Licê, Hênî, Pîran, Gêl, Erxenî, Çêrmûg ve Sîwêrek gibi bölgelerde ortaya çıkıyor. Bu yerlerde her iki lehçe de günlük yaşamda konuşulduğu için programlarımızı “çift dilli” (iki lehçeli) hazırlıyoruz. Bu durum sadece lehçelerin yakınlaşması için değil, Kürtçenin tüm zenginliğiyle bir bütün olduğunu göstermek adına örnek bir çalışmadır. Temel amacımız, edebiyat alanında her iki lehçeyi de güçlendirecek bir standardizasyonun oluşmasıdır.

UNESCO, Zazakîyi “risk altındaki” lehçelerden biri olarak tanımlıyor. Bir Zaza yazar olarak Zazakî edebiyatının mevcut durumunu nasıl görüyorsunuz? Yayınlanan eserler bu riskin önüne geçebilir mi?

 Doğrudur, UNESCO böyle bir tanımlama yaptı. Bu tanımlama kıymetlidir ancak bence içinde hatalı bir yaklaşım da barındırıyor. Bu tür şeyler bazen toplum hafızasında zayıflığa ve korkuya yol açarak insanların umudunu kırabiliyor. Uluslararası kararlara değer vermeliyiz ama en önemli şey, biz Kürtlerin her evde, mahallede ve sokakta dilimize ve lehçelerimize sahip çıkmamızdır. Dilin gelişmesi için çocuklarımız sokaklarda kendi dilleriyle oynamalı ve konuşmalıdır.

Zazakî edebiyatı, birçok mazlum edebiyat gibi köklerini sözlü gelenekten alıyor. Bu dönüşüm sürecinde, yani halk hikayelerinden ve dengbejlikten modern roman formuna geçilirken ne tür zorluklarla karşılaşılıyor? Bu sözlü temel bugün yazarlar için bir fırsat mı yoksa engel mi?

Doğru, tarihimize baktığımızda Zazakînin temelinin yüzyıllardır halkın dilinde ve sözlü aktarımında yükseldiğini görüyoruz. Bir kıyaslama yaparsak, bugün Zazakî, Kurmancîye oranla yazılı ve modern literatürde biraz daha zayıf kalmıştır. Ancak bunu doğru anlamalıyız; bu zayıflık dilin eksikliğinden değil, daha çok politik ve toplumsal koşullardan kaynaklanıyor.

​Yine de bu durum, Zazakî çalışmalarının önünde aşılamaz engeller olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, bugün Zaza yazarlar olarak sayımız oldukça fazla ve eserlerimizin sayısı her geçen gün artıyor. Tüm dil, kültür ve sanat kurumlarımızda bugün “çok dilli” (çok lehçeli) bir bilinç yerleşmiş durumda. Artık kurumlar olarak her lehçeyi bağımsız ve özel bir değer olarak görüyoruz.

​Modern romana geçişte teknik ve standardizasyon zorlukları olsa da, Zaza yazarların iradesi bu engelleri yıkıyor. Biz bu zengin sözlü mirası modern edebiyat kalıpları içinde yeniden inşa ediyoruz ve bu şekilde yok olma riskine karşı duruş sergiliyoruz.

Zazakî kitapların basımında ekonomik veya teknik engellerle karşılaşıyor musunuz? Okurlar kitaplara kolayca ulaşabiliyor mu?

Günümüzde çözemeyeceğimiz teknik bir engel yok. Ancak ekonomik açıdan durum farklı. Her alanda olduğu gibi, genel ekonomik şartlar nedeniyle kitap yayıncılığında da kuşkusuz problemler yaşıyoruz. Yayın ve teknik imkanlar olsa da, ağır ekonomik yük kitapların basımını ve okura ulaşmasını etkiliyor. Tüm bu zorluklara rağmen çalışmalarımızı sürdürmeye ve Zazakî eserleri okurlarımıza ulaştırmaya gayret ediyoruz.

Kürt Yazarlar Derneği bünyesinde, Kurmancî ve Zazakî eser üreten yazarlar arasındaki ilişki ne düzeyde? Dernek içindeki bu diyaloğu nasıl tanımlarsınız ve bu iş birliği pratik sahada ortak projelere dönüşüyor mu?

 Yazarlar Derneği olarak felsefemizin temeli, dilimizin tüm renklerinin eşitliği üzerine kuruludur. Biz bu derneğin yazarları olarak lehçelerimiz arasında hiçbir ayrım yapmıyoruz; bilincimizde hem Kurmancî hem de Zazakî eşittir, her ikisi de bin yıllık kültürümüzün onuru ve zenginliğidir. Bu sadece siyasi veya teorik bir söz değil, bunu çalışmalarımızın her anında hissettiriyoruz.

​Elimizden geldiğince, gönüllülük esasıyla ve tarihi bir sorumlulukla her iki lehçemize de sahip çıkıyoruz. Zaten bugün tüm dil ve kültür kurumlarımızda bu “çok dilli” yaklaşım temel bir zemin haline geldi. Her lehçeyi özel bir değer olarak görüyor; onları aynı kaynaktan beslenen ve Kürt edebiyatı denizini büyüten iki nehir olarak tanımlıyoruz.

​Yazarlarımız arasındaki ilişki saygı, dayanışma ve ortak çalışma üzerine kuruludur. Kurmanc ve Zaza yazarlarımız panellerde, çalıştaylarda ve edebiyat günlerinde omuz omuza yer alıyor. Bu diyalog, birlikte çalışma, birbirinden öğrenme ve edebiyatımızın her iki kolunu birlikte geliştirme yolunu açıyor. Bir Kurmanc yazar ile bir Zaza yazar aynı masada yazım sanatı üzerine tartıştığında, bunun ulusal ve kültürel birliğimizi güçlendiren en sağlam köprü olduğuna inanıyoruz.

 Çalışmalarınızda her iki lehçe (Kurmancî ve Zazakî) arasındaki çeviri faaliyetleri yeterli mi ve yazarların bu konudaki iletişimi nasıl?

Yazarlar Derneği bünyesinde lehçeler arasında ayrım gözetmiyoruz; her ikisi de bizim için aynı derecede kıymetlidir. Çalışmalarımız kapsamında her iki lehçeye de gönüllülükle sahip çıkıyoruz. Her ne kadar her lehçenin kendine has bir değeri olsa da, kültür ve dil kurumlarımızda bu çok dilliliğe ve iletişime büyük önem veriyoruz. Kürtçenin bu iki zenginliğine sahip çıkmak bizim için temel bir görevdir ve yazarlar arasındaki bu köprüyü her zaman sağlam tutmaya çalışıyoruz.

 Son sorumuz olarak; edebiyat yolculuğuna yeni başlayan ve Zazakî ya da Kurmancî eserler üretmek isteyen gençlere en temel tavsiyeniz nedir?

 Yıllarını bu işe vermiş bir yazar olarak gençlere şunu söylüyorum: Dil, varlığımızdır. En büyük tavsiyem; kendi dilleriyle büyümeleri ve anadilleriyle yazmalarıdır. Şarkılarını bu dille söylesinler, şiirlerini bu lehçelerle dokusunlar ve en önemlisi günlük hayatlarını kendi dilleriyle yaşasınlar. Çünkü güçlü bir edebiyat, ancak anadiliyle örülen bir yaşamın temelleri üzerinde yükselebilir. Dile sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır.

 

İlginizi Çekebilir

Kürtçe şarkı videosu nedeniyle hedef gösterilen oyuncu Seray Kaya: Bizi bölemezsiniz
Gülistan Doku soruşturmasında Umut Altaş hakkında yakalama kararı

Öne Çıkanlar