🔴Sezgin Tanrıkulu, faili meçhul cinayetlere ilişkin kurulan dair başkanlığının önemli olduğunu ancak hangi dosyaların neye göre ele alınacağının belirsizliğine dikkat çekti. Sürecin gerçek bir yüzleşme iradesi taşıyıp taşımadığının önümüzdeki dönemde ortaya çıkacağını belirtti.
Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı hakkında Mezopotamya Ajansı’na değerlendirmede bulunan CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Vedat Aydın dosyası bu sürecin başlangıç noktası olmalı,” dedi.
Kürt Siyasi Hareketi geleneğinin ilk partisi olan Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı iken 5 Temmuz 1991’de kaçırılan ve 7 Temmuz 1991’de cesedi bulunan Vedat Aydın “faili meçhul” cinayetlerin en sembolik isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Adalet Bakanlığı’nın kurduğu daire başkanlığı, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamalarıyla birlikte tartışmaların odağı haline geldi.
Gürlek’in 21 Nisan’da “tüm dosyaların yeniden inceleneceği” yönündeki mesajından kısa bir süre sonra “bazı dosyalar” ifadesi, hangi dosyaların hangi ölçütlere göre ele alınacağı ve faili meçhul dosyalar konusunda atılan adımın gerçek bir yüzleşme mi yoksa sınırlı ve seçici bir inceleme mi olacağı sorularını gündeme getirdi.
Tanrıkulu, bu girişimin önemli olduğunu ancak hangi dosyaların neye göre ele alınacağının belirsizliğine dikkat çekti. Sürecin gerçek bir yüzleşme iradesi taşıyıp taşımadığının önümüzdeki dönemde ortaya çıkacağını belirtti. Ayrıca, başkanlığın kurulmasının önemli olduğunu ve böyle bir daire başkanlığının ilk defa kurulduğunu ifade etti.
‘Siyasi meşruluk için yapılıyorsa cinayetleri aydınlatan bir çalışma olmaz’
Daire başkanlığının 1980 ve 1990’lı yıllar arasında insanlığa karşı suç oluşturan ihlallerin araştırılmasına yol açması durumunda önemli olacağını belirten Tanrıkulu, “Fakat ben şunu ifade edeyim; faili meçhul cinayetler ve zorla kaybedilmeler insanlığa karşı yapılan en ağır suçlardandır. En ağır insan hakları ihlalleridir. Dolayısıyla Adalet ve Kalkınma Partisi’nin böyle bir siyasi iradesinin olması bana göre bu ortamda çok gerçekçi değil. Eğer kendilerine bir siyasi meşruluk kazandırmak amacıyla bunu yapıyorlarsa, (geçmişte olduğu gibi) yine bunun üzerinden bir siyasi meşruluk yaratmaya çalışıyorlarsa, gerçek anlamda bizim bildiğimiz faili meçhul cinayetleri aydınlatan bir çalışma ve çizgi olmaz” dedi.
‘Dosyalar zaman aşımıyla ortadan kaldırıldı’
Gülistan Doku soruşturmasında açığa çıkan belgelerle birlikte AK Parti iktidarı döneminde devlet ilişkilerinin kötü kullanıldığını belirten Tanrıkulu, “Bir adli olayda bile bunlar yaşandı, yaşanıyor. Oysa 90’lı 80’li yıllarda bizzat derin devletin kararıyla gerçekleşen failli meçhul cinayetler var. O zaman Adalet ve Kalkınma Partisi de yoktu. Ancak AK Parti döneminde bunların üzerine gidilmedi. Bu olayların üzerine gidilmediği gibi açılan dosyalar da zaman aşımıyla ortadan kaldırıldı. Bu çıkış, bir siyasi iradeyi gerçekten de bir temizlenmeyi ve aydınlanmayı işaret eden bir tablo mudur? Onu önümüzdeki günlerde daha iyi göreceğiz” dedi.
‘Faili meçhul cinayetler arasında nasıl bir sınıflandırma yapacaklar?’
Akın Gürlek’in Meclis resepsiyonunda gazetecilerin sorusuna verdiği cevaba ilişkin Tanrıkulu, bu açıklamanın daha yolun başında soru işaretlerine neden olduğunu söyledi.
Gürlek’in yanıtlarını hatırlatan Tanrıkulu, “Faili meçhul cinayetleri arasında nasıl bir sınıflandırma yapacaklar? Neye göre ve neyin üzerine gidecekler?” dedi.
‘Geçmişle yüzleşme iradesi var mı?’
Faili meçhul cinayetlerin ve zorla kaybedilmelerin soruşturulması noktasında hem Türkiye’de hem de dünyada mevcut standartların belli olduğunu söyleyen Tanrıkulu, sivil toplum örgütlerinin önemli çalışmaları ve raporlarının olduğunu kaydetti.
Sezgin Tanrıkulu “İnsan Hakları Derneği’nin (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV), baroların, Diyarbakır Barosu’nun yaptığı önemli çalışmalar ve tespitler var. Bunlardan yardım isteyecek misiniz? İşbirliği yapacak mısınız?” diye sordu.
‘Failler korundu, yargı önüne çıkarılmadı’
Tahir Elçi örneğini veren Tanrıkulu, kamuoyunda tartışma yaratan diğer şüpheli ölüm ve kayıp dosyalarının da etkin biçimde soruşturulması gerektiğini vurguladı.
Tanrıkulu “Gülistan Doku, Rojin Kabaiş, Giresun’da öldürülen genç çocuk veya Elazığ’da öldürülen yabancı uyruklu bir kadının katledilmesi gibi cinayetler önemlidir. Çünkü bunlar siyasetçilerin bir vesileyle dahil olduğu düşünülen cinayetlerdir” diye belirtti.
‘Meclis’te bulunan raporlara baksınlar’
Tanrıkulu, 90’lı ve 2000’li yıllarda Meclis’in önemli komisyon çalışmalarına imza attığını ve bunlardan birinin faili meçhul siyasal cinayetlerin araştırması noktasında kurulan komisyon olduğunu belirtti. “Bu komisyonun raporu halen parlamentoda duruyor. Ancak gereği yerine getirilmemiştir,” şeklinde konuştu.
Şeffaflık çağrısı
Tanrıkulu, bugüne kadar yapılan tespit ve değerlendirmelerin yerine getirilmediğini ifade ederek, “Bunu da şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşsınlar. Kendilerine öneriyorum; AİHM kararlarında sorumluluğuna dikkat çekilen valiler, emniyet müdürleri, güvenlik mensupları ve yargı mensuplarını alsınlar, listelesinler ve işleme başlasınlar” dedi.
Tanrıkulu, “Sayın Erdoğan, Dolmabahçe’de, Cumartesi Anneleri ile görüştü. Berfo Ana’ya söz verdi. Herkesin gözü önünde söz verdi ve ‘bu cinayetleri aydınlatacağız, oğlunuzun katillerini de bulacağız’ dedi. Ne oldu? Berfo Ana öldü ama ahı da onların üzerinde. Şu anda AKP’de faillerin üzerine gerçekten bir siyasi irade olarak gidilme durumu yok” şeklinde sözlerini tamamladı.
/İlke TV/











