Mecit Zapsu: İnkârın partisinden helalleşmenin eşiğine; CHP üzerine

Genel

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olarak anılır. Bu tarihsel rol, partiyi yalnızca bir siyasal aktör değil, aynı zamanda bir rejimin ruhunu taşıyan bir ideolojik mirasın temsilcisi hâline getirir. Fakat bu miras, halkların ortak emeğiyle kurulan bir cumhuriyetin değil, inkâr ve baskı üzerine kurulu bir devletin tarihidir.

Kurtuluş Savaşı’nda Türklerle birlikte Kürtler, Lazlar, Çerkesler, Araplar ve daha birçok halk kan döktü. Erzurum ve Sivas gibi kongre merkezlerinin seçimi bile Kürt halkının tarihsel ağırlığını gösterir. Fakat bu ortaklık 1921 Anayasası’ndan sadece üç yıl sonra yerini, 1924’te kabul edilen tekçi ve merkeziyetçi bir yapıya bıraktı. Cumhuriyet, halkların ortak evi olmaktan çıkarıldı; “tek millet, tek dil, tek bayrak” anlayışıyla yeniden biçimlendirildi.

Bu dönüşümün en ağır bedelini Kürtler ödedi. 1924’ten 1938’e kadar Zilan, Koçgiri, Ağrı, Dersim gibi bölgelerde on binlerce Kürt katledildi. Direnişler kanla bastırıldı; liderler idam edildi, mezar yerleri gizlendi. Yüzbinlerce kişi sürgün edildi, isimleri değiştirildi, dilleri yasaklandı. CHP, iktidarda olduğu bu dönemde modernleşme adı altında bir halkı sessizleştirme politikası yürüttü. Bugün hâlâ bu inkâr rejiminin tortusu toplumsal hafızada dipdiri durmaktadır.

1980 darbesi sonrası sözde demokrasiye geçildiğinde bile CHP bu inkâr çizgisini terk etmedi. Tam tersine, demokratik Kürt siyasetine karşı her dönemde iktidarın yedek lastiği olmayı tercih etti. Kemal Kılıçdaroğlu döneminde HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasında oynadığı rol, bunun somut örneğidir. Kayyım atamalarına karşı yıllarca süren suskunluğu da…

Parti içi demokrasi yokluğu, yukarıdan atama adaylar, şaibeli kurultaylar CHP’nin kendi içinde de halkçı değil bürokratik bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor. “Değişim” sloganları altında yapılanlar aslında yalnızca isim değişikliklerinden ibaret kaldı.

Tüm bunlar yaşanırken, ülkeyi yöneten AKP zihniyeti Türkiye’yi tarihinin en büyük toplumsal ve ekonomik krizine sürükledi. Adalet mekanizması iktidarın sopasına dönüştü. Eğitim sistemi çökertildi, sağlıkta ticaretleşme hızlandı, emekçiler sefaletle kuşatıldı. Dış politikada ise yayılmacı ve militarist çizgi, içerdeki çöküşü örtmeye çalışan bir sis perdesine dönüştü. Rojava’ya dönük operasyonlar, Libya ve Kafkasya’daki maceracılık bu zihniyetin dışavurumlarıdır.

Bu tablo karşısında halk yeni bir çıkış yolu ararken, CHP gerçek bir umut yaratmak yerine, mevcut düzene makyaj çeken bir konumda kaldı. Toplum değişim istiyor ama değişmeye direnen CHP, memur mantığıyla hareket eden liderliğiyle bu arayışa yanıt veremiyor. Bu yüzden halk belki bir gün CHP’ye oy verir, ama bu onun çözüm üretme becerisinden değil; sadece AKP’ye olan öfkesinden kaynaklanır.

CHP gerçekten halkların desteğini almak istiyorsa, sadece “helalleşme” değil, açık ve tarihsel bir yüzleşmeyi esas almalıdır. Kürtlere, Alevilere, Rumlara, Ermenilere ve diğer ezilen kimliklere karşı işlenen tarihsel suçlar tanınmadan, barışçıl ve adil bir gelecek kurulamaz.

Solculuk sadece laiklik söylemiyle değil; ezilen halklarla dayanışma içinde, anti-emperyalist, sınıfsal ve çoğulcu bir hatla mümkündür. Bu yüzden CHP’nin halkçı bir çizgiye yönelmeden, halkların vicdanında bir arınma yaşaması mümkün değildir.

Gerçek bir değişim, sadece iktidarın değişmesiyle değil; zihniyetin değişmesiyle mümkündür. Bu değişim gerçekleşmediği sürece, CHP yalnızca geçmişin gölgesiyle bugünün çöküntüsü arasında sıkışmış bir yapı olarak kalacaktır.

Tarihsel Notlar ve Kaynakça

1. 1921 ve 1924 Anayasaları Arasındaki Fark:
– 1921 Anayasası yerinden yönetimi ve halk iradesini esas alırken, 1924 Anayasası merkeziyetçi ve tekçi bir yapıyı benimsemiştir. Kaynak: Tanör, Bülent (1994). Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri.

2. Kürt İsyanları ve Katliamlar (1924–1938):
– Kaynak: McDowall, David (2004). A Modern History of the Kurds. I.B. Tauris.

3. Sürgün ve Asimilasyon Politikaları:
– Kaynak: Ayata, Bilgin – “Kürtlerin Sürgünü” (Kürt Araştırmaları Merkezi, 2010).

4. CHP’nin 1990’lar ve 2000’lerdeki Tutumu:
– Kaynak: TBMM Tutanakları, 20 Mayıs 2016 – Dokunulmazlık Oylamaları.

5. Kayyum Politikalarına Sessizlik:
– Kaynak: İnsan Hakları Derneği (İHD) ve TİHV raporları (2019–2022).

6. “Helalleşme” Söylemi ve Kılıçdaroğlu:
– Kaynak: CHP Resmî Basın Açıklamaları Arşivi (2021), Gazete Duvar, T24 analizleri.

İlginizi Çekebilir

New York’un başkan adayı Mamdani’den Trump’a tepki: Büyük Güzel Yasa soygundur
Oktay Candemir: Kürdün ‘Kocama hakkı’ ya da Umut etme hakkı

Öne Çıkanlar