Hakan Tahmaz: Türk siyasetinin bir rutini: İktidar için seçilmişlerin transferi

Yazarlar

🔴 Bütün bu transfer ve geçişler, tek adam rejiminin yarattığı büyük kriz ve sert siyasal savrulmaların bir sonucu olarak ortaya çıkmış; güç devşirme yöntemlerine ve siyasal çürümüşlüğe yol açmıştır. Bu durum, mevcut rejimin mimarisinin siyasal yanlışlığının ve ciddi bozukluğunun mecburi bir sonucudur. Kendi dışındakilerden farklı sonuçları olacak transferlerdir.

AK Parti lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan’dan dönüş yolunda uçakta bir soru üzerine: “Biz millete hizmet etmek gayesiyle bir araya gelmiş, siyasetin kalitesini artırmaya odaklanmış bir hareketiz. Bizim yüksek değerlerimizi ve millete hizmet aşkımızı paylaşanlarla tarihi yürüyüşümüze devam ediyoruz. Bundan asla vazgeçmeyecek ve kimseye fırsat vermeyeceğiz. CHP yöneticilerince tehdit edilen, baskı gören, hakarete maruz kalan bazı arkadaşlar huzuru AK Parti’de bulmuş ve aramıza katılmışlardır” yanıtını vermiş.

Devamında, “Önümüzdeki dönemde partisine yeni katılımların olabileceğini” de söylemiş.

Bu sözler, Türk siyasetinde seçilmişlerin transfer konusu üzerine düşünmeyi ve analiz etmeyi gerektiriyor. Özellikle 2023 milletvekili ve cumhurbaşkanı seçimleri ve sonrasında yaşadıklarımız, Cumhurbaşkanının iddiasının tam tersine Türk siyasetinin nasıl daha da kalitesizleştiğini gösteriyor. Bu durum, yüzleşmenin tam zamanı olarak değerlendirilebilir.

Türk siyasetinde siyasi transfer olgusu oldukça eskilere dayanıyor. Politik görüş değişikliği ile aynı kulvarda yer alan partiler arasında gerçekleşen transfer konusu, seçmenin iradesinin değiştirilme biçim ve yöntemleriyle doğrudan ilgilidir.

Siyasi olarak, iktidarı korumak, iktidar olmak veya iktidarın eteklerine tutunmak amacıyla farklı siyasi kulvarlarda yer alan partiler arasındaki geçişler, siyasetin kalitesine dair önemli bir ölçüt oluşturur.

Başka bir ifadeyle, sağ bir partiden bir başka sağ partiye seçilmişin geçişi ile sağ bir partiden sol veya sosyal demokrat bir partiye geçiş çok farklı bir boyuttur. 1990’ların ANAP–DYP ve CHP–SHP–DSP oluşan iki kümenin kendi aralarında geçişleri çok sıkça görüldüğü gibi, seçmen tarafından da bir ölçüye kadar makul karşılanabiliyordu.

Türk siyasetinde hafızalarda canlılığını koruyan negatif örneklerden biri, dönemin CHP lideri Bülent Ecevit’in 1977 sonunda tarihe “Güneş Motel Olayı” olarak geçen milletvekili transferidir.

Bülent Ecevit, Adalet Partisi’nden (AP) Tuncay Mataracı, Şerafettin Elçi, Mete Tan, Hilmi İşgüzar, Orhan Alp, Fethi Acar, Mehmet Oğuz Atalay, Cemalettin İnkaya, Ali Rıza Septioğlu, Enver Akova, Ahmet Karaaslan ve Güneş Öngüt olmak üzere 11 milletvekilini transfer etmiş; Süleyman Demirel hükümeti 31 Aralık 1977’de düşürülmüş ve 42. Türkiye Hükümeti kurulmuştur.

Ecevit’in transfer ettiği 11 AP milletvekilinden beşine yeni kurulan hükümette bakan yapıldı.

  • Tuncay Mataracı: Gümrük ve Tekel
  • Şerafettin Elçi: Bayındırlık
  • Hilmi İşgüzar: Devlet Bakanı
  • Orhan Alp: Devlet Bakanı
  • Mete Tan: Ulaştırma
  • Fethi Acar: Turizm ve Tanıtma

Transferin politik görüş değişikliğinden ziyade kişisel çıkar ve menfaat amaçlı olması, dönemin siyasal krizinin boyutunu göstermektedir.

Bir diğer örnek ise, 1990’ların “Fırıldak Kubi” lakaplı Eskişehir’den Kubilay Uygun’dur. 1995 seçimlerinde MHP listesinden seçilen Uygun, kısa süre sonra DSP’ye, ardından DYP’ye geçmiştir. Bu örnek, kişisel tercihle de olsa dönemin siyasetinin kalitesine dair tipik bir örnektir.

Türk siyasetinde, belediye başkanları ve milletvekillerinin çok sayıda tekil olarak parti değiştirmesi ve transferi yaşanmıştır.

Seçilmişlerin parti değiştirmesi ile transferi arasında kamuoyu algısı bakımından da farklılık bulunmakta. Parti değiştirmek daha çok bireysel bir tercih iken, seçilmişlerin siyasi transferi açık veya örtük siyasi pazarlığa, siyasi plana, hedefe, güç kazanma veya koruma kalkanı edinmeye dayanır.

Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olarak adlandırılan otoriter rejime geçtikten sonra yaşanan bütün seçilmiş transfer vakaları, genellikle açık veya örtük siyasi pazarlığa dayalı, siyasi plan ve hedefe yönelik güç kazanma veya siyasal koruma kalkanı edinme biçiminde gerçekleşmiştir. Türk siyaseti bu şekilde yeniden dizayn edilmektedir.

Özellikle 2023 milletvekili seçimleri sonrasında, muhalefet ve iktidar cephesinde yoğun bir biçimde bu tür transferler yaşanmıştır. 2023 ve 2024 seçimleri sonrasında, küçük sağ muhalefet partilerinden ve ana muhalefet partisi CHP’den transferler olmuştur; fakat çok daha fazla muhalefet partilerinden iktidar partisine geçiş gerçekleşmiştir.

Yaklaşık 70 belediye başkanı iktidar partisine transfer olurken, muhalefet partilerinden sadece dört milletvekili (üçü İYİ Parti’den, biri Gelecek Partisi’nden) AK Parti’ye geçmiştir. İki İYİ Parti milletvekili ise partilerinden istifa ederek bağımsız kalmayı tercih etmiştir. Demokrat, DEVA ve İYİ Parti’den toplam altı milletvekili CHP’ye katılmıştır.

Kemalist Ulusalcıların “Hidayete Erişleri”

Bütün bu transfer ve geçişler, tek adam rejiminin yarattığı büyük kriz ve sert siyasal savrulmaların bir sonucu olarak ortaya çıkmış; güç devşirme yöntemlerine ve siyasal çürümüşlüğe yol açmıştır. Bu durum, mevcut rejimin mimarisinin siyasal yanlışlığının ve ciddi bozukluğunun mecburi bir sonucudur. Kendi dışındakilerden farklı sonuçları  olacak transferlerdir.

Dikkat çekici örnekler, laiklik, yaşam tarzı, cumhuriyetin kazanımları ve siyasal İslam konularında iktidar partisine en sert eleştiriyi yapan Kemalist ulusalcıların, 2023 seçimleri itibariyle AK Parti saflarını kendileri için bir siyasal korunak olarak tercih etmeleridir. Cumhuriyeti ortadan kaldıracağını ve ülkeyi böleceğini iddia edenlerin AK Parti’de siyaset yapmaya başlaması siyasal tarihte bir kavşaktır. Bu durum, korku rejiminin toplum üzerine ciddi ölçüde çöktüğünün ve toplumu çürüttüğünün derin bir göstergesidir.

İkisi belediye başkanı, ikisi milletvekili olmak üzere dört isim bu çürümenin tipik örneğini oluşturur:

  • 2 Gazeteci ve televizyon programcısı, Hulki Cevizoğlu 2023 seçimlerinde AK Parti listesinden İstanbul milletvekili oldu.
  • 2010 Balyoz Davası sanığı Tuğgeneral Mehmet Ali Çelebi 2023 seçimlerinde   AK Parti’den İzmir milletvekili soldu.
  • 2024 yerel seçimlerinde CHP adayı olarak seçilen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen ve iki dönem CHP milletvekili Özlem Çerçioğlu
  • Üç dönem CHP milletvekilliği ve parti grubu başkanvekilliği yapan 2024 yerel seçimlerinde Afyonkarahisar Belediye Başkanı seçilen Burcu Köksal’da

Bu dört isim, bir zamanların en radikal Kemalist ulusalcılarıydı ve bir anda “hidayete erdiler.” Bu sert siyasal savruluş, CHP’den kopmaları ve AK Parti’de siyasete başlamaları, iktidarın sıkışıklığını göstermektedir.

Bu durum, ana muhalefet partisi CHP için sorumluluk ve handikaplar yaratırken, iktidar için yolun sonunun görüldüğü bir tabloyu ortaya koymaktadır.

Burada dikkat çekici olan, iktidar partisi liderinin CHP’den transfer edebildiklerinin Kemalist ulusalcılar olmasıdır. Atatürk’ün arkasına sığınarak, vatan-millet söylemleriyle siyaset yapanlarının bu tutumları, baskı, korku ve siyasal rant ile izah etmek yeterli olmuyor. Politik geçişlerin derinlerde siyaseti kirleten, ülkeyi “çürüten” toplumsal değerleri sert biçimde aşındıran başka bir politik köprüsü olmalı.

 

/yeniarayis.com/

İlginizi Çekebilir

İrfan Yorgun: İnsan Neden Yalnızca Yaşamakla Yetinmez?

Öne Çıkanlar