Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’ndaki 1103’üncü hafta buluşmasında 1994 yılında gözaltına alınan Halil ve Kasım Alpsoy dosyasını gündeme taşıdı. Aileler, işkence gördüğü belirtilen ve yıllardır haber alınamayan iki kuzen için adalet ve hakikat çağrısı yaptı.
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri bu hafta da meydandaydı.
Kayıp yakınları 1103. haftada, kamuoyuna yine Galatasaray Meydanı’nı çevreleyen barikatların önünden seslendi.
Bu haftaki açıklamada, 32 yıl önce gözaltında kaybedilen Kasım ve Halil Alpsoy’un akıbeti soruldu.
Açıklama öncesi Adalet Bakanlığı’na çağrı yapan kayıp yakınları, Bakanlık bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın ağır insan hakları ihlallerini de kapsaması gerektiğini dile getirdi.
ADALET BAKANLIĞI’NA ÇAĞRI
Çağrıda şu ifadelere yer verildi:
“Adalet Bakanlığı başta zorla kaybetmeler olmak üzere cezasız bırakılmış ağır insan hakları ihlallerini de kapsamalıdır. Bu birim yalnızca dosya açan bir mekanizma olarak kalmamalı; gerçeğin ortaya çıkarılmasını, faillerin belirlenmesini ve yargı önüne çıkarılmasını sağlayacak etkinlikte çalışmalıdır. Aksi halde cezasızlık, bu topraklarda fiili bir devlet pratiği olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir.”
Açıklama metninde, Halil Alpsoy’un 12 Mayıs 1994’te eşi ve bebeğiyle birlikteyken evinin önünden Beyaz Toros ile gözaltına alındığı, işkenceye uğrayan cansız bedeninin 18 gün sonra bulunduğu hatırlatıldı. Kuzeni Kasım Alpsoy’un da gözaltına işkence gördüğü, ertesi gün kimliğini almak için MİT binasına gittikten sona kendisinden haber alınamadığı anlatıldı.
Kayıp yakını Zeynep Yıldız’ın okuduğu açıklama şu şekilde:
“Bugün, 32 yıldır hakikatin inkâr edildiği Kasım ve Halil Alpsoy için bir kez daha hakikat ve adalet talebimizi yükseltiyoruz.
‘BEYAZ TOROS İLE GÖZALTINA ALINDI’
Halil Alpsoy, 12 Mayıs 1994 gecesi eşi ve 40 günlük bebeğiyle birlikte İstanbul Kanarya’daki evine dönerken, evinin önünde bekleyen polisler tarafından gözaltına alındı. Eşi karşı çıktığında polisler kimliklerini göstererek, ‘Merak etme, karakola kadar götürüyoruz. Yarım saat sonra gelir,’ dediler. Halil Alpsoy beyaz bir Toros’a bindirilerek götürüldü ve bir daha geri dönmedi.
’18 GÜN SONRA CANSIZ BEDENİ BULUNDU’
18 gün sonra, işkence nedeniyle tanınmayacak hale gelen bedeni Kırıkkale’de ormanlık bir alanda bulundu. Kardeşleri onu yalnızca elindeki çocukluk izinden teşhis edebildi.
Halil Alpsoy’un gözaltına alınmasından bir hafta sonra bu kez polisler, kuzeni Kasım Alpsoy’un Adana’daki evine baskın düzenledi. 30 yaşındaki Kasım Alpsoy, uzun namlulu silah taşıyan maskeli polisler tarafından 18 Mayıs 1994 sabahı gözaltına alınarak Adana İstihbarat Dairesi’ne götürüldü. Aynı günün akşamında serbest bırakıldı; ancak kimliğine el konuldu. Kendisine, ‘Yarın gel, kimliğini al’ denildi.
‘MİT BİNASINA GİRDİ, SONRASINDA HABER ALINAMADI’
Eve döndüğünde işkence görmüş durumdaydı. Ertesi gün kimliğini almak için MİT binasına gitti. Yakını kapıda bekledi. Ancak Kasım Alpsoy o binadan bir daha çıkamadı.
Bugüne kadar Halil ve Kasım Alpsoy’un gözaltına alındıkları inkâr edildi. Başlarına ne geldiği karanlıkta bırakıldı. Ailelerinin tüm başvurularına rağmen etkili bir başvuru ve giderim yolu sağlanmadı.
AİHM içtihatlarına göre, hakikati ortaya çıkarmayan ve sorumluları açığa çıkarmayan adli süreçler etkili kabul edilemez.
Artık yeter.
Başta Kasım ve Halil Alpsoy dosyası olmak üzere tüm gözaltında kaybetme dosyalarında, etkili soruşturma yürütülmeden verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararlarının yol açtığı ağır ihlallere son verin. Suçun sorumlularını ortaya çıkaracak ve cezalandıracak derinlikte, bağımsız ve tarafsız soruşturmalar, kovuşturmalar yürütün.
Kaç yıl geçerse geçsin, Kasım ve Halil Alpsoy için, tüm kayıplarımız için adalet talep etmekten; devletin evrensel hukuk normlarına uygun hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”
/Kaynak: Birgün/










