Belgesel bize, Yahudi ve Kürt halkları arasındaki ilişkilerin bu coğrafyada Arap ve Türk halklarıyla olan ilişkilerden çok daha önce ve köklü olduğunu tekrar hatırlatıyor. Kudüs sokaklarında yaşayan bu toplum her ne kadar Yahudi kimliğinin bir parçasıysa da kültürel yaşamıyla bir o kadar Kürt’tür. Nineleri ve dedeleri Kürdistan’dan göç eden bu topluluk, hâlâ Kürtçe konuşmaya çaba gösteriyor ve Kürt ulusuna karşı güçlü bir sevgi besliyor. Filmde, kendilerinin yararlı insan olabilmek için köklerine dönmeleri gerektiğine inanıyorlar.

Ronî Riha
Veysi Dağ’ın “Kökler: Kudüs’te Kürdistan Yahudileri” belgeseli, az bilinen ancak köklü bir tarihi olan bir topluluğa ışık tutuyor: Kürdistan Yahudileri.
Nazi Almanya’sının gerçekleştirdiği Holokost’tan (Yahudi Soykırımı) sonra Yahudiler, hasretini çektikleri anavatanına dönerek 1948’de İsrail devletini kurdular. Avrupa’da soykırımın pençesinde kıyıma uğrayan Yahudilerin yanı sıra, Orta Doğu’da da sürgünde bulunan önemli bir nüfusu vardı. Bu nüfusun büyük bir kısmı, dört devletin işgali altında olan Kürdistan coğrafyasında yaşamaktaydı.
Kürdistan coğrafyası ve halkı, İbrahim’den bu yana Yahudiler için yabancı olmayan bir diyardır. Özellikle o meşhur Babil Sürgününden itibaren Kürdistan toprağına kök salan Kürdistan Yahudileri, Kürtler gibi Asurlular, Babilliler, Persler, Osmanlılar ve Arap devletlerinde, tarih boyunca soykırımlar ve sürgünlerle şekillenen çetin bir kaderin içinde varlıklarını sürdürdüler. Roma sürgünü ve ardından İslam fetihleriyle gelen zorunlu göçlerle farklı coğrafyalara dağılan bu kadim halk, can ve mal güvenliğinin kalmadığı dönemlerde ise yeniden sığındıkları ve korundukları yer Kürt toplumu ve Kürdistan dağlarıydı.
Tarih kitaplarında, dünyada Yahudilerin en az baskı ve talana maruz kaldıkları yerin Kürdistan olduğu yazar. Kürtler Yahudileri talan ve baskıdan korudukları gibi, 1941’de Arap milliyetçilerinin Yahudilere karşı düzenledikleri pogrom sırasında da onları korudular. Ayrıca 1950’lerde Irak’tan çıkıp İsrail’e gitmelerinde de belirleyici bir rol oynadılar.
1948’de İsrail devletinin ilanıyla birlikte, dünyanın birçok yerindeki Yahudiler gibi Kürdistan Yahudileri de ata yurtlarına dönme imkânı buldu. Yahudi tarihindeki soykırımlar ve sürgünler üzerine yüzlerce roman yazıldı, sinema filmleri ve belgeseller çekildi. Ancak kadim Kürdistan Yahudileri üzerine bugüne dek kapsamlı bir araştırma yapılmadığı gibi, bu topluluğu merkeze alan bir film veya belgesel de üretilmemişti.

Kudüs İbrani Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalışmalarını sürdüren Kürt akademisyen Dr. Veysi Dağ Kürdistan Yahudi toplumun içine karışarak “Kökler: Kudüs’te Kürdistan Yahudileri” belgeselini çekti. Antropolojik bir çalıma niteliğinde olan bu belgesel İsrail’de Kürdistan bölgelerinden gelen Yahudi topluluğu üzerine çekilmiş ilk film olması bakımından büyük bir önem taşıyor.
Belgesel, 1950’lerden itibaren Türkiye, Irak, İran ve Suriye’nin Kürdistan bölgelerinden gerçekleşen Yahudi göçünü; özellikle de 1915 Ermeni katliamı sırasında kendilerinin de bu katliamdan paylarını aldıklarını, Atatürk döneminde Yahudilerin mal varlıklarına el konularak Suriye’ye sürgün edilmelerini ve daha sonra kendi imkânlarıyla yürüyerek Kudüs’e ulaşmaları; bu toplulukların İsrail’deki yerleşim, uyum ve kimlik mücadelesine de odaklanıyor. Belgesel, Kudüs’te yaşayan Kürdistanlı Yahudilerin kimliklerini ifade etmek ve kökleriyle yeniden bağ kurmak için yemek, govend ve müzik gibi kültürel unsurları nasıl yaşattıklarını gösteriyor. Atalarının Kürdistan’da bıraktıkları hatıraları gündelik yaşamda yeniden canlandıran bu topluluk hem geçmişin mirasını hem de bugünün modern İsrail toplumunda kendi özgün varlığını titizlikle koruyor. Kültürel öğelerini yaşatarak, atalarının binlerce yıl yaşadığı Kürdistan topraklarıyla olan bağlarını koruduklarını, bu nedenle kendilerini her zaman Kürt hissettiklerini ve Kürdistan’ın bağımsızlığını daima dile getirdiklerini ifade ediyorlar.

Belgesel, bir sinema çalışmasından ziyade antropolojik bir saha araştırması niteliği taşıyor ve bize 2800 yıllık Kürt–Yahudi ilişkilerinin derin köklerine tanıklık etme fırsatı sunuyor. İsrail’in kuruluşuyla ülkeye yerleşen, Kürdistan’ın dört parçasından kök alan Yahudilerin yaşadığı mahallelerde bugün tüm Kürtçe lehçelerinin ezgileri duyulabiliyor; restoranlarda, evlerde ve sokaklarda Kürdistan mutfağının kokusu yükseliyor.
Belgesel bize, Yahudi ve Kürt halkları arasındaki ilişkilerin bu coğrafyada Arap ve Türk halklarıyla olan ilişkilerden çok daha önce ve köklü olduğunu tekrar hatırlatıyor. Kudüs sokaklarında yaşayan bu toplum her ne kadar Yahudi kimliğinin bir parçasıysa da kültürel yaşamıyla bir o kadar Kürt’tür. Nineleri ve dedeleri Kürdistan’dan göç eden bu topluluk, hâlâ Kürtçe konuşmaya çaba gösteriyor ve Kürt ulusuna karşı güçlü bir sevgi besliyor. Filmde, kendilerinin yararlı insan olabilmek için köklerine dönmeleri gerektiğine inanıyorlar. Bu nedenle, Kürdistan’ı terk etmeye zorlanmalarına rağmen köklerinin Kürdistan’da olduğunu ve bu sayede yararlı olmak istediklerini, dolayısıyla Kürdistan’la olan bağlarının onları daha değerli bireyler yaptığına inanıyorlar. Kürdistan’ın her zaman içlerinde yaşadığına ve dinledikleri Mhemed Hasan Cizrewî gibi Kürt sanatçılarının müziğinin onları vefat etmiş atalarıyla doğrudan bağladığına inanıyorlar.

İsrail devletinin farklı kademelerinde görev alan Kürdistanlı Yahudiler, adeta İsrail içinde bir tür “Kürdistan elçisi” rolü üstleniyorlar. İsrail politikalarında Kürtlere yönelik olumsuz bir gelişme yaşandığında seslerini çıkararak gerekli mercilere itirazlarını ileten, Kürdistan sevgisiyle öne çıkan bir topluluk olarak dikkat çekiyorlar.
Kürt akademisyen Dr. Veysi Dağ’ın bu çalışması, Kürt toplumunun Kürdistan Yahudilerinin tarihinden haberdar olması ve bu derin kültürel mirası anlaması açısından mutlaka izlenmesi gereken bir belgesel.
Belgesel YouTube’da, aşağıdaki linkten www.youtube.com/watch 31 Aralık’a kadar izlenebilir









