Behice Feride Demir: Değişen Şeyler Var!

Yazarlar

Tarih hep böyledir.

Beklersin, boş verirsin, ciddiye almazsın, karşısında titrersin, unutursun, unutturmazsın, güvenirsin, asla sırtını dayamazsın ama zaman diye duvara asar, bileğine takar, gözünü ayırmaz ve yarınlarını ona göre planlarsın.

Yarın…

İşte bütün mesele burada.

Yüzlerce yıldır tiyatro sahnelerinin şaheseridir Koca Shakespeare’in “ olmak ya da olmamak” resti.

Yeryüzünde Kürdistan kadar bu kelimeyi yaşamla doğrulayan kaç ülke, kaç millet ve kaç kader var ki!

Her çeyrek asırda olmakla olmamak arasındaki bedeli, beşikteki bebekten mezar taşına dek ödeyip duran.

Aslında bir süredir isyanlarımız, kilidini kaybetmeyen bir sandıktaydı.

Ama 6 Ocak 2026’da savaş, Rojava’nın kapısını bir daha çaldı.

Rojava, yani batı tarafımız.

Hani uygarlığın okyanuslardan, çöllerden Mars’a uzandığı ve Starlink uydularının her canı istediğinde tepeden uluslara özgürleşme fırsatı sunduğu; bilim vadileri, deney merkezleri ve algoritmaların birbirini keklediği merkezin adaşı olan yön.

İşte orada bir haftadır genç kızlarımız kaçırılıyor, erkeklerimizin canlıyken eğilmeyen başları kesiliyor.

Yaşlı nenelerimiz bastonsuz, dedelerimiz secadesiz; daha iki gün önce aynı Allah’a namaz kılan sözde komşularının barbarlığından kaçıyor.

1250 yılından beri yerleştiğimiz Şam’daki “Heyyu’l-Ekrad” mahallemizi terk etmek zorunda kaldık.

Antlaşmalar, telefon görüşmeleri, masa toplantıları, başkentler, devlet başkanları, Tom Barak, koalisyon ortakları ve yeniden Enfal’li tehlikeler Ortadoğu semalarını turlayıp duruyor.

Dünya biliyor ki Şam’da bir katil var. Ve katili akredite ederek ırkçılık kumarı oynayan Körfez patronları. Ve Washington’da barış masasını bu kumarbazlara parayla satan bir deli adam.

Ama nafile!

Artık nafile!

General Mazlum Abdi’nin kısacık açıklamasında olduğu gibi: Toprak sahibine aittir.

Savaş alanında, ekran başında, fabrikada, camide, okulda, sofrada… Yani hayatın her mesafesinde milyonlarca insan, bütün fikirsel farklılığı ve canlılığı ile artık genç generalinin muvaffakiyeti için hamd olsun diyor.

Hamd olsun, nasıl ki “Berlin’de hakimler varsa”,

Kürdistan’da artık yeni liderler var.

Ve genç lider demiş ki: “Şerefimle ölürüm ama halkımı ve onurumu satmayacağım! Rojava’da halkımın yanına dönüyorum ve savaş ilanı vereceğiz!”

Evet sevgili tarih, görüyorsun; maalesef yine savaştayız!

Tahtlar, telefonlar, kalemler, emirnameler, imzalar, tehditler ve barbarlığın işbirlikçilerine karşı kendini savunmak zorunda kalan bir halk.

Elbette her şeyi yaz ama değişen ve değişecek şeyler de var diye eklemeyi unutma!

 

İlginizi Çekebilir

Filiz Deniz: En doğru söz bile zamanla küflenmeye başlar
Mecit Zapsu: Çığlık

Öne Çıkanlar