Yunus Behram: Suriye’de Güven Krizi ve Yetki Çözülmesi

Yazarlar

Suriye, mevcut aşamasında, artık sadece siyasi veya askeri çatışmalarla sınırlı olmayan derin bir güven krizini yaşıyor; bu kriz, devlet fikrini dahi hedef alan yapısal bir boyut kazandı. Halep merkezli yönetim ile çeşitli Suriye bileşenleri, özellikle Kürt halkı arasındaki ilişki, hızlı bir şekilde aşınmakta ve yeni bir sosyal sözleşme veya kapsayıcı bir ulusal süreç inşa etme ihtimalini tehdit etmektedir.

Bu kriz, doğrudan yönetim yapısının çözülmesi, ulusal kararların dış etkilere bağımlılığı ve ülkedeki siyasi ve etnik çeşitliliği kabul eden net bir anayasal vizyonun yokluğunun sonucudur.

1. Sosyal Sözleşmesiz Bir Yetki Yapısı

Mevcut iktidar, sağlam devlet kurumları üzerine kurulmamış; çoklu referanslara sahip askeri ve güvenlik gruplarından oluşan bir ağ üzerinde yükselmektedir. Bu çeşitlilik, ulusal karar merkezi kavramını ortadan kaldırmış ve yönetimi, seçeneklerini bölgesel ve uluslararası baskılara göre değiştiren bir “durum yönetimi” haline getirmiştir. Seçimlerin yokluğu, uyumlu bir anayasanın bulunmaması ve yönetimin temsili meşruiyetten yoksun olması, iç güvenin inşasını engellemiş ve iktidarın kendini tüm Suriyeliler için kapsayıcı bir çerçeve olarak sunmasını imkânsız hale getirmiştir.

2. Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ve Meşruiyet Sorunu

Colani’nin çıkardığı cumhurbaşkanlığı kararnameleri, yetkinin bireysel ve sınırsız doğasını açıkça göstermektedir. Bu kararlar seçilmiş bir parlamento tarafından çıkarılmamaktadır.  Kalıcı bir anayasaya dayanmadığı gibi siyasi kaprislere bağlı olarak değiştirilebilir veya iptal edilebilir. Dolayısıyla, bunlar Suriyelilerin haklarını garanti altına almamaktadır ve hukuk devleti veya ulusal ortaklık inşası için temel olarak kabul edilemez.

3. Türkiye’nin Rolü ve Kaos Mühendisliği

Türkiye, çatışmayı çözmek yerine yönetmeye dayalı bir yaklaşım benimsemiş ve bunu siyasi bir araç olarak “yaratıcı kaos” kavramıyla uygulamıştır. Temel hedef, Kürtlerin haklarını ve çoğulculuğu kabul eden Rojava modelinin yerleşmesini engellemektir. Ankara, Kürt meselesini siyasi boyutundan uzaklaştırıp sadece dar bir kültürel çerçeveye hapsetmeye çalışmış ve bu da Kürtler ile Şam yönetimi arasındaki güven açığını derinleştirmiştir.

 4. Cihatçı Gruplar ve Toplumsal Dokunun Çözülmesi

Cihatçı veya kabile maskesi altındaki gruplara dayalı yönetim, toplumsal bölünmeleri derinleştirmiştir. Bu gruplar Kürtlere karşı doğrudan savaşmış, daha önce de Alevi ve Dürzî topluluklarla çatışmış, böylece eşit vatandaşlık temelli ulusal bir ortaklık olasılığını ortadan kaldırmıştır. 

5. Egemenlikten Ödünler ve Güney Sorunu

Güney Suriye’de İsrail lehine yapılan tek taraflı ödünler, güven kaybında kritik bir dönüm noktası olmuştur. Bu kararlar ulusal danışma sürecinden bağımsız alınmış ve iktidarı güçlendirmeye yönelik olmuş, egemenliği korumaktan uzak kalmıştır. Bu tutum, özellikle Rojava’da, Türkiye’nin Afrin, Cerablus, El-Bab, Sere Kaniye ve Kıri Sipi’deki müdahaleleriyle birleşince, başka bölgelerde de tekrarlanabileceği korkusunu doğurmuştur.

6. Mazlum Abdi’nin Tutumu ve İki Modelin Mücadelesi

Buna karşılık, General Mazlum Abdi, ABD adına Irak ve Haşdi Şabi’ye karşı herhangi bir Suriye grubunun savaşa katılmasını reddetmiş; “Ben bir paralı asker değilim” diyerek bağımsızlık ve vekalet savaşlarına karşı duruşunu göstermiştir. Bu tavır, yerel istikrar inşa etmeye yönelik bir proje ile siyasi ve askeri çıkar için savaşan bir proje arasındaki net farkı yansıtmaktadır.

 7. Sınır Aşan Kürt Hareketi

Genel seferberlik çağrısı, Amêdî’den Hewlêr’e, Süleymaniye’den Mahabad’a ve Kamışlo’ya kadar Kürt bölgelerinde daha önce görülmemiş geniş çaplı bir halk hareketine yol açmıştır. Bu toplumsal seferberlik, güç dengelerini değiştirmiş ve özellikle iç krizlerle boğuşan Türkiye’yi endişelendirmiş, bu da Ankara’nın söylem ve davranışında kısmi bir geri çekilme ile sonuçlanmıştır.

8. Uluslararası Yeniden Konumlanma

Bu değişimler, ABD ve Batılı ülkeleri politikalarını yeniden değerlendirmeye ve Kürt temsilciliğini aşırıya kaçırmadan süreçte etkili bir taraf olarak kabul etmeye zorlamıştır.

9. Irak Senaryosu Tekrar mı Ediyor?

Mevcut Suriye tablosu, büyük ölçüde 2003 sonrası Irak deneyimini hatırlatmaktadır; ülke fiilen iki yola ayrılmıştı: Kürt Bölgesel Yönetimi’nde kademeli bir istikrar ve kalkınma süreci, Arap iç bölgelerinde ise kaotik ve yıkıcı bir süreç. Bugün Suriye’de de benzer bir senaryo beliriyor: Kürt bölgeleri, zorluklara rağmen daha istikrarlı bir kurumsal model inşa etmeye çalışırken, Arap iç bölgeleri parçalanma, otorite çekişmesi ve devlet projelerinin yokluğuyla mücadele etmektedir. Eğer bu durum devam ederse, Suriye fiilen işlevsel bir bölünmeye doğru gidebilir: Bazı bölgeler inşa ederken diğerleri kaosa sürüklenecektir. Bu senaryo kaçınılmaz olmasa da, karşılıklı tanımanın gecikmesi, anayasanın yokluğu ve ortaklığın yerine kararnameler ve güç kullanımının geçmesi durumunda giderek olası hale gelir.

Stratejik Öneriler:

1. Yeni bir anayasal süreç başlatmak tüm Suriye halklarının haklarını, özellikle Kürt halkının tarih, coğrafya ve kimliğini tanıyan bir çerçeve oluşturmak.

2. Kararnamelerden sosyal sözleşmeye geçiş ve bireysel kararlarla yönetim yerine kolektif ve kapsayıcı bir hukuki temel oluşturmak.

3. Siyasi ve idari yerinden yönetimi güçlendirmek. Bu, ülke birliğine tehdit değil, istikrara giden bir yol olarak benimsenmelidir.

4. Suriye’yi vekalet savaşlarından uzak tutmak. Farklı grupları bölgesel çatışmalarda kullanmamak.

5. Kürt deneyimini ulusal ve katılımcı bir çerçevede entegre etmek. Bunu bir tehdit değil, geliştirilebilir bir model olarak görmek.

6. Bileşenler arasında güveni yeniden inşa etmek. Geçiş adaleti, hesap verebilirlik ve dışlanmanın sona erdirilmesiyle.

7. Irak’ın olumsuz modelinin tekrarlanmasını önlemek. Dersleri öğrenerek hataları yeniden üretmemek.

Tarih kelimesi kelimesine kendini tekrar etmez; ancak halkları aynı seçeneklerle yüz yüze bırakır.

Bugün Suriye’nin önünde iki yol var: Ya ortaklık, anayasa ve paylaşılan bir gelecek, ya da fiilen paralel iki yol: biri yükselirken diğeri çöker…

İlginizi Çekebilir

Almanya-İtalya zirvesi: Avrupa Birliği’nin dönüşümü konuşulacak
Hakan Tahmaz: Suriye kırılması ve Türkiye’de yeni çözüm sürecinin sınırları

Öne Çıkanlar