Diyarbakır’da intihara sürüklenerek yaşamını yitiren Dilan Karaman’ın ölümüne ilişkin hazırlanan komisyon raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Raporda çok ciddi iddialar yer alırken Karaman’nın danışmanlığını yaptığı Saliha Aydeniz de açıklama yaptı.
Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, DAKAH-DER, ÖHD Kadın Komisyonu ve Rosa Kadın Derneği temsilcilerinden oluşan heyet, olayın yapısal ve kurumsal boyutlarının da ele alınması gerektiğini belirtti
Raporda, Karaman’ın olay günü partneri Mazlum Toprak tarafından tehdit edildiği, kesici aletle korkutulduğu ve can güvenliğinden endişe ettiği yönündeki anlatımlarına yer verildi
Raporda ayrıca fail erkeğin fiziksel şiddeti reddetmesine rağmen kesici aleti aldığını, tehditte bulunduğunu ve ölüm çağrışımı içeren sözler söylediğini kabul ettiği kaydedildi.
Ekonomik bağımlılığın Dilan Karaman’ın aşırı iş yüküne ve kurumsal taleplere itiraz etme kapasitesini zayıflattığı belirtilen raporda, geçim kaygısı, borç yükü ve barınma maliyetlerinin Dilan Karaman’ın hayatta kalma pozisyonuna ittiği, bunun da artan iş yüküne karşı sessizleşmeyi zorunlu hale getirdiği kaydedildi.
Raporun sonuç bölümünde, Dilan Karaman’ın kaybının yalnızca bir failin ya da bir kurumun değil, kolektif reflekslerin yetersizliğinin de sonucu olduğu belirtildi.
Dilan Karaman’ın danışmanlığını yaptığı DEM Parti milletvekili Saliha Aydeniz de açıklama yaptı.
SALİHA AYDENİZ’İN AÇIKLAMASI ŞU ŞEKİLDE:
Dilan için kurulan komisyon çalışmasını bitirip kamuoyuna raporunu paylaştı. Öncelikle belirtmek isterim ki Komisyon çalışmasına gölge düşürmemek , yaptıkları çalışmanın bağımsız yürümesi adına kamuoyuna özellikle tek kelime etmedim .Şimdi Dilan’ın çalışma arkadaşı olarak bu konuya ilişkin kamuoyuna bir şeyler söylemeyi bir borç bilirim.
11 Kasım saat 18.59 da aldığım bir telefonla sevgili Dilan ın bir kaza sonucu hastanede olduğu bilgisini aldım.Hemen hastane yetkilileriyle görüşüp durumunu öğrenmeye , yapılması gerekenler için konuştuğumda aslında o tatlı canına kıydığını öğrendim. Telefonun ucundaki acil sorumlusu doktor Dilan’ın hastaneye geç getirildiğini ifade etmişti. Ben Ankara daydım ve sabahı Diyarbakır a gelip hastaneye geçtim . Aynı gün Dilan’ ı ziyaret ettim bilinci bulanık olmakla beraber sesli uyarılarıma cevap vermesi büyük umut oluşturdu . İlk günden 27 Kasım gününe kadar hep “ Dilan gençtir toparlar” umuduyla uyanmasını aile, sevenleri, yoldaşları olarak bekledik .Ama maalesef olmadı ve Dilan’ ı 16 gün sonra 27 kasımda kaybettik .
Komisyonun tespitleri ve ortaya koyduğu durumlar karşısında yaşadıklarını göremediğimi , hissiyatla değil teknik yaklaştığımı, günlük yoğunluklar içerisinde özel zaman ayırmadığımı belirtmek isterim. Bir ekip olma yaklaşımıyla çalışalım dediğim halde bu ekip olma durumuna sadece iş odaklı yaklaştığımı belirtmeliyim .
Her şeyden önce ben 2,5 yıldır birlikte çalıştığım danışmanımın, kadın arkadaşımın içinde bulunduğu sorunlarını bilmediğim , yanında olamadığım için bu sonuçtan bende sorumluyum. Çalışma koşullarımız yoğun ve zaman zaman stresliydi. Ben bu yoğun ve stres içinde Dilanı anlayan , zaman zaman sohpet eden olmadım .
Dilan’ ı kaybettikten sonra yaşadıklarını , ilişikimizi, çalışma şeklimizi, beraber geçirdiğimiz zamanı çok düşündüm. İçinde kopan fırtınalar olmasına rağmen cıvıl cıvıl, özveriyle çalışma azmi vardı.
Çoğu zaman yaptığı çalışmalara, özverisine teknik yaklaştığımı , yoğunluk ve koşuşturma içinde görmezden gelmiş olduğumu düşünmekteyim. Yani bunca zaman birlikte çalış ama hasassiyetlerini , beklentilerini anlamamış olmak Dikan’la arkadaş olamamış olduğum gerçekliğini açığa çıkarmıştır. Bunları yeterince yapmış olsaydım, arkadaş olabilseydim, iş dışında daha fazla zaman ve mekan paylaşsaydım belki sonuç böyle olmayacaktı.
Dilan ‘ın o hep gülen yüzü artık olmayacak. Bu çok ağır.
Bu kadar kadın hakları mücadelesi veriyorken yanı başımdaki kadın arkadaşı görmemiş olmak kendimi , kurduğum ilişki şeklini sorgulatmıştır.
Bu ağırlığı Dilan’ın vefatından buyana hep yaşadığımı , yaşamayada devam edeceğimin bilinmesini isterim .
Önemli olan ağır ve bir o kadar sarsan bu durum karşısında birlikte çalıştıklarım, yaşadıklarımla kurduğum ilişkilerde daha hassas ve duyarlı olmayı kendime destur ettiğim ve edeceğimdir .












