İBB davasında 7’nci gün: Gözler bugünkü duruşmada

GündemPolitika

Aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanıklı davada savunmalar sürüyor. Silivri’de görülen davada bugüne kadar 8 sanık dinlenirken, tutukluların bayramı cezaevinde karşılaması bekleniyor.

 

CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 106’sı tutuklu 402 sanıklı İBB Davası, görülmeye devam ediyor.
Silivri’deki İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma öncesi çevrede jandarma ekiplerince güvenlik önlemleri alındı.
Dünkü duruşmada, İBB iştirak şirketi Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü tutuklu sanık Ümit Polat’ın sorgusu yapıldı. Ayrıca Fatih Yağcı, Ali Üner, Evren Şirolu ve Hüsnü Yüksel Tunar ile avukatlarının da savunması alındı.
Duruşmada bugüne kadar 8 sanık savunma yaptı. Bayram nedeniyle haftanın son celsesi görülecek. Yedinci celsenin ardından tutuklular, Ramazan Bayramı’nı hapiste girecek.
Bugün 10.00’da başlayacak olan duruşma Murat Or’un savunmasıyla devam edecek.

Duruşma, Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas’ın Özel Kalem Müdürü Murat Or’un savunmasıyla devam ediyor. Or’un savunmasının bitmesi halinde sıra Ali Sukas’a gelecek.

12:20 | HAKİMDEN İMAMOĞLU’NA TALEP AÇIKLAMASI: DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Mahkeme Başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun talebine ilişkin açıklama yaparak, “Talebinize istinaden dışarıdaki izleyicileri içeri aldık” dedi.
Devamında hakim ara için ilk kez saat verdi. Duruşmaya 1 saat ara verildi.
10:43 | MURAT OR’UN SAVUNMASI BAŞLADI
Hakim, bayramdan sonra duruşmaların saat 20.00-21.00’e kadar süreceğini söyledi.
Murat Or’un savunmasıyla duruşma başladı. Savunmasına başlayan Murat Or, “İlkokul çağında iki evlat sahibi bir babayım. Şanslıyım ki şafak baskınında çocuklarım evde değildi. Babalarının cezaevinde olduğunu bilmesinler diye ve bu durumlardan etkilenmesinler diye, görüşe gelmelerine razı olamadım açıkçası. Haftada bir kere 10 dakika sesli görüşme hakkımdan dolayı, 9 aydır yavrularımın yüzünü hiç görmeyen bir baba olarak karşınızda bulunmaktayım. Yaşadığım bu zor süreç beni, ailemi, kalp hastası babamı, annemi derinden etkilemiştir ve etkilemeye de devam ediyor” dedi.
Murat Or, verdiği iki ifade arasında çelişkiler olduğunu belirterek, ifadelerinin iddianameye yanlış geçirildiğini öne sürdü. Verdiği ifadenin tam metnini iddianamede gördüğünü belirten Or, ifadelerde maddi hatalar olduğunu aktardı:
“İfademde de söylediğim gibi Ali Sukas’a para verildiğine doğrudan şahit olmadım. Bunu ilk ifademde belirtmiştim ama ikinci ifademde ‘Bu şahısların diğer firmalara nazaran erken almasının sebebinin usulsüzce Sukas’a tekrar para verilmiş olmasından kaynaklandığını düşünmekteyim’ demişim. İki kısım birbiriyle çelişiyor. Burada savcı bey bana sorular yöneltiyordu tabii. Ben ‘düşünülebilir’ demiştim ama bu kelime ifademde ‘düşünmekteyim’ diye yer almış. Maddi bir hata olmuş. İkincisi ise, market kartlarıyla ilgili kısım. Ramazan ayında dağıtılan kartlarla ilgili kısım. Elime aldığımda içerisinde karta benzer şeyler vardı. Market kartlarını da daha önceden duymuştum. Bunların bana sorular kartlar olabileceğini düşünerek ‘Burada bulunduğunu düşündüğüm’ dedim ama bu ifadede de ‘bulunan’ diye yazılmış. Yine bir maddi hata oluşmuş diyebilirim.
Efendim ilk beyanımda da ikinci beyanımda da etkin pişmanlıktan yararlanma ihtiyacı hissetmedim açıkçası. Çünkü ben hiçbir suça tanık olmadığım gibi, sanık da olmamam gerektiğini düşünüyorum. Ben sadece gördüğüm, duyduğum ve yaşadığım konuları anlattım. Safahat ifademde de belirttiğim üzere; herhangi birinin para verdiğini gözümle görmüş değilim.”
Or, savunmasının devamında şunları ifade etti:
“Adem Yavuz’un anlattıkları tamamen kurmaca. Açıkçası bu zaten Adem Yavuz biraz kendi menfaat için işe gerçekleşmediyse örneğin bir işte işe alamadıysa veya anlattılar bazı konuları. Bazı işler düzgün gitmiyor diye geri çevirildiyse kin besleyen ve buna göre hareket eden bir insan. Şöyle örnek vereyim. Ben kendi pozisyonumda böyle devamlı zaten gelip gitmeye çalışan, görüşmeye çalışan bir insandı. Ben anlam vermediğim için bile bana tavır, surat yapan bir insandı. Ya bundan bile ben her gün görüşülmekle her an görüşülmek zorunda değilim. Öyle bir zaten lüksüm de yok. Zamanımız da yok. Ama bunun için bile kindarlık duyan bir insan.
O yüzden o adam Yavuz’un da ben gene gizli tanık ifadesini bir şekil öğrendiğimi de tahmin ediyorum. Ve bu kindarlıkla ha ben bana bir husumetim olamaz. Kendi görevimi yaptım orada. Ama kendince işte bu kurumdaki insanlara kim beslediyse kime nereden zarar verebilirim mantığıyla hareket ederek herkesi yani bu ismimizi geçirdiğini düşünmekteyiz. Çünkü böyle bir olay. Açıkçası yaşanmadı.”
10:35 | İMAMOĞLU: TUTUKSUZ YARGILAMA HAKKINI TANIRSINIZ, TARİH DEĞİŞİR
Mahkeme heyeti, söz isteyen İmamoğlu’nun talebini kabul etti. Ardından konuşan İmamoğlu, “Bayrama giriyoruz. Bayrama gidecek herkes. En güzel güzel günler, herkesin ailesinin, bu milletin her evladının olsun. Ama bazen öyle bir çıkış yaparsınız ki şuradan insanları serbest bırakır, evine yollarsınız, tutuksuz yargılama hakkını tanırsınız; tarih değişir” dedi. İmamoğlu, devamında şunları kaydetti:
“Teşekkür ediyorum. Öncelikle ramazan ayındayız. Tekrar hem Kadir gecenizi tebrik ederim hem de Ramazan Bayramı geliyor, inşallah herkesin ettiği dualar, eminim ki huzur içindir, barış içindir, adalet içindir, mutluluk içindir, geçim içindir. Hepsinin kabulünü de diliyorum. Ramazan Bayramı’na gireceğiz ve bugün son gün bayramdan önce. Dolayısıyla tabii ki bir olgunlaşma ya da birtakım süreçlerin işlediği karşılıklı müzakere ve diyalog süreçleri yaşandı. İstenmeyen şeyler oldu ya da insanların kendi birtakım sıkıntıları ve yaşadıklarından kaynaklanan talepleri oldu. Bu çerçevede benim gözlemlediğim, bir asimetrik burada gerçekten yaşanan bir sıkıntı var. Örneğin; ailelerden bir kişi alınıyor. Telefon hakkım haftada 10 dakika. Eşimle konuştum. Aileden bir kişi! Şimdi zaten bu insanların aileleriyle görüşmeleri çok sıkıntılı. Buraya gelip gördükleri anda mutlu olanlar var. Umudu büyüyenler var. Ve bu insanların ‘bir kişi’ diye bir kısıtlamayla buraya gelmelerinin doğru olmadığını düşünüyorum.
İkinci asimetrik… 107 tutuklu burada öncelikli yargılanıyor. Ve ‘Bu 107 tutuklunun üç avukatı gelebilir’ diyorsunuz. Bu şöyle eksik kalıyor: Zaten insanlar haftanın bir gününde görüşme günleri var ve o görüşme günlerini değiştirmediler. Ben mesela kendi adıma, ‘Ben her gün katılmak zorundayım’ dediğim için beni izinli olduğunuz güne, buranın olmadığı güne kaydırıyorlar. Dolayısıyla bu üç avukatla kısıtlılığın da doğru olmadığını düşünüyorum. Yani o kapsamda bu artık değil Türkiye’nin, dünyanın takip ettiği bir duruşma ve buradan umut eder ve dileriz ki yüzde 15’lere kadar düşen adalete inancın, bu mahkemede büyümesi olsun. Yani bu artık geriye dönüş başlatsın. Bu çerçevede meslektaşlarınızın, avukatların buraya gelip burayı dinlemek istemesi, takip etmek istemesi, barolar başta olmak üzere, farklı meslektaşların farklı destek grupları var. O bakımdan bunun da çok asimetrik bir kısıtlama şekline dönüştüğünü düşünüyorum.
Çok önemli bir konu, medya. Yani buradan gerçekten kuş bakışı 50-60 metre neredeyse arka taraftan buranın izlenmesi diye bir durumla karşı karşıya bırakılması, yine bu mahkemenin itibarını zedeleyen bir durum. Yani görüyorsunuz ki boşluklar var. Boşlukların öncelikli sebebi, kısıtlamalar. Yani bu basındaki insanların burayı izlemesi veya takip etmesi, olabildiğince sizin de heyetlerin de iyi tanınması anlamında daha doğru bir çerçeve. Bunun bu şekilde ele alınması. Sonrasında siyasetçiler veya belediye… Dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili giremedi! Giremedi! Yani sonradan birtakım müzakereler olmuş ama giremedi. Yani bu vereye kadar var? Düşünün ki; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yöneticileri burada, Belediye Başkanı burada ve burayı izlemeye gelmek isteyen, sadece belediye başkanvekili değil Sayın Hâkim. Aynı zamanda genel sekreter yardımcıları gelmek isteyebilir. Çünkü konuştuğunuz her meselenin muhatabı yöneticiler bile. Bakın ben senede bir kez yöneticileri davet ediyorum Sayın Hâkim. Kaç kişi biliyor musunuz? Yönetici, müdür ve üstü. Yani dinlediğiniz müdür ve üstü. Mesela şef değil. 1300 kişi! Ben, 1300 kişiye senede bir kez toplantı yapar, tam gün onları ayırır. Ve kocaman bir oditoryumu ayırırız ve orada çalışırız. Burada konuşulan her konu, Büyükşehir Belediyesi’nin yöneticilerini ilgilendiriyor. Bunlar, çok affedersiniz ama. Bunlar ‘çete’ değil, ayıplı bir suçun peşinde koşan. Bunlar; itibarlı, liyakatli, burada olan ve olmayan geçmişi güçlü insanlar. Bunların buraya gelme arzuları var.
Yine aynı şekilde, iddianamede de biliyorsunuz ki, Cumhuriyet Halk Partisi ilk cümleden itibaren suçlu ve hani bu işte şüpheli, hatta Yargıtay’a şikayet edilecek kadar da işaret edilen. Yani kapatmaya gidecek kadar da işaret edilen bir pozisyonda. Cumhuriyet Halk Partisi’nin İl Başkanı’nın bile buraya girişi, sanki bir şeymiş, lütufmuş gibi ikram ediliyor. Bu doğru değil. Bu bağlamda, bakınız ben biliyorum. Benimle müzakere de ediliyor. İl Başkanımızdan notlar alıyorum, avukatımla bana bilgiler iletiyorlar. Büyük çaba şu: Jandarmamızla karşı karşıya gelmeyelim. Dışarıda en ufak bir müdahaleye asla sebebiyet vermeyelim. Özenli çalışalım. Ve herkes buraya medeni bir şekilde girebilsinler. Taahhüt ediyoruz ki, sizin de işinizi kolay yapmanız adına. Bakın bu kadar zor durumdaki yargı müessesesinin hak ettiği değeri elde edebilmesi adına, herkes sorumluluk almaya hazır. Ama bunun adı Cumhuriyet Halk Partisi olsun ama muhalif siyasi partiler olsun ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi olsun ama kurum kuruluşları olsun. İnanınız ki herkes sorumluluk almaya hazır. Bu çerçevede bütünüyle taahhüt ediyoruz ki lütfen bunu bayramda iyi değerlendiriniz. İstirham ediyorum. Bir bayram havasında bunu değerlendiriniz. Ailenizle otururken bile bir lütfen zihninizde olsun. Bu tür asimetrik sınırlamaların, kısıtlamaların ne size ne heyetinize, ne buradaki insanların adil yargılanma ve süreçlerine en ufak bir katkısı yoktur. Bunu tersine dönüştürebileceğinizi umut ediyorum. Ve gerçekten insanların buna ihtiyacı var.
Son olarak, öyle ilginç çıkışlar vardı ki tarihte; unutulmaz. Ben bunu söyleyerek sözlerimi toparlamak istiyorum. Bütün bunları revize ederseniz, müzakere kapınızı açık tutarsanız, kimse sizin makamınıza saygısızlık yapmaz. Bakın, yapmaz. ‘Yapamaz’ demiyorum bakın ‘yapmaz’ diyorum. Onun için müzakere kapısını açık tutarsanız; bu baro olabilir, benim avukatlarım olabilir, başka temsilciler olabilir, siyasi de… Bunun hiçbir şeffaflıktan kaybedeceğiniz bir şey olmaz. Açarsanız, burada çok daha makul, çok daha itibarlı, çok daha medeni bir hat çizersiniz. Ve gerçekten kazanan yüce Türk yargısı olur, yüce Türk milleti olur. Ben bunu istirham ediyorum. Lütfen bu olsun. En azından buradan, bakın biz naklen yayınlardan bu kısıtlamaya geldik. Naklen yayını herkes kabul ederken, bu kısıtlamalara geldik. Bu doğru bir evrilme değil. Ben bunu istirham ediyorum. Son olarak da sürprizler iyidir. Bu çıkışlarınız bu ülkeye çok şey kazandırır. Bu ülke 250 milyar dolar kaybetti bir senede. Birileri bu davayı… Öyle bir dava değil. Bu dava, çok büyük bir dava. Bu mahkeme, bu duruşma, çok büyük bir duruşma. Sorumluluğunuz çok büyük. Lütfen buna karşılık bu söylediklerimi dikkate almanızı istirham ediyorum. O ‘sürpriz’ dediğim, o çıkış dediğimin altında da şu yatıyor: Bayrama giriyoruz. Bayrama gidecek herkes. En güzel güzel günler, herkesin ailesinin, bu milletin her evladının olsun. Ama bazen öyle bir çıkış yaparsınız ki şuradan insanları serbest bırakır, evine yollarsınız, tutuksuz yargılama hakkını tanırsınız; tarih değişir. Bunu sadece size emanet ediyorum. Bu duygularımı sizinle paylaşmak istedim. Söz verdiğiniz için de teşekkür ederim.”

10.30 | DURUŞMA BAŞLADI, İMAMOĞLU SÖZ İSTEDİ

Saat 10.00’da başlaması beklenen duruşma hâlâ başlamadı.
Avukatlar, basın mensupları, birinci derece yakınlar ve bazı CHP’li milletvekileri salondaki yerini aldı. Ancak tutuklu sanıklar henüz getirilmedi.

09.55 | DURUŞMA SALONUNA AVUKATLAR GİRDİ

Sanık ailelerinin henüz alınmadığı duruşma salonuna şu ana kadar yalnızca avukatların girişine izin verildi.

/Kaynak: Birgün/

İlginizi Çekebilir

CHP’den Akın Gürlek hakkında suç duyurusu
Küba’dan Washington’a tepki: “Kolektif cezalandırma uygulanıyor”

Öne Çıkanlar