🔴İran’daki sertlik yanlısı siyasi çevreler ABD ile varılan çerçeve anlaşmadan memnun değil. Bu kesim anlaşmaya karşı çıkıyor ve müzakere sürecini zorlaştırabilecek araçlara sahip.
Deutsche Welle’den Daniel Ameri’nin haberi:
ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın Ortadoğu’da savaşı sona erdirecek mutabakat muhtırasını dijital olarak imzalaması ile kalıcı barış için 60 günlük müzakere süreci başladı.
Ancak İran’daki sertlik yanlıları, ABD ile varılan bu mutabakattan memnun değil. İran savaşının başlamasından bu yana ülkedeki muhafazakârlar büyük ölçüde gözden kaybolmuştu. Sesini yükseltenler hayatlarını riske atıyordu. ABD ve müttefiki İsrail, uluslararası hukuk açısından tartışmalı hava saldırılarında rejimin önde gelen isimlerini hedef aldı. Bunlar arasında dinî lider Ali Hamaney ile Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani de bulunuyor.
ABD ile savaşın sona erdirilmesi için mutabakata varıldığının duyurulması sonrasında bu siyasi çevrelerde yeniden hareketlilik başladı. Sertlik yanlıları, anlaşmanın nihai bir uzlaşmaya dönüşmesini engellemek istiyor ve bu amaçla sokak gösterilerini destekliyor.
“Dışişleri Bakanı Arakçi, utanın!”
Yerel medyada yayımlanan görüntüler, Tahran şehir merkezindeki İbn Sina Meydanı’nda öfkeli göstericilerin toplandığını gösteriyor. Bu görüntülerde, göstericiler, “Arakçi utan, ülkemizi rahat bırak!” ve “Arakçi, Galibaf istifa!” sloganları atıyor.
Sloganlar, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ı hedef alıyor. Her iki isim de ABD ile yürütülen görüşmelerin baş müzakerecileri konumunda. Ancak son söz onlarda değil. Nihai karar her zaman ülkenin en üst dinî lideri Mücteba Hamaney tarafından veriliyor.
Geçen hafta ülkenin doğusundaki Meşhed kentinde de Dışişleri Bakanlığı temsilciliği önünde gösteriler düzenlendi. Burada bazı göstericiler Arakçi için ölüm çağrısında bulundu. Dışişleri Bakanı, “uzlaşmacı” ve ülke için “utanç kaynağı” olmakla suçlandı.
Sertlik yanlısı siyasetçilerin destekçilerinin attığı sloganlar açık bir mesaj veriyor: Müzakere istemiyorlar ve Batı dünyasına karşı tavizsiz direniş çağrısı yapıyorlar.
Parlamentoda da itiraz sesleri yükseliyor
Sertlik yanlıları, İran parlamentosunda da seslerini yükseltiyor. Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkan Yardımcısı Mahmud Nebeviyan, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki “esas kontrolünü” kaybetmemesi gerektiğini savunuyor. Nebeviyan’a göre ABD, askerlerini bölgeden çekmek için bağlayıcı bir takvim sunmalı.
Nebeviyan ve siyasi müttefiklerinin, müzakerelerde geçerli olacak “siyasi kırmızı çizgileri” belirlediği belirtiliyor. Nebeviyan, İran’ın müzakerelerin kontrolünü kaybetmesinden endişe ediyor ve hâlâ cevaplanmamış çok sayıda soru bulunduğunu düşünüyor.
Londra’da yaşayan siyaset bilimci Babak Dorbeiki’ye göre sertlik yanlıları için bu itirazlar taktik değil, ülkenin geleceğini ilgilendiren varoluşsal bir mesele.
Dorbeiki, “Washington ile müzakereler sertlik yanlıları açısından ciddi bir sorun oluşturuyor” diyor. Ona göre bu kesimin meşruiyeti, muhafazakâr dinî devlet doktrinini uygulamasına dayanıyor. Siyasi zorunluluk nedeniyle alınan her pragmatik diplomatik karar, sertlik yanlılarının seçmen nezdindeki önemini azaltabilecek bir tehdit olarak görülüyor.
“Siyasi maliyeti artırabilirler”
Dorbeiki, bu nedenle sertlik yanlılarının önümüzdeki dönemde daha fazla huzursuzluk yaratabileceğini düşünüyor. Siyaset ve dinî çevrelerde güçlü bağlantılara sahip olduklarını belirten uzman, propaganda kanallarını kullanarak Batı karşıtı söylemleri sürdürebileceklerini ifade ediyor.
Dorbeiki, ayrıca sertlik yanlılarının, Devrim Muhafızları’na bağlı gönüllü paramiliter Besic milisleriyle de güçlü ilişkileri bulunduğuna dikkat çekiyor.
“Anlaşmanın uygulanmasını zorlaştırabilir, İran açısından siyasi maliyeti artırabilir ve her uzlaşmada yeni tartışmalar çıkarabilirler” diyen Dorbeiki, ancak bu kesimin yine de “müzakere sürecini tamamen raydan çıkaracak kadar güçlü” olmadıklarını belirtiyor.
Paris’te yaşayan siyaset bilimci Rıza Alicani de DW’ye yaptığı değerlendirmede, sertlik yanlılarının tüm rejimle özdeşleştirilmemesi gerektiğini söylüyor.
Alicani’ye göre sertlik yanlıları, “siyasi azınlıklar içindeki bir azınlık” olsalar da toplumdaki baskın söylem üzerinde etkililer. Onların mantığı ise halk açısından anlaşılır: Düşmanın savaş alanında başaramadığını diplomasi yoluyla elde etmesine izin verilmemeli.
ABD ile anlaşmada neler yer alıyor?
ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat muhtırası, savaşın tüm cephelerde derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini öngörüyor. Taraflar ve müttefiklerinin yeni askerî eylemlerden kaçınması hedeflenirken, Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası deniz taşımacılığına açılması da anlaşmanın temel maddeleri arasında yer alıyor.
Anlaşmaya göre İran’ın boğaza döşenmiş olabilecek deniz mayınlarını 30 gün içinde temizlemesi bekleniyor. ABD’nin de İran limanlarına yönelik deniz ablukasını kaldırması ve İran’ın enerji ticaretine uygulanan bazı yaptırımları askıya alması mutabakatın maddeleri arasında.
Taraflar ayrıca mevcut ateşkesi en az 60 gün uzatma ve bu süre içinde daha kapsamlı bir nihai anlaşma için müzakereleri sürdürme konusunda uzlaştı. Buna karşın İran’ın nükleer programı, İsrail’in rolü ve bölgedeki İran yanlısı grupların geleceği gibi birçok önemli konu henüz çözüme kavuşmuş değil.
Siyaset bilimci Alicani de sertlik yanlılarının sonunda istediklerini elde edemeyeceği görüşünde. Ona göre bugün eleştiri ve sınırlı protestolara göz yumuluyor. Ancak dinî liderlik nihai kararını verdiğinde bu çevrelerin sessiz kalması beklenecek.
Mücteba Hamaney son sözünü söylediğinde ise tüm siyasi aktörler aynı çizgide birleşmek zorunda kalacak. Ancak ABD ile imzalanan mutabakatın nihai bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceği ve sertlik yanlılarının buna ne ölçüde direnebileceği önümüzdeki haftalarda netlik kazanacak.
/DW/











