Muhittin Böcek hakkında yürütülen “rüşvet” ve “yolsuzluk” soruşturması kapsamında etkin pişmanlık başvurusu yaptığı iddia edilirken, CHP Parti Meclisi Üyesi ve Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Akın Gürlek’in daha önceki açıklamalarına atıfla, “Bir kişinin itirafçı olacağını siyasi makam nasıl önceden ilan edebilir?” ifadelerini kullandı.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “rüşvet” ve “yolsuzluk” soruşturması kapsamında tutuklanan Muhittin Böcek’in, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurduğu belirtildi.
5 Temmuz’da gözaltına alındıktan sonra tutuklanan ve belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Böcek’in, öğle saatlerinde Antalya Adliyesi’ne getirildiği ve ifade işlemlerinin sürdüğü aktarıldı.
Aynı dosya kapsamında tutuklanan Böcek’in oğlu Gökhan Böcek’in de 2 Mayıs’ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında etkin pişmanlık başvurusu yaptığı ve ifade verdiği belirtilmişti.
Tanal’dan “hukuk devleti” tepkisi
Mahmut Tanal, gelişmeye sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Tanal, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in daha önce yaptığı açıklamaya atıfla şunları söyledi:
“Bir ülkede Adalet Bakanı, önce televizyona çıkıp ‘Muhittin Böcek ve oğlu itirafçı olacak’ diyorsa; sonra da haberleri servis ediliyorsa, burada çok ciddi bir hukuk devleti sorunu vardır.”
Tanal, “Sayın Bakan bunu nereden biliyordu?” diye sorarak, ifade süreci tamamlanmadan, mahkeme önüne çıkılmadan ve soruşturma dosyası netleşmeden bir kişinin
“itirafçı olacağını” siyasi makamın nasıl önceden ilan edebildiğini sordu.
“Adalet Bakanı, savcı yerine konuşamaz”
Tanal, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Hukuk devletinde soruşturmanın sonucunu siyaset belirlemez.Adalet Bakanı, savcı yerine konuşamaz. Mahkeme yerine hüküm kuramaz. Şüpheli veya sanıkların ne söyleyeceğini önceden ilan edemez.
Anayasa’nın 138. maddesi açıktır:Hiçbir organ, makam veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Masumiyet karinesi de açıktır:Mahkeme kararı olmadan hiç kimse suçlu ilan edilemez.
Eğer bir Adalet Bakanı, soruşturma dosyasının seyrini önceden biliyorsa; bu, yargının bağımsızlığı açısından vahimdir.
Eğer bilmiyor da siyasi tahmin yürütüyorsa; bu da adil yargılamayı etkileyen sorumsuz bir açıklamadır.
Her iki ihtimal de hukuk devleti için kabul edilemez.
Çünkü ceza yargılaması televizyon ekranlarında değil, bağımsız ve tarafsız mahkemelerde yapılır.
“İtirafçı olacaklar” cümlesi, masumiyet karinesini zedeler.Şüpheli üzerinde baskı algısı yaratır.Savunma hakkını gölgeler.Yargıya olan toplumsal güveni yok eder.
Adalet, önceden yazılmış metinlerle değil;hukuka uygun delillerle,bağımsız yargıyla,adil yargılanma hakkıyla sağlanır.
Türkiye’nin ihtiyacı siyasi senaryolar değil,eşit hukuk ve gerçek adalettir.
Yargı iktidarın diliyle konuşursa,millet adalete güvenini kaybeder.”
/Kaynak: T24/











