Ragıp Duran: 22.Uluslararası Selanik Kitap Fuarı; ŞENLİK!

Yazarlar

:

  Yaşlı-genç, bebek-çocuk, kadın-erkek binlerce insan kitapla haşır neşir oluyor. Yayıncılar, yazarlarla sohbet ediyor. Bu yıl çocuklara özel alanlar açılmıştı. Yazdılar, çizdiler, oyun oynadılar, şarkılar söylediler. Cep telefonlarından, tablet ve laptoplardan kurtulmuş olarak!

Hocam önce tebrikler sonra da…

Bir dur… Neyi tebrik ediyorsun?

Hocam şampiyon oldunuz ya.

Tamam teşekkürler. Ama tebrik edilmesi gereken ben değilim. Başta oyuncular, teknik kadro, yönetimin bir bölümü ve esas olarak da cefakâr taraftarlar. Sonra da… diyordun, kesmiştim. Sonrası ne?

Hafta sonu Selanik’de 2. Uluslararası Kitap Fuarı vardı.Gittiniz değil mi?

image.jpeg

Eneken standındaki illüstrasyona dikkat!

 Slogan: Seçmek, Düşünmek, Karşılıklı Eyleme geçmek!

Pazar gününü neredeyse olduğu gibi orada geçirdim. Ben 10 senedir her yıl giderim. Yayıncı arkadaşım Yorgo’nun (Giannopoulos) Eneken standında uzun süre kalırım. Bazı yıllar Türkiye’den yazar, yayıncı tanıdıklarım geldiğinde onlarla uzun uzun muhabbet ederim.

Bu sene Türkiye’den katılım var mıydı?

Bir tek Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk iki günlüğüne gelmişti. Kültür Bakanlığı bir kaç sene Fuarda stand açmıştı. Bu sene yoktu. Ama Türkçe ve Türkiye ile ilgili bir kaç dolaylı ve şahsi katılım vardı.

Bizdeki kitap fuarlarından farkı ne Selanik fuarının?

Bir çok fark var. Bir kere fuar çok geniş bir alanda kurulu 5-6 büyük alan var. Koridorlar geniş. Öyle sıkış tepiş değil. Yine de çok kalabalıktı. Benim bu sefer dikkatimi çeken şu oldu: Her yıl fuarın bir teması olmuyor. Sadece bir ülke onur konuğu oluyor. Bu yıl Bulgaristan’dı. Ama çok sayıda çocuk odaklı stand gördüm. Balkan ülkeleri başta olmak üzere çok sayıda yabancı ülkenin ve farklı dillerin yayınevleri vardı.

image.jpeg

Çocuklara odaklanmanın nedeni ne olabilir sizce?

Her bölümde 40-50 kişilik toplantı alanları var. Sabahtan akşama kadar orada paneller yapılıyor. Tartışmalar sürüyor. Simültane çeviri de var. Çocuklar içinse sadece yayınevleri yok, o toplantı alanlarında çocuklara yönelik etkinlik ve oyunlar düzenlenmişti. Hepsi de kalem kağıtla yazmak ya da çizmek üzerine etkinlikler. Bir tür anti-dijital faaliyetler…

Dolayısıyla ziyaretçiler arasında çok çocuk vardı değil mi?

Doğru. Genç-yaşlı, kadın-erkek kalabalığı. Bebek arabalarıyla gelenlerin yanısıra köpekleriyle gelen çok sayıda ziyaretçiye de rastladım. Konu ne olursa olsun panellerde, toplantılarda konu dönüyor dolaşıyor dijital meseleye yani özellikle çocukları cep telefonlarından, tabletlerden, laptoplardan uzaklaştırıp kitaba kalem kağıda yönlendirme meselesine geliyordu. Bak bir şey daha aktarayım:

Eneken standının önüne genç bir çocuk geldi. Elinde bir kitap. Satın almak istiyor. Standın görevlisine sordu:

        Ben bu kitabı okumak istiyorum. Online versiyonu ya da kindle versiyonu var mı?

Bizim Yorgo ciddi bir sanal dünya karşıtı kitapsever olduğu için tabii ki ‘’Yok’’dedi.

Eee…Ne yaptı okur adayı?

Bir şey yapmadı. Kitabı da almadı zaten. Ama bu durum bana başka bir olayı hatırlattı.

Nasıl bir olay?

Nescafe Türkiye’ye ilk geldiğinde, 1984 galiba, çok moda olmuştu. Halbuki sağlığa pek yararlı bir içecek olmadığı söylenir. Bir gün bir ev ziyaretinde ev sahibi ‘’Kusura bakmayın Nescafemiz bitti size mecburen Türk kahvesi sunacağız!’’demiş.

Kağıda basılı mis kokulu kitap, Türk kahvesi, sanal ortamdaki kitap Nescafe mi oluyor yani?

Zekana, genel kültürüne ve kavrayış yeteneğine hayran olmamak mümkün değil!

Hocam alay etmeyin lütfen. Doğrulamak için sormuştum.

Tamam. Pardon.

image.jpeg

Bizdeki gibi Kürtçe yayınlar, yayınevi çalışanlarının emeklerinin sömürülmesi gibi sorunlara benzer meselelere orada rastladınız mı?

Türkiye sıradışı bir ülke. Türkiye’de olup bitenlerin çoğu demokratik ülkelerde pek olmuyor.

Siz Fuarda Türkiyeli gazeteci olarak kimlerle görüştünüz? Neler konuştunuz?

Tanıdığım bir kaç Yunanlı gazeteci, yazar  ve akademisyene rastgeldim. Ayaküstü muhabbetler. Ama en ilginci, doktora çalışması yapan Türkiyeli bir arkadaş, ‘’70li yıllarda Istanbullu Rumlar’’ konusunu araştırırken burada tanıdığı Zoğrafyon Lisesi mezunu benim yaşıtım iki Selanikliyle buluşturdu bizi. Bir saati aşkın çok hoş bir sohbet yaptık. Zoğrafyon bilirsin herhalde bizim mektebin daha doğrusu Grand Cour’un karşısında köşedeki Rum erkek okulu. Komşumuz olur. Aslında ‘’Her insanın anayurdu çocukluğudur’’ diye bir söz vardır ya, bizde bu deyiş ‘’Her insanın anayurdu ilkgençliğidir’’ olarak değişti.

Fuara gitmişken yeni kitaplar aldınız mı?

İngilizce Fransızca kitap çok azdı. Ama bu aralar benim Istanbul’dan gelen ziyaretçilerim sipariş ettiğim kitapları zaten getirdi. Onları da haftaya konuşalım mı?

Olur Hocam. İyi günler.

(SON/RD) 

İlginizi Çekebilir

İBB’nin Ağaç ve Peyzaj şirketine operasyon: 12 tutuklama
Burcu Köksal’dan parti değişikliği açıklaması: “AK Parti’ye geçiyorum”

Öne Çıkanlar