Ermenistan 6 Haziran 2026 da genel seçime gidiyor. Seçime giderken de daha önce üstü örtülen veya dünya kamuoyu tarafından pek de bilinmeyen bazı gerçekler seçim meydanlarında propaganda malzemesi olarak ortaya dökülüyor.
Başbakan Nikol Paşinyan 10 Mayıs 2026 günü önemli açıklamalar yaptı. Paşinyan, “Karabağ’da toprak kaybettiğimizi söylüyorlar. O topraklar nasıl bizimdi ki? Orası bizim değildi. Ölülerin arkasından konuşmak istemiyorum, ama o bölgede sadece buğday eken birkaç generalin kontrolündeydi” dedi.
Ve şöyle devam etti: “Orada fabrika mı kurduk? Orada mı yaşadık? Yerleşim birimi mi inşa ettik? Nasıl bizim olmuştu ki? Bizim değildi, gerçekten bizim değildi…”
Bu konuşmadan birçok politik kesim ve yazar çizerler, “şok oldum, şok olduk” giriş cümleleri kurdular. Oysa şok olacak bir şey yoktu. 1991’den beri Karabağ inşa edilmedi, edilmesi için hiçbir çaba da harcanmadı. Kısmi bir (Avrupa’dan gelen fonlarla) teşvik parası verilerek, bir iki inek alınarak köylere beli bir sayıda yoksul ve yaşlı aileler yerleştirilmeye çalışıldı ve o projeler de generallere rant sağladı. Projeler rant kamuflajı görevini gördü.
Asıl sorunun kaynağı, şoven milliyetçi politikalarla Ermeni diasporasının geliştirdiği “büyük Ermenistan” tezleriydi. Diasporanın tarihsel yanlış hafıza inşası üzerinden Ermenistan ülkesi ve halkını rahat bırakmamasıydı.
Birincisi geliştirdikleri ‘Büyük Ermenistan’ tezleriyle bu ülkenin Ermeniler dışında diğer halkları temizlemeyi ve homojen bir Ermenistan yaratmayı hedeflediler.
İkincisi, Büyük Ermenistan (bugünkü Kars, Wan, Elazığ’dan Amed’e ve Ormiye’den Naxçıvan’a en son Karabağ) kurgusu üzerinden ideolojik tarihi anlam dünyası yarattılar.
Bu iki yönelim, ya da ideolojik kurgu üzerinden dünya genelinde Osmanlının 1915 yılında Ermenilere yaptığı soykırım temel alındı. Bu temel üzerinden “kaybedilen topraklar, kaybedilen büyük Ermenistan” tarih inşası geliştirildi.
Bu kaybedilen ülke ve toprakların sebebi kim? Osmanlı. Osmanlıya yardım eden ve büyük Ermenistan’ın topraklarında yaşayanlar kim? Onlara göre Kürtler.
Buradan birinci şıkka geliyoruz; o zaman mevcut Ermenistan’da homojen bir toplum inşasının önünde engel kim? İlk başta Kürtler, çünkü Kürtler çoğunluktur ve Kürtleri savunacak bir devlet yoktur.
Bu “Kürtlerden kurtulma” politikasına 1960’lar dan sonra gizli ve fiilen başlanıyor. Önce beli anlaşmalar çerçevesinde Suriye’den Hristiyan Ermeni ve Kürtler getiriliyor. Bunu takiben Kürtler arasında dini çelişkiler kullanılarak Ezdi-Müslüman ikilemi işleniyor, Kürtlerde de bu zemin var. Bu çelişkilerden kaynaklı Müslüman Kürtler Azerilere yanaşıyor, Ezdi Kürtlerde Ermenilere yanaşıyor.
1990 sonrası Sovyetler Birliği’nin dağılması ile bilinen parçalanmalar gelişiyor. Karabağ tampon bir bölge Sovyetler döneminde Azerbaycan üzerinde federe bir Sovyet bölgesidir. Tabi öncesi Kızıl Kürdistan otonomisi de o 1921’de bu alanda kuruluyor. 1930’de Azeri Komünist Partisi ve Ermeni Komünist Partisi tarafında Sovyet Komünist Partisine yapılan öneriler ve telkinler, buna ilişkin raporlar üzerine Kürt yönetimi lağv ediliyor. 1937’ de genel anlamda Müslüman Kürtler Orta Asya ülkelerinden Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a sürgün ediliyorlar.
Karabağ denen bölgede kalan Kürtler de 1991’de Azeri – Ermeni çatışmalarında yerlerinden ediliyorlar. Şimdiki Şuşa, Kelbecer, Qubatli ve Laçin, Naxçıvan Özerk Bölgesi olarak bilinen yerler Medlerden Şedadi devletine, oradan 1990’na kadar Kürtlerin yerleşik alanlarıdır. Ancak şimdi tek bir Kürt evinden dahi bahis edilemez, çünkü adı geçen her iki ülke tarafından bilinçli olarak yok edildiler.
Sonuçta Ermeniler ve Azeriler Karabağ ve Kafkaslar’da Kürt belasından kurtulmuşlardı ama bir birbirlerinden kurtulamadılar.
Ermenistan bölgeden Kürtsüzleştirme politikasını içeri kaydırdı. Sevan Gölü etrafında oturan Müslüman Kürtlerin 1992’de evlerine dönük paramiliter çete saldırıları örgütledi ve bu saldırılarla Kürt halkı göçe zorladı. Bu baskılardan dolayı Sevan Gölü civarında ve Erivan’da yaşayan Müslüman Kürtler Rusya’ya göç ettiler. Şimdi Ermenistan’da sadece 30-40 Müslüman Kürt aile kalmış durumda.
1995’te Ermenistan Devleti Ezdileri bir Millet olarak anayasına aldı ve milletvekilliği kotasından bir vekil Ezidilere ayırdı. Bir milletvekili de Kürt kotasına ayrıldı. Burada tuhaf olan Kürt milletvekilliğini Müslüman olan bir Kürde vermesidir.
1990 öncesi istatistiklerinde Sovyetler Birliği nüfus kayıtlarında tüm Ezdiler Kürt etnisitesine ait diye yazar. Sovyet yıkıldığından sonra Ermenistan Ezdileri kimliklerine Ezdi milleti yazdırdılar, yazdırmaları için de farklı yöntemler kullandılar, kullanıyorlar. Şimdi genel olarak Ezdiler ikiye bölünmüş, bir kısmı “biz Ezdi milletiyiz” bir kısımda “dinimiz Ezdilik ama biz Kürdüz-Kurmancız” diyor ve kimlik kayıtlarında halen ciddi sorunlar yaşanıyor.
Buraya kadar neden uzattık? Sormak gerek, Paşinyan’ın “bizim değildi” dediği Karabağ’da 1991’den 2022’ye yani son çıkışlarına kadar neden Kürtlere ait tarihi eser, mezar yerleri, evleri, köyleri yerle bir edildi? Kürtlere ait tarihsel hafıza anıtları neden yok edildi? Yazar Şamil Askerov’un bir ev dolusu Kürdistan üzerine topladığı belge ve doküman vb. neden verilmedi, yok edildi?
Peki son on yıldır Ermenistan’da Kürt köy, yerleşim yerlerinin adları neden değiştirildi, buralara neden Ermeni adları verildi? Neden Ezdi-Kürt çocuklarının soy adlarına YAN ekleyerek Ermenileştiriyorsunuz?
Şimdi 6 Haziran 2026 genel seçimleri var. Ve iki Kürt aday da var. Biri Kürt kotasından Kinyaze Hemid, bir de orada ki Kürdistan Komite’den bir Kürt. Kinyas Hemidin yedeği için bir Ezidi Kürt kadını aday belirledi ve gitti seçim kuruluna başvuru yaptı. Ezidi kadının başvurusu reddedildi. Neden? dendiğinde ise “sen Ezidisin Kürt kotasından aday olamazsın” cevabı verildi. Yerine yedek aday olarak Müslüman bir Kürt adayı koymuşlar, halk tanımıyor. Kimseye sormadan yukarıdan belirlenmiş.
Başa dönersek, Ermenistan’da Ermeni etnisitesi dışındakiler büyük oranda temizlendi, var olanlarda kelaynak kuşları misali bir etkileri yok, olamaz.
İkinci şıktaki ‘Büyük Ermenistan’ kurgusu üzerinden Karabağ vb. yaratma girişimleri kendi elleriyle boşa düştü. Karabağ, Paşinyan’ın itiraf ettiği gibi gerçekte tam da öyledir. Ermeni toplumsallığı ve dünya gerçekliğini okumayan hayali diaspora tarih yaratma şovenizmi, ne tarihsel bilim ile ne de güncel tarihsel gerçeklikle uyuşuyordu.
Günümüzde tekil tarih anlatımları ile insanlık hafızası paramparça olmuş durumda. Her devlet kendini yeryüzünün yaratıcısı olarak kurguluyor ve ezel ebet programları ile ideolojik sistem oluşturuyor. Ermeni tarihçi inşa anlayışı da bütün dünyanın icatlarını kendi etrafında kurgular ve toplumunun da buna inandırmış durumdadır.
Paşinyan’ın 10 Mayıs 2026 konuşması da bu sahte kurgusal tarih anlayışını yıkma girişimidir. Önemlidir. Çünkü Ermenistan’da Ermeniler kalmıyor, yoğun göç veriyor. O hayali verilen, inşa edilen ülke yok. Şimdi Ermenistan’daki nüfus 2 milyonun altına inmiş durumda, istatistikler 3 milyon Ermeni’nin Rusya da yaşadığını teyit ediyor.
Ülkeyi homojenleştirmek adına etrafı ile çatışma dıştalama ülkeyi çorak toprağa dönüştürdü. Paşinyan ne kurtarabilirim üzerinden hareket ederken o da bir çıkmaza düşmüş: Ruslara karşın Avrupa Birliği’ne yanaşması, sonuç alır mı? Çok zor. Çünkü Ruslar, askeri, istihbari ve toplumsal anlamda orada örgütlüler.
Kürtlere karşın geliştirmeye başladıklar, ‘’1915’te Osmanlı Ermeni soykırımına davet eden Kürt aşiretleriydi’’ teziyle Türkiye ile kapıların açılımı karşılığında Kürtleri 1915 katliamının failleri yaparak süreci kurtarmak istiyorlar. Bu iddia değil somut söylem ve çalışmanın politik hamlesidir. Kamuoyuna açıklanmaması konjonktüre bağlıdır.
Sonuç olarak Paşinyan politikaları ve son çıkışları Ermeni tekil tarih inşasına önemli darbe vurdu. Ermeni halkını daha real düşünmeye, gerçeklerle yüzleşmeyle karşıya karşıya getirse de diaspora lobi örgütlenmeleri ciddi anlamda Paşinyanı hedeflemişler.
Trajik olan elde kalan toprak yüzölçümü 27 bin kilometre kare, toplumsal demografi ile 2 milyon ve dışarıdaki diaspora 5 milyon (deniyor) yerinde kalanı, ütopik tarih, kurgu üzerinden etrafı ile çatışır duruma çekiyor.
Bu yılki genel seçimin sonuçları o halkın geleceğinin, diğer bir adlandırma ile varlıklarının devamının olup olmayacağını belirleyecek. Çünkü, Ermenistan, Avrupa Birliği’ne girme istemiyle 3. Dünya Savaşı’nın temel aktörlerinin çim sahasına girmiş oldu…












