Hıdır Eren Çelik:’Terörsüz Türkiye’ sürecinde ‘dağ fare bile doğuramadı‘ 

Yazarlar

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 2024 Ekim ayında HDP’li milletvekilleri ile  selamlaşmasıyla başlayan ve devam eden ‘Terörsüz Türkiye’ süreci PKK’nın 12 Mayıs 2025 tarihinde  silahları bırakma ve örgütü fesih kararını ilan etmesiyle yeni bir aşamaya geçildi.

Konuya ilişkin olarak Devlet Bahçeli’nin 15 Ekim 2024 grup toplantısında yaptığı konuşma Devletin  Kürt halkına dayattığı bir yol haritasıydı. Bahçeli “DEM Parti’ye uzattığım el yanlış yorumlanmasın,  devlet terörle masaya oturmaz” diyerek Öcalan’a da örgütü tasfiye etme çağrısında bulundu. Gelinen  nokta hepimizce malum.

Devlet’in ve İktidar’ın Bahçeli’yi öne çıkararak dayattığı ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde bilinenlerden  daha çok bilinmeyenler kafaları meşgul etmektedir.  

Bu süreci aynı zamanda Ortadoğu, Suriye ve İsrail’in Gazze’yi işgali ve Filistin sorununundan ayrı  görmemek gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme planı ve  Türkiye’ye biçilen rol de bu sürecin bir parçası. Bunlar zaman geçtikçe parça parça da olsa gün ışığına  çıkıyor. İktidarın Ana Muhalefet Partisi CHP’ye karşı tutuklamalar ve kayyum atamalarıyla yürüttüğü sindirme ve teslim alma politikasına Kürtleri ortak yapma ve en azından bu süreçte Kürtlerin sesiz  kalmalarını sağlama çabaları tek adam diktatörlüğünün otokratik İslami bir devletin son taşlarını oturtma projesidir.  

Bu süreci AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ”Terörsüz Türkiye süreci bir  devlet politikasıdır ve bu çerçevede bütün bu hassasiyetler tüm boyutlarıyla takip edilmektedir”  diyerek ifade etmektedir. Ömer Çelik’in hassasiyetlerden ne kastettiği kamuoyu tarafından bilinmemekle birlikte, son olarak düzenlenerek Meclis Adalet Komisyonu’ndan geçen 10. Yargı Paketi’nin tüm çevrelerce tepki alması,  özellikle de DEM Parti’since beklenen toplumsal barışa hizmetten çok uzak olduğunun açıklanması önemlidir. Yargı paketiyle  getirilmek istenen infaz düzenlemesi DEM Parti’de hayal kırıklığına yol açmış gibi görünüyor. 

AKP’nin Meclis’e sunduğu infaz düzenlemesine 29 Mayıs Mayıs’ta DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai  Temelli, “Meşhur bir söz vardır ya, ‘Dağ fare doğurdu’ diye, ama bu sefer dağ fare bile doğuramadı. Paket  toplumun beklentilerine ya da diğer konulardaki gelişmelere uygun bir şekilde karşımıza gelmedi maalesef. Bu kadar üzerine konuşulan bir paket sonuçta böyle geliyorsa karşınıza, buna tek kelimeyle  ‘olmadı’ diyoruz”  dedi.

Temelli ve DEM Parti siyasi aktörlerinin 10. Yargı Paketi ve İnfaz düzenlemesine karşı eleştirileri  olmakla birlikte halen iyimserliklerini korumaları nasıl bir, ‘Terörsüz Türkiye“ olacağının soru  işaretleriyle dolu.  

”Dağ fare doğurdu…”

 Kamuoyunun büyük bir kısmı ”Dağ fare doğurdu” deyiminin ne zaman, nerede ve ne için kullanıldığını bilmez. 

“Dağ fare doğurdu” deyiminin kökeni Romalı şair Horace’ın (MÖ 65 – 8) “Ars Poetica” adlı eserine  dayanır. Tam adı Quintus Horatius Flaccus olan Horace, kuşkusuz Roma antik çağının en etkili  şairlerinden biriydi ve tüm zamanların en büyük lirik şairlerinden biri olarak kabul edilir. Eserleri  bugün hala büyük önem taşımakta ve edebi kalitelerinin yanı sıra felsefi derinlikleri nedeniyle de değer görmektedir.

Özetle bu deyimle, “Dağlar doğum sancısı çekiyor, ama sadece gülünç küçük bir fare doğuyor”.  denilmektedir. Bununla büyük şeyler duyuran, büyük şeyler vaat eden ve hazırlayan insanlar olduğuna, – günümüze  uyarlandığında devletler ve siyasi güçler olduğuna – ancak bunlardan neredeyse görünür hiçbir şeyin çıkmadığına dikkat çekilmiştir. Tıpkı bugünlerde Türkiye siyasetinde yaşananlarda olduğu gibi. 

Geldiğimiz bu süreçte‚ ‘Terörsüz Türkiye’ ile kastedilen ve beklenenlerin birbirinden farklı olması  Devlet Bahçeli’nin deyimiyle „Bölgesel ve küresel gelişmelerin hız kazandığı; siyasi, ekonomik ve  diplomatik ilişkilerin devamlı farklı yüz ve yönlerinin tezahür ettiği bir dönemde, Türkiye’mizin  aracısız ve bağlantısız şekilde, yalnızca kendi imkanlarıyla terörsüz yeni yüzyılı inşa etmesi  muazzam bir olaydır…”

Bu, ‘yeni bir yüzyılda’ Kürtlere ve Türkiye toplumuna söylemde vaat edilen ise yine Bahçeli’nin açıklamasıyla, ‘Terörsüz Türkiye, hukukunun üstünlüğünü esas alan eşit hak ve yükümlülüklerin egemen olduğu  kapsayıcı ve kucaklayıcı, demokrasisini güçlendirmiş, ekonomik refahını artırmış bir Türkiye’dir.“ 

Söylemler kulağa hoş geliyor, fakat söylenenle yapılanlar birbirinin tam tersi ise en azından dağın fare doğurmasını beklemek tek taraflı bir iyimserlikten de öteye gitmez. 10. Yargı Paketi ve infaz  düzenlemesi bunun açık bir göstergesidir.  

Bu, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinden var olan uygulamalar ve muhalefete karşı sürürülen teslim alma ve tek adam diktatörlüğünü muhalefete kabul ettirme politikasından hukukun üstünlüğü, yargı  bağımsızlığı, demokrasi çıkmaz. Hele hele Kürtlere anayasal güvenceleri sağlayan ‘eşit vatandaşlık’  hiç çıkmaz. Barış ise hiç çıkmaz. Yine Devlet Bahçeli’nin deyimiyle, ‘Barış tek kanatlı kuş değildir’ sözü sadece retorik olarak kulanılmakta ve kanatlarımızın kırılması için zaman kazanmayı amaçlamaktadır. 

Demokrasilerin güvencesi bireyler başta olmak üzere, kültürel azınlıklar, inanç ve sosyal toplulukları  kucaklayan, yerel yönetimlerin güçlendirildiği çoğulculuğu ve parlamenter sistemi temel alan  özgürlükçü bir Anayasadır. Bunu ise bu iktidarın ve Bahçeli’nin yapması olası değildir. Bu iktidarın fare  doğuracağı olsa olsa yalnızca tek taraflı bir beklentidir. Ama İnfaz yasasında görüldüğü gibi fare bile  doğuramadı.

İlginizi Çekebilir

Trump: İran’ın uranyum zenginleştirmesine izin verilmeyecek
KESK: Türkiye işçi hakları bakımından en kötü 10 ülke arasında

Öne Çıkanlar