Maaş alamayan KRT çalışanları yayını durdurdu

GündemMedya

🔴 Euronews’e konuşan KRT Kurgu Şefi Umut Nafiz Öztürk, “Türk televizyon tarihinde daha önce RTÜK tarafından, patronlar tarafından yayınlar durdurulmuştu. Ama ilk defa çalışanlar, işçiler tarafından bir yayın durdurulup bir greve gidilmiş oldu” dedi.

Kültür Radyo Televizyonu (KRT) kanalında çalışan gazetecilerin direnişinden 4 Haziran’da sosyal medya platformu X’te paylaşılan şoke edici bir video ile haberdar olduk.

KRT emekçilerinden Merve Us Acıoğlu’nun paylaştığı görüntülerde işveren avukatının iki aydan fazla süredir maaşlarını alamayan gazetecilere “Ben sizi kandıramam ki daha fazla” dediği duyuluyordu.

Büyük yankı uyandıran video 1 milyona yakın görüntülenme alırken, KRT emekçilerinin direnişinin başladığının da sinyalini veriyordu.

O tarihten sonra televizyon yayınını durduran ve ofislerinde nöbete başlayan gazeteciler, pazar günü İstanbul’daki ofislerinin önünde diğer basın mensupları, STK’lar ve siyasi partilerle bayramlaşma etkinliği düzenleyerek bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Dayanışma amacıyla pek çok basın mensubunu bir araya getiren organizasyon, aynı zamanda gazetecilerin geleceklerini öngöremediği ve umutsuzluğun giderek arttığı, medya sektörünün en krizli dönemlerinden birinde gerçekleşiyor.

Basın açıklamasının ardından Euronews Türkçe’ye konuşan KRT Kurgu Şefi Umut Nafiz Öztürk, “Türk televizyon tarihinde daha önce RTÜK tarafından, patronlar tarafından yayınlar durdurulmuştu. Ama ilk defa çalışanlar, işçiler tarafından bir yayın durdurulup bir greve gidilmiş oldu” diyor.

“Yani Türk televizyon tarihinde bir ilk olduk. Farkında olmadan belki de şu an bir tarih yazıyoruz.”

Öztürk’le gerçekleştirdiğimiz röportajda KRT’deki sürecin nasıl ilerlediğini ve gazetecilerin bundan sonrası için nasıl bir yol haritası izleyeceğini konuştuk.

Öncelikle bize yaşadığınız bu süreci özetler misiniz?

Tabii ki. Aslında bu olay, bir kitle iletişim aracı olan televizyonda iletişimsizlikten kaynaklı olarak ortaya çıktı. 2,5 ay boyunca çalışanlar, çalıştıklarının karşılığı olan, emeğinin karşılığı olan maaşlarını alabilmek için kendilerine bir muhatap aradılar.

Muhatap bulmaya çalıştık. Müdürlerle, patronla iletişim kurmaya çalıştık ama hiçbiriyle etkin bir şekilde iletişim kuramadık. Hiçbiri bizim karşımıza çıkamadı. Patrona ulaşamazken müdürler ise bizi sürekli farklı tarihlerle oyalayarak 2,5 ay boyunca “cuma”, “pazartesi” diyerek, taahhütler vererek bizim umudumuzu azaltmaya başladılar. Biz de onların verdiği söze itimat ederek, yani inanmak isteyerek, hem de işimizi sevdiğimiz için devam ettik.

Son taahhüt 4 Haziran Çarşamba günü saat 17’ydi.

Yani büyük yankı uyandıran o videonun kaydedildiği gün…

Evet. O gün bize maaşların yatmayacağını, sonrasında da yatmayacağını, yatabileceğinin garantisini veremeyeceklerini, herhangi bir tarih, takvim veremeyeceklerini söylediler. “Kademeli olarak çıkmak isteyen varsa çıksın” dediler.

Biz kabul etmedik ve haber merkezindeki arkadaşlarımıza durumu anlattık. Daha sonra avukat beyi yanımıza çağırdık. İnsanlar 2,5 aydır maaş alamadıkları için zaten sinirliydi. Avukat beyle karşılıklı bir diyalog oluştu ve sonunda işte o izlemiş olduğunuz video ortaya çıktı.

O günden sonra önceden tasarlanmamış bir direnişe, örgütlü mücadeleye dönüştü. Kendiliğinden bir hareket oldu, çünkü herkesin amacı ortaktı, herkesin derdi birdi.

Sonrasında nasıl işledi süreç?

Biz gece boyunca kanalda bekledik. O sırada da zaten Fırat Bey (KRT TV Yönetim Kurulu Başkanı Fırat Bozfırat) Ankara’daydı. Biz de Fırat Bey’in yanımıza gelmesini, bizzat karşımıza çıkmasını ve bizzat kendi ağzından duymak istediğimizi söyledik. Yani Fırat Bey bizim düşmanımız değil, biz onun çalışanıyız. Sadece müdürlerin söylemi artık bizi tatmin etmediği için -çünkü verdikleri her söz boşa çıktı- bunu istedik. Fırat Bey kendisi bizzat bize neyin ne olduğunu söylesin, biz de ona göre kendimize yol çizelim, istedik.

Ama Fırat Bey Ankara’dan geldikten sonra karşımıza çıkmadı ve aramızdan birkaç kişiyle görüşeceği söylendi. Ben de kurgu şefi olarak görüşecek ekibe katıldım. Sonra Fırat Bey’le bir saate yakın bir toplantı gerçekleştirdik, konuştuk. Kendince haklı sebepleri olduğunu söyleyebilirim, yani bize bilinen bazı şeyleri söyledi. Ailevi sorunlarını ve maddi sıkıntılarını dile getirdi. Ancak bunlar bizi tatmin eden sözler değildi, sonuçta bizler de aynı şekilde kira veriyoruz, fatura ödüyoruz, bizim de banka borçlarımız var.

Bize daha sonra dokuz yeri aradığını, kaynak bulamadığını, kaynak bulursa ilk kişinin çalışan maaşlarını vermek olacağını söyledi. Ve bizi tanımadığını da söyledi. Ben de buraya çok takıldım. Çünkü yani çalışanını tanımıyor olması biraz garip.

/euronews/

İlginizi Çekebilir

Amerika: Ulusal Muhafız birlikleri Los Angeles’a ulaştı
CHP heyetinden 19 Mart protestolarında tutuklanan gençlere bayram ziyareti

Öne Çıkanlar