İngiltere, Esad rejiminin devrilmesinin ardından yedi aydan uzun bir süre ara verilen Suriyeli sığınmacı başvurularını yeniden işleme almaya başlayacak.
Sınır Güvenliği ve Göçmen Devlet Bakanı Angela Eagle, İçişleri Bakanlığı’nın “doğru ve iyi kanıtlanmış tespitler yapmak için yeterli bilgi elde edilir edilmez işlemlerin tekrar başlayacağını ” açıkladı.
Taleplerin artık işleme alınabileceğini ve Suriye’ye dönüşlerin buna göre yapılabileceğini duyurdu.
İngiltere’de yaşayan 20’den fazla sığınmacının bu yıl gönüllü olarak Suriye’ye döndüğünü ve binlercesinin de geri dönüş kapsamına girebileceği belirtildi.
Bakanlar, Suriye’ye ilk zorunlu geri dönüşlerin yıl sonundan önce gerçekleşmesini umuyor. İçişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir kaynak ise “bunun milyonlarca mil uzakta olduğunu söyleyemeyiz” dedi.
Hükümet, yetkililerin Suriye iddialarına ilişkin karar almalarına yardımcı olacak güncellenmiş bir rehber yayınladı.
İngiltere, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın, yıllar süren iç savaşın ardından İslamcı militan grup Hayat Tahrir eş-Şam (HTŞ) liderliğindeki isyancıların tarafından devrilmesinin ardından Aralık ayında Suriyelilerin sığınma ve kalıcı yerleşim taleplerine ilişkin kararları askıya almıştı.
Angela yazılı açıklamasında, “Suriye’ye dönüşte riske ilişkin sağlam değerlendirmeler yapmak için istikrarlı, nesnel bir bilginin bulunmadığı bir dönemde, durdurma kararırının gerekli bir adım olduğunu” söyledi.
Ancak bu hamle, iltica başvurusuna ilişkin karar bekleyen 7 binden fazla Suriyeliyi belirsizliğe sürükledi.
Bunların büyük çoğunluğu otel gibi devlet destekli konaklama yerlerinde yaşıyor.
Durdurma kararı, daha önce mülteci statüsü verilmiş ve başlangıçta kalıcı yerleşim için başvuruda bulunabilmeleri için İngiltere’de beş yıl kalma hakkı tanınan Suriyeliler için de geçerliydi.
Bu geçici statünün insanların iş veya konut bulmasını zorlaştırdığı belirtildi.
Mülteci Konseyi yardım kuruluşunun Genel Müdürü Enver Solomon, bu kararı memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: “Karar alma sürecindeki duraklamanın Suriyeli insanları daha fazla belirsizlik içinde bıraktığını, çalışamadıklarını, hayatlarına devam edemediklerini ve gelecekleri için endişelendiklerini biliyoruz. Ancak Suriye’deki durum istikrarsızlığını sürdürüyor ve hükümete, her iltica başvurusunun ayrı ayrı değerlendirilmesini ve geri gönderilmeleri halinde büyük risk altında olacak Suriyelilerin güvenliğinin ve korunmasının sağlanmasını talep ediyoruz.”
İngiltere tarafından terör örgütü olarak tanımlanan HTŞ ile bağlantılı isimler artık ülkeyi yönetiyor. HTŞ lideri Ahmed eş-Şara, bu yılın başlarında Suriye’nin geçici cumhurbaşkanı olarak atandı.
Birleşmiş Milletler Mülteci Sözleşmesi’ne göre, bir kişinin sığınma ve mülteci statüsü alabilmesi için “haklı bir baskı korkusu” taşıması gerekiyor.
İçişleri Bakanlığı’nın Suriye’ye ilişkin güncellenmiş kılavuzunda, “Kanun ve düzenin bozulması veya belirsiz güvenlik durumları, başlı başına haklı bir baskı korkusuna yol açmaz” ifadesi yer alıyor:
“Suriye’de uluslararası veya ülke içi silahlı çatışma durumunda ayrım gözetmeyen şiddet nedeniyle bir sivilin hayatına veya şahsına yönelik ciddi ve bireysel bir tehdit olması nedeniyle ciddi bir zarar riski olduğuna inanmak için önemli bir gerekçe bulunmamaktadır. Tüm davalar, kişinin zulüm veya ciddi zararla karşı karşıya olduğunu gösterme yükümlülüğü altında, kendi bireysel olguları çerçevesinde değerlendirilmelidir.”
İngiltere de Suriye’ye yönelik yaptırımları kademeli olarak kaldırıyor .
Hükümetin güncellenen kılavuzu, Suriye’nin güvenli ülke olarak kabul edilip edilmediğini inceleyen bir risk değerlendirmesine benzer bir sürece dayanıyor.
Bu süreç genellikle İçişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı tarafından ortaklaşa yürütülür ve ancak İngiltere’nin söz konusu ülkeyle bir tür diplomatik ilişkisi olması durumunda gerçekleştirilebilir.
Dışişleri Bakanı David Lammy, bu ayın başlarında, Suriye’de iç savaşa yol açan ayaklanmanın 14 yıl önce başlamasından bu yana ülkeyi ziyaret eden ilk İngiliz bakan olarak geçici Cumhurbaşkanı Eş-Şara ile bir araya geldi.
Lammy’nin ziyareti sırasında Dışişleri Bakanlığı’ndaki bazı yetkililer, Suriyeli sığınmacıların yeniden iltica taleplerinin işleme konulmasına yönelik herhangi bir adımın muhtemelen birkaç ay daha zaman alacağını düşünüyorlardı.
Ancak bazı Avrupa ülkeleri başvuruları işleme koymaya başladı bile; Avusturya, Esad’ın devrilmesinden bu yana ilk sınır dışı eden ilk AB ülkesi oldu.
BBC’ye verilen bilgiye göre, İçişleri Bakanlığı’ndaki üst düzey yetkililer, Avrupa ülkelerinin başvuruları işleme koymaya ve kişileri geri göndermeye başlaması durumunda, İngiltere’nin Suriyeli sığınmacılar için daha cazip bir yer olarak görülebileceği riski olduğuna inanıyor.
Geçtiğimiz hafta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere ile Fransa arasında imzalanan “bir içeri, bir dışarı” anlaşması öncesinde, göçmenlerin küçük teknelerle İngiltere’ye gelmesini sağlayan “çekim faktörleri” konusunda endişelerini dile getirmişti.
Bakanlar daha önce, Esad’ın devrilmesinden önce İngiltere’ye gelen Suriyelilerin büyük çoğunluğunun rejimden kaçtığını ve bazılarının şimdi geri dönmek isteyebileceğini öne sürmüştü.
Geri dönüşler konusunda ise kılavuzda, hükümet değişikliğinin ardından eski Esad rejimine muhalif olanların “sadece bu temelde Suriye’ye geri döndüklerinde risk altında olmalarının pek mümkün olmadığı” belirtiliyor.
Azınlıkların durumuyla ilgili olarak, Kürtler, Hristiyanlar, Dürziler ve Şii Müslümanların “devletten gerçek bir zulüm veya ciddi zarar görme riskiyle karşı karşıya kalmalarının pek olası olmadığı” ve “aksi yönde kanıt gösterme yükümlülüğünün kişiye ait olduğu” belirtiliyor.
Ancak, Türkiye destekli isyancı grupların koalisyonu olan Suriye Ulusal Ordusu’nun fiili kontrolü altındaki bölgelerde yaşayan Kürtlerin, etnik kökenleri veya algılanan siyasi görüşleri nedeniyle “gerçek bir zulüm veya ciddi zarar riskiyle karşı karşıya kalma olasılıklarının yüksek” olduğu belirtiliyor.
Ayrıca, yeni hükümetin Alevi azınlık mensuplarına şiddetli misillemelere maruz kalmayacakları konusunda güvence vermeye çalışmasına rağmen, Alevilerin “dinleri ve/veya atfedilen siyasi görüşleri nedeniyle devlet tarafından zulüm görme veya ciddi zarar görme riskiyle karşı karşıya kalma olasılıklarının yüksek olduğu” belirtiliyor.
Eski Esad rejiminin siyasi ve askeri elitinin büyük bir kısmı Alevi mezhebine mensuptu.
Rehberde, Mart ayında Alevi azınlığa yönelik bir dizi saldırıda yaklaşık 800 kişinin öldürüldüğü, saldırılara HTŞ bağlantılı grupların da katıldığı belirtiliyor.
/BBC Word/










