Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, “Bugün, ne Figen Yüksekdağ’ın ne de Selahattin Demirtaş’ın bir dakika dahi cezaevinde kalmaması gerekiyor -eğer AİHM kararlarına uyulursa-. Ancak görüyoruz ki mevcut iktidar, ne yazık ki adeta rehin tutan bir anlayışla hareket ediyor. Bu tutumu bir kez daha buradan kınadığımızı, bu yaklaşımı kabul etmediğimizi ve bütün siyasi arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılması gerektiğini yineliyoruz” dedi.
Aslan, Kandıra Cezaevinde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ı ziyaret etti. Aslan, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada şöyle konuştu:
“Bu ziyarette, Türkiye’nin gündeminde olan gelişmelere dair karşılıklı görüş ve önerilerimizi birbirimizle paylaştık. Figen Yüksekdağ, 9 yıldır cezaevinde ve 9 yıldır hukuksuz bir biçimde, AİHM kararlarına ve Anayasa Mahkemesi’nin çeşitli içtihatlarına rağmen – Selahattin Demirtaş’ın da yargılandığı – Kobane Davası kapsamında cezaevinde tutuluyor.
Dün de Edirne Cezaevi’nin önünde açıklama yaparken şunu söylemiştik: Bir an önce, cezaevindeki Figen Yüksekdağ dahil olmak üzere Selahattin Demirtaş ve Kobane Davası tutukluları ile tüm siyasi tutsakların cezaevlerinden serbest bırakılması; onların Türkiye’nin demokrasi, hak ve eşitlik mücadelesine katılımını sağlayacak düzenlemelerin hızla yapılması ve bu konuda acilen çalışmaların başlatılması gerektiğini ifade etmiştik.
Bugün, ne Figen Yüksekdağ’ın ne de Selahattin Demirtaş’ın bir dakika dahi cezaevinde kalmaması gerekiyor -eğer AİHM kararlarına uyulursa-. Ancak görüyoruz ki mevcut iktidar, ne yazık ki adeta rehin tutan bir anlayışla hareket ediyor. Bu tutumu bir kez daha buradan kınadığımızı, bu yaklaşımı kabul etmediğimizi ve bütün siyasi arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılması gerektiğini yineliyoruz. Cezaevlerinin boşaltılmasını talep ediyoruz.
Figen arkadaşımız, kamuoyuna şu mesajı iletti: “Biz cezaevindeyiz. Buradaki koşullarımız ve olanaklarımız sınırlı. Ancak dışarıyı izliyoruz. İşçi ve emekçi hareketini, kadınların ve gençlerin mücadelesini izliyoruz. Bu mücadele, bizim burada ayakta kalmamıza ve önümüzdeki sürece dair umutlarımızı büyütmemize vesile oluyor.”
Bütün işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere ve tüm halklara özellikle selamlarını iletmemizi istedi. Türkiye’de birleşik bir mücadeleye duyulan ihtiyacın altını bir kez daha çizdi. Önümüzdeki dönemin, Türkiye’nin koşullarının daha da ağırlaştığı bir dönem olacağını birlikte değerlendirdik. Bu tablo karşısında Türkiye’deki sol-sosyalist hareketlerin, tüm demokrasi güçlerinin, emek ve meslek örgütlerinin birleşik bir mücadeleyi örgütleme sorumluluğu taşıdığını ve kendilerinin de bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeye hazır olduklarını ifade etti Figen arkadaşımız.
Bu nedenle, hem onun mesajını kamuoyuna iletmiş olalım hem de bir kez daha buradan özellikle şunu ifade etmek isteriz: Bir an önce cezaevlerindeki siyasi tutsaklar salıverilmeli; Türkiye’de demokratik hak ve özgürlüklerin önündeki engeller kaldırılmalı; basın ve örgütler üzerindeki baskılar son bulmalı; ifade ve gösteri hakkının önündeki tüm engeller ortadan kaldırılmalıdır. Bu yöndeki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”
/anka/








