ABD’nin, “büyük miktarda uyuşturucu” taşıdığını iddia ettiği bir Venezuela gemisini vurmasının ardından, uyuşturucu kaçakçılığına karşı savaş gemileri, savaş uçakları ve binlerce asker konuşlandırmasıyla Karayipler’de bu hafta gerginlik tırmandı.
Uzmanlar, Venezuela’nın uyuşturucu ticaretindeki rolünün iddia edilenden daha küçük olduğunu söyleseler de iki ülke ‘’savaşın’’ eşiğine gelmiş durumda.
France 24’ten Anaelle Jonah gerginliğin perde arkasını yazmış:
ABD, Venezuela’daki uyuşturucu kaçakçılığına karşı bir hamle olarak bu hafta Karayipler’deki askeri varlığını artırdığını, savaş uçakları, savaş gemileri ve binlerce asker gönderdiğini açıkladı. ABD, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu “uyuşturucu devleti” yönetmekle suçladı ve Amerika’nın uyuşturucu krizini körüklediğini iddia ettiği kartelleri ortadan kaldırmaya yemin etti.
Operasyonun ölümcül olduğu zaten kanıtlandı. Salı günü, ABD güçleri Güney Karayipler’de bir tekneyi havaya uçurarak 11 kişiyi öldürdü. Trump, teknenin “büyük miktarda uyuşturucu” taşıdığını iddia etti ve Washington’ın bu yılın başlarında terör örgütü ilan ettiği Venezuela’daki Tren de Aragua çetesiyle ilişkilendirdi.
Caracas , Washington’ı delil uydurmakla suçlayarak ve ABD Başkanı Donald Trump’ın saldırıyla ilgili paylaştığı videonun yapay zeka kullanılarak çekildiğini öne sürerek iddiayı reddetti . İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, saldırıyı kınayarak, “Uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili hiçbir iddia denizde yargısız infazları haklı gösteremez” dedi.
Venezuela devlet başkanı Maduro, bu haftanın başlarında düzenlediği basın toplantısında, “kıtamızın son 100 yılda gördüğü en büyük tehdit” olarak nitelendirdiği durumu kınadı ve Venezuela’ya saldırılması halinde “silahlı mücadele dönemine” gireceği konusunda uyardı. O zamandan beri, yaklaşık 340.000 kişilik ordunun ve sekiz milyonu aştığını iddia ettiği yedek askerlerin seferber edilmesini emretti.
Pentagon, iki Venezuela askeri uçağının Perşembe günü uluslararası sularda bir ABD Donanması gemisinin yakınından uçtuğunu ve bunun “son derece kışkırtıcı” bir hareket olduğunu, gerginliğin yeni bir tırmanışa geçtiğini açıkladı.
Pentagon, Venezuela askeri uçaklarının ‘son derece kışkırtıcı bir hareketle’ ABD gemisine yaklaştığını iddia etti.
Üretici değil, geçiş noktası
Washington’ın iddialarına rağmen, Venezuela kendi başına çok az kokain üretiyor. Dünyanın en büyük tedarikçisi olan Kolombiya ile olan uzun ve geçirgen sınırı ve Karayip sularına erişimi, onu bir geçiş noktası haline getiriyor, ancak ana geçiş noktası olmaktan çok uzak.
Rouen Üniversitesi Çağdaş Latin Amerika Medeniyeti öğretim görevlisi Thomas Posado, “Venezuela kokain üreten bir ülke değil,” diyor:
“Başlıca üreticiler Kolombiya ve Peru. Venezuela, özellikle Kolombiya kokaini için daha çok bir geçiş ülkesi görevi görüyor.”
Bu rol son yıllarda azaldı. Posado, Guayaquil gibi Pasifik limanlarına ve üretim bölgelerine daha yakın konumuna işaret ederek, “Bu günlerde birincil geçiş ülkesi Ekvator ” diye açıkladı.
ABD tahminlerine göre Venezuela’dan yılda 200 ila 250 ton kokain geçiyor. Buna karşılık, yalnızca 2018’de Guatemala’dan yaklaşık 1400 ton kokain geçti .
‘Orantısız’ suçlamalar
Analistlere göre, Washington’ın Venezuela’ya odaklanması her şeyden önce siyasi. Posado, “Trump’ın suçlaması, Venezuela’nın oynadığı gerçek rolle orantısız” dedi.
Ekvator’a ise farklı bir politika uygulandığını ekledi:
“Ekvador, uyuşturucu gruplarının yoğun olarak nüfuz ettiği bir ülke ve Pasifik’e giden kokain için önemli bir çıkış noktası haline geldi. Ancak başkanı Daniel Noboa, Donald Trump’ın yakın bir müttefiki. Dolayısıyla ona yönelik agresif politikalar yok.”
Bu arada Venezuel’la, Washington’da “bölgede Rusya ve Çin’in düşman bir gücü ve müttefiki” olarak görülüyor .
2020’de ABD savcıları, Maduro ve 14 ortağını, Kolombiyalı silahlı gruplarla birlikte ABD’ye kokain kullanma komplosu kurmakla suçladı . Mahkemede kanıtlanamasa da, Washington’daki yetkililer onu, kaçakçılık, yasadışı madencilik ve yolsuzluk sözleşmelerinden kâr elde etmekle suçlanan Venezuelalı subay ve politikacılardan oluşan dağınık bir ağ olan “Cartel de los Soles” (“Güneşler Karteli”)’nin başı olarak tasvir ediyor.
ABD Hazine Bakanlığı’na göre, kartel adını Venezuelalı yetkililerin üniformalarındaki güneş şeklindeki armalardan alıyor ve “Tren de Aragua’nın yasadışı uyuşturucu selini ABD’ye karşı bir silah olarak kullanma amacında olduğunu iddia ediyor. Tren de Aragua, Latin Amerika genelinde gasp, cinayet, uyuşturucu ve insan kaçakçılığıyla uğraşıyor.
Posado, bu etiketin yanıltıcı olduğunu söylüyor:
“Bana göre, Medellín yani Pablo Escobar tarafından kurulan ve yönetilen güçlü ve son derece örgütlü bir Kolombiya uyuşturucu karteli gibi geleneksel anlamda gerçek bir kartel değil. Cartel de los Soles, bazı ABD’li isimler tarafından kullanılan siyasi bir yapı. Buna merkezi bir kartel demek abartılı.”
‘Jeopolitik bir manevra’
Washington, bölgedeki uyuşturucu kartellerine karşı operasyonlar düzenlemek üzere şu ana kadar yedi savaş gemisi, bir nükleer denizaltı, 4 bin 500’den fazla deniz piyadesi ve 10 F-35 savaş uçağını Porto Riko’daki bir havaalanına konuşlandırdı.
Ancak ABD Uyuşturucu Ajansı’nın verileri, Amerika’ya giden kokainin çoğunun artık Karayipler’den değil, Pasifik’ten geçtiğini gösteriyor. 2019’da sevkiyatların dörtte üçü Pasifik rotasını kullanırken, dörtte biri Karayipler üzerinden gerçekleşti.
Posado’ya göre bu, kampanyanın “gerçek bir uyuşturucu karşıtı stratejiden çok daha fazla jeopolitik bir manevra” olduğunu doğruluyor:
“Eğer bu gerçek bir kampanya olsaydı, Meksika, Kolombiya ve Ekvator ile iş birliği gerekirdi.”
“Ne büyük bir üretici ne de önemli bir geçiş ülkesi olan Venezuela’yı hedef alarak ABD, kendisini önemli ortaklarından uzaklaştırıyor ve Karayipler’deki eski ABD müdahaleciliği hayaletini yeniden canlandırıyor” diye ekliyor.
Analistler, askeri yığınağın uluslararası strateji kadar iç politikayla da ilgili olduğunu söylüyor. Trump’ın yakın müttefiklerinden Florida Senatörü Marco Rubio, Venezuela’da rejim değişikliği için çaba sarf ediyor ve saldırıları övüyor, Trump’ın çevresindeki diğerleri ise müzakereleri destekliyor.
Posado, “Bu bir uyuşturucuyla mücadele operasyonundan çok, bir güç gösterisidir” diyor.
/France24/











