Behice Feride Demir: Rojava ve Cogito Ergo Sum

Yazarlar

7 Ekim 2023’te sadece İsrail’in güvenliği değil, İsraillilerin varlığına kastedenlerin geleceği de tartışmalı hale geldi.

O tarihten bu yana Ortadoğu, her gün biraz daha eski aktör ve alışkanlıkları tarihe gömüp yeni yüz ve yöntemlerle asli düzenini arıyor. Öyle ki İsrail bile Altı Gün Savaşlarından bu yana izlediği kontrollü komşuluğunu bırakıp çevresini sağlamlaştırmanın derdinde.

Bu yüzden medya ve siyaset cenahının olup bitenleri ahitçiliğe, Sabetaycılığa, emperyalizme ve anti-emperyalistliğe dayandıran yalanlarına gülüp geçmek gerekiyor.

Güncel durum tespitinde İsrail’in tarih, toprak, ekonomi, laiklik ve güvenilirlik bağlamında yeni komşuluklara ihtiyacı var. Ve aranan özelliklerin bir kısmı Kürdistan’da da mevcut. Onlar artık bölgenin karar vericileri; Kürtler orada statü ihtiyacı olan milletlerden biri. Yani her iki milletin uzlaşabilir tahayyüllere sahip olmasında tarih dışı bir şey yok.

Örneğin: Yahudiler, 1948’de devlet olduklarında Kemalist Cumhuriyet 25, Modern Mısır 27, İran Şahlığı 23 ve diğer iki uydu devlet olan Suriye 3, Irak ise 16 yaşındaydı.

Adı geçen devletlerin hepsi de zamanında İsrail ile iş birliği yapmış. Mısır’ı bir tarafa bırakırsak; Kürt topraklarını bölüşen ve bölmek için kesintisiz planlara sahip olan İran ve Türkiye, 20. yüzyıl boyunca  bilhassa İsrail’e çok şey borçlular.

Ne yazık ki bu iki devlet, bölgeyi siyasi ve askeri olarak taşeronlaştırarak, medeniyetlerin armağanı olan etnik ve kültürel kozmopolitliği yok etti. 

Yetmedi; 21. yüzyılda cihadizmi hortlatarak gerici rejimlerin inşasına insan kaynağı oldular. Şiddeti, katliamı ve sefaleti bölgenin kaderi hâline getirdiler.

Bu nedenle, 7 Ekim’de iflas eden asıl olgu bu taşeronculuk faaliyetleridir.

Keza Yahudi halkına yaşam hakkı tanımayan köktenci fikir ve girişimlerin sahipleri, aynı zamanda Kürtlerin Kerkük’teki tarlasına, Kirmanşah’taki altın rezervine, Efrin’in zeytinine ve Lice’deki suyuna göz dikenlerin de maşasıydı.

Kürt kamuoyu 7 Ekim’den bu yana Rojava’nın pazarlıklara nasıl dahil edileceğini kaygı ile izlerken, yedek sultanlığa oynayan Bahçeli ilk perdeyi geçen sene, ikincisini de geçen hafta açtı.

Şimdi herkes pür dikkat olacakları ve Kürtlerin Rojava’daki “Cogito Ergo Sum” mücadelesini izliyor.

Çünkü Kürtler uzun zamandır tüm enerjilerini Federal Kürdistan ile Rojava’ya harcamış ve öncülük marjı da buralara kaymış durumda.

Hatta Federal Kürdistan’ın coğrafik durumu, diplomatik ve ekonomik olarak kuşatılması nedeniyle Kürt birliğinin liderliği de şimdilik Rojava’ya emanet.

1970 ve 2000 yılları arasında Başûr ve Bakûr’daki mücadeleyi aynı nesiller yürüttüğü için, değişen psiko-sosyal ve siyasal şartlara rağmen bu iki bölgenin siyasi ve bürokratik dünyası Soğuk Savaş’ın hantallıklarını ve şokunu atlatabilmiş değil.

Bu şokları atlatmak için Kürt halkı artık: genç, kendi kararlarını alabilen, içeride farklı düşüncelere saygı duyan, hesap verebilen, ulusal birliğini sağlayan ve dışa açılan yeni öncüler istiyor.

Bu nedenle Rojava; yeni nesil askeri düzeni, iletişim araç-gereçleri, müttefik oluşturma, kendi siyasi yapısını yaratma konusunda tamamen bu çağın içinde doğmuş ve buradan eğitilmiş bir aklı temsil ediyor.

Bir nevi Rojava, Kürtlerin uzun bir aradan sonra Doğu dünyasından koparak Batı ile uzlaşmayı açıkça benimsedikleri deneyim alanıdır. Diğer iki parçanın yanlışlıklarını, yorgunluklarını ve korkularını aşarak kendini yeniden tanımladığı yerdir.

Türkiye’nin Rojava’ya karşıki kurnazlıklarını bu sinerjiden ayrı düşünmek biraz zor.

Rojava’nın geleceği, polemik  kaldırmayacak kadar önemlidir.

Kürdistanlıların tüm fikri aidiyetleri bir kenara bırakarak buraya sahip çıkması ve siyasilerini göreve çağırmasından daha makul bir vatandaşlık görevi de yoktur.

Tıpkı dünyadaki tüm Yahudilerin İsrail’i ayakta tutmak için maddi manevi her türlü desteği verdiği gibi, Kürdistan halkı tüm gücüyle Rojava ile Rojava’daki yöneticilerin yanında ve eşitliğini düşünüyorlar.

Ya da kısaca,

Dürzistan olabiliyorsa, o halde Kürdistan’da olabilir !

İyi okumalar!

 

İlginizi Çekebilir

Aziz Odabaşı: Kürtlerin Umudu ve Türkiye’nin Algısı
Ali Engin Yurtsever:  Sürecin Adında Anlaşma Oldu Mu?..

Öne Çıkanlar