James Jeffrey: Suriye’de nasıl bir sistem olacağına, Suriye halkının karar vermesi gerekiyor

DünyaGündem

*Irak, 20 yıllık savaştan ve İran’a aşırı bağımlılıktan kurtularak uluslararası topluma yeniden entegre olmayı istiyor.

 *İrak’taki tüm ortaklarımızla güvenlik ilişkimizi sürdüreceğiz; Peşmerge güçleri ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti bu ilişkinin önemli paydaşları arasında yer alıyor. Onlarla ilişkimiz 2003’ten önceye dayanıyor ve devam edecek.

*Suriye’de nasıl bir sistem olacağına , Suriye halkının karar vermesi gerekiyor. Ve Suriye halkı bunu çözüyor gibi görünüyor. İlgili herkesle temas halindeyiz. General Mazlum ve Başkan Şara arasında 10 Mart’ta imzalanan bir yol haritası bulunuyor. Bunun üzerinde çalışıyorlar. Anlaşmazlıklar var, bu normal. Amerika Birleşik Devletleri herkesi desteklemektedir.  

ABD’nin eski Suriye Özel Temsilcisi  ve 2019-2020 yıllarında ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyon özel elçisi James Jeffrey, Rûdaw’a Irak ve Suriye’nin siyasai gündemine ilgili açıklamalarda bulundu.

 Rûdaw: Irak ile başlayalım. ABD ve Irak güvenlik ilişkilerinde yeni bir aşamaya giriyor. Sizce bu ortaklığın temel sütunları neler olmalı?

James Jeffrey: Temel sütun, her iki ülkenin ulusal çıkarlarıdır. Irak, 20 yıllık savaştan ve İran’a aşırı bağımlılıktan kurtularak uluslararası topluma yeniden entegre olmayı istiyor. Bunun kapısı Amerika Birleşik Devletleri’dir. ABD ise bölgedeki en önemli ülkelerden biriyle güçlü bir ilişki sürdürmek istiyor.

Herkesin bildiği gibi Irak, günde yaklaşık dört milyon varil petrol ihraç ederek OPEC’in ikinci en büyük ihracatçısı konumunda. Ayrıca büyük ve eğitimli bir nüfusa sahip. ABD’nin, Saddam Hüseyin’in devrilmesinden bu yana Irak halkıyla; kuzeydeki halklarla ise daha eski dönemlerden beri güvenlik ve diğer alanlarda derin bağları bulunuyor.      

 Peki, Irak ve Amerika Birleşik Devletleri gelecekteki güvenlik ortaklıklarını şekillendirirken, özellikle de Washington Irak’taki doğrudan askeri varlığını azaltmayı hedeflerken, Peşmerge güçleri bu güvenlik ortaklığında nasıl bir rol oynuyor?    

 İrak’taki tüm ortaklarımızla güvenlik ilişkimizi sürdüreceğiz; Peşmerge güçleri ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti bu ilişkinin önemli paydaşları arasında yer alıyor. Onlarla ilişkimiz 2003’ten önceye dayanıyor, 1990’larda Kuzey Gözcü Harekâtı dönemine kadar uzanıyor. ABD konsolosluğunu açık tutacak, Peşmerge ile güvenlik işbirliğini sürdürecek; daha da önemlisi, Irak’ın herhangi bir bölgesinde IŞİD faaliyetlerinde yaşanacak artışı yakından izleyeceğiz. IŞİD geri dönerse, onu yok etmek tüm Iraklılarla ortak çıkarımız olacaktır.

Yani, bahsettiğiniz gibi, Kürt Peşmerge güçleri ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin ABD ile 1991’den bu yana süregelen uzun bir geçmişi var. Hatta bundan da önce, Kürt halkı ile ABD arasında bazı bağlar mevcuttu. Peki, Trump yönetiminin güvenlik ortaklığının ötesinde Peşmerge’ye desteğini sürdürmesini bekliyor musunuz? Bildiğiniz gibi, Peşmerge ile Pentagon arasında bir mutabakat bulunuyor ve bu anlaşmanın gelecek yıl Eylül ayında sona ermesi planlanıyor.

 Amerika Birleşik Devletleri’nin bir güvenlik ilişkisini sürdüreceğinden hiç şüphem yok. Bunun mevcut mutabakatla veya onun yeni bir versiyonuyla olacağından oldukça eminim. Ancak başka araçlar da kullanılabilir. Önemli olan, Erbil’de veya Irak’ın başka bir yerinde bir kuvvet varlığımızın olup olmadığı ve bunu büyükelçilik ile büyükelçiliğe atanan askeri personel aracılığıyla yapıp yapmadığımızdır. Bunu mevcut mutabakatla veya yeni bir mutabakatla gerçekleştirmiş olsak da, bu desteğin devam edeceğinden eminim; çünkü bu, Irak’ın, Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin, Amerika Birleşik Devletleri’nin ve tüm bölge halkının çıkarınadır. Bölgedeki daha istikrarlı güçlerden biri olan Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile güvenlik ilişkisine sahip olmak büyük önem taşıyor.

Suriye hakkında konuşalım. Siz Suriye üzerine çalıştınız ve bu konuda önemli sezgilere sahipsiniz. Ahmed Şara’nın liderliğinde bir Suriye senaryosunda, Amerika Birleşik Devletleri’nin Kürtleri Şam’daki merkezi hükümetle bütünleşmeye yönlendirmesindeki temel hedef nedir?   

 Her şeyden önce, Suriye içinde daha fazla savaşa yol açabilecek ayrı bir oluşumun ortaya çıkması mümkün değildir. Irak’taki Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin özerkliği bile, Suriye’den farklı bir uluslararası iklimde ortaya çıkmış ve tarihsel bir önceliğe sahiptir. En önemlisi, Kürdistan Bölgesi Hükümeti 2003’ten çok önce Ankara ile oldukça yakın ilişkilere sahipti. Örneğin, Sayın (Celal) Talabani ve Sayın (Mesud) Barzani, benimle koordinasyon içinde 1990’larda Ankara’daki liderleri ziyaret ederlerdi. Oysa Suriye Demokratik Güçleri’nin (DSG) Ankara ile aynı olumlu ilişkilere sahip olduğunu söylemek mümkün değil. Aksine, arada gerilimler ve bazı şiddet olayları yaşandı. Bu durum da SDG’nin PKK geçmişinden kaynaklanıyor.  

Peki o zaman, ABD’nin buradaki çıkarı nedir? Bu, Türkiye’nin çıkarıyla örtüşüyor; çünkü Türkiye o bölgede yarı özerk bir yapı istemiyor. Peki ABD’nin çıkarı nedir? Bu durum, ABD’nin Suriye’de merkezi olmayan bir hükümet modeli görmek istemesiyle çelişmiyor mu?

ABD, Birleşik Devletler ve Almanya’da olduğu gibi özerk bir bölgesel sisteme sahip olup olmayacağınız ya da İngiltere veya Fransa’daki gibi merkezi bir sisteme sahip olup olmayacağınız konusunda normalde kararlar almaz; bu, Suriye halkının karar vermesi gereken bir şeydir. Ve Suriye halkı bunu çözüyor gibi görünüyor. İlgili herkesle temas halindeyiz. Şam’daki Suriyeliler, kuzeydoğudaki insanlar, General Mazlum ve Başkan Şara arasında 10 Mart’ta imzalanan bir yol haritası bulunuyor. Bunun üzerinde çalışıyorlar. Anlaşmazlıklar var, bu normal. Amerika Birleşik Devletleri herkesi desteklemektedir.  

 ABD, Şam ile Suriye’deki Kürtler arasındaki müzakerelere yön vermiyor mu?

Kesinlikle doğru.

 Yani, Amerika Birleşik Devletleri’nin iki taraf arasındaki bu müzakereleri dikte etmediğini söylediniz. Peki sizce ABD, Kürtlerin özerklik talepleri ile Arapların milliyetçi beklentileri arasında gerçekçi bir şekilde arabuluculuk yapabilir mi? Zira Araplar, merkezi olmayan bir Suriye’yi kendi toprak bütünlükleri açısından bir tehdit olarak görüyor.

Günün sonunda Amerika Birleşik Devletleri, Suriye halkının almak istediği her kararı almasına izin verecektir. Ancak bunu, ABD’nin herhangi bir bölgeyi askeri olarak savunmayacağı gerçeğinin bilinciyle yapıyoruz. Ayrıca merkezi olmayan bir Suriye modeli, komşu ülkelerden pek destek görmüyor; yalnızca İsraillilerin Dürziler için belirli bir desteği söz konusu. Bununla birlikte, bildiğiniz gibi, Amerika Birleşik Devletleri bu konuda bazı endişelerini dile getirmiştir.

Suriye konusuna dönersek, sizce Suriye devletinin geleceği nasıl şekillenecek? Şam’a bağlı savaşçılarla Dürziler ve Nusayriler arasında gerilimler ve çatışmalar gördük; Kürtler de benzer kaygılar taşıyor. Peki Amerika Birleşik Devletleri, Ahmed Şara’ya tamamen güveniyor mu, hâlâ onu test mi ediyor, yoksa davranışlarını değiştirmesini mi bekliyor?

ABD hükümeti adına konuşamam. Ancak şunu söyleyebilirim: Eğer ABD hükümetine danışmanlık yapıyor olsaydım iki noktayı vurgulardım. Birincisi, Ahmed Şara birleşik bir Suriye için diğer tüm potansiyel liderlerden daha güvenilir bir isimdir. İkincisi ise şu sorudur: Gerçekten başka bir alternatifimiz var mı?

Peki, İsrail ve Türkiye gibi bölgesel aktörlerin Suriye’deki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce Suriye’yi daha istikrarsız bir duruma sürüklerler mi?   

 Bu çok önemli bir nokta. Suriye’deki kendi deneyimlerime dayanarak şunu söyleyebilirim: Asıl mesele tek tek devletlerin Suriye’ye yönelik politikaları değil, bu politikaların birbiriyle uyumlu olup olmamasıdır. Yani Arap devletleri, Türkiye, İsrail, Avrupa, Birleşmiş Milletler ve Amerika Birleşik Devletleri aynı politika seti etrafında birleşebilseydi, Rusya ve İran daha sınırlı bir etki alanında kalırdı. Bu politikalar dünyanın en mükemmel çözümleri olmasa bile, tüm bu aktörlerin ekonomik, askerî ve diplomatik gücü düşünüldüğünde, Suriye’nin genel olarak doğru yöne ilerleyeceğine inanıyorum.

Şu ana kadar bu konuda büyük ölçüde bir birlik sağlanmış durumda. Kısmi bir istisna İsrail’dir. Ancak İsrail’in Şara hükümetiyle yoğun müzakereler yürüttüğünü ve son günlerde tarafların bir anlaşmaya yaklaştığını, üstelik bu sürecin İsrail tarafından reddedilmediğini görüyoruz. Dolayısıyla uluslararası toplumun Şara hükümetiyle çalışması açısından olumlu bir konumda olduğumuzu düşünüyorum.

İlginizi Çekebilir

Kuzey Kore lideri Kim: Amerika nükleer silahsızlanma talebinden vazgeçmeli
Trump anma töreninde Charlie Kirk’ü ‘Amerikan kahramanı’ ilan etti 

Öne Çıkanlar